Vatikan'da bir Türk casusu: Papa'nın tuvaletini bile izlemiş!

Mehmed Mazlum Çelik

Mehmed Mazlum Çelik

Papa’nın hacetini bile izleyen Osmanlı casusunun iddiası: Fransa veliahttı bir veled-i zina

Superhaber olarak Gölge “Aklın Bilinmeyen Tarihi” ismini verdiğimiz ve Youtube’da da belgesel tadında yayınlanacak yazı serilerimizde İslam devletlerinden Osmanlı’ya ve Cumhuriyetimize varıncaya kadar birbirinden ilginç istihbarat operasyonlarını, portrelerini ve olaylarını dikkate sunacağız.

Bir yandan Sultan Abdülhamit’in casus güvercinlerine uzanırken bir yandan MİT’in uzak Asya’ya uzanan operasyonlarına eğileceğiz. Devlet kuran istihbaratçılarımızdan Vatikan’a sızan casuslarımıza kadar geniş yelpazede daha önce denenmemiş bir seriyi ve arşivi bir araya getireceğiz.

Elbette başta Batılıların ve İsrail’in İslam dünyasına yönelik akla gelmeyen casusluk operasyonları da bu serinin içerisinde kendisine yer bulacak.

Bugünkü dosyamız Osmanlı ve Vatikan arasındaki tuhaf bir casusluk vakası hakkında.

Mehmet Selim Efendi diye bir casus var oldu mu?

Son dönemlerde bazı popüler videolarda ve gazete yazılarında Casus Mehmet Selim Efendi diye birisinden bahsediliyor.

İddialara göre Selim, bir casus olarak sızdığı Vatikan’da kardinalliğe kadar yükseliyor.

Ömrü vefa etmeyince Papa olamıyor; ama papalığın en güçlü adayıymış.

Konu Kanuni Sultan Süleyman’ın Selim Efendi’nin na’şını isteyip bir Müslüman olarak gömdürmek isteyince ortaya çıktığı ciddi şekilde yazılıyor.

Lakin ne bu bahsi geçen mektuba ne de dönemin hiçbir kroniğinde ulaşamadık.

Hele böyle bir meseleyi Evliya Çelebi gibi popüler tarih konularını yazmaya bayılan isimlerin ıskalaması mümkün olmazdı.

Dolayısıyla bu iddia zayıf delillere dayanıyor. Hatta bunun kurgu ve yalan olduğunu söylemek zorundayız.

Rodoslu Mehmet ve Sultan İbrahim Mektupları

Vatikan, Osmanlı toprakları binlerce casus yollamıştır.

Çoğu tüccar kılığında daha sonraki yüzyıllarda seyyah ve arkeolog olarak gelmişlerdi.

19. Asırda Vatikan’ın bu siyasetini İngilizler devralmıştır. Oxford Şarkiyat ve Arkeoloji Araştırmalarını kuran Albay Hogvart; sonraları Gertrude Bell ve Lawrence gibi isimleri yetiştirdiği biliniyor.

İngiltere’nin çatlak başbakanı Churchill ve efsane Generalleri Allenby de bu okula yolu düşenlerdendi.

Konumuza dönecek olursa Rodoslu Mehmet’e dair iddialar daha ciddi ve Vatikan’daki arşivlerde bu isim gerçekten de tuhaf şekilde geçtiğine dair izler mevcut.

Bizi tereddütte düşüren iki husus var. İlki mektupları kendi gözümüzle görüp okuyamamış olmaktır. Çoğunlukla yerli ve yabancı ikincil kaynaklara bağlı kaldık.

İkinci huşus; meselenin Deli olarak bilinen Sultan İbrahim döneminde geçmesidir bu tek başına iddiayı zora sokuyor.

Sultan İbrahim döneminin acayiplikleri

Sultan İbrahim döneminde Kösem Sultan, Cinci Hüseyin, Şekerpare Hatun gibi tarihimizin karikatür tipleri yaşamış ve saraya hâkim olmuşlardı.

Padişah da bebeğini alıp yere vuracak kadar akli melekeleri bozuk ki nitekim bahsi geçen bebek Dördüncü Mehmet’ti.

Padişah bu darbeden kaynaklı yara izini bir ömür alnında taşıyacaktı.

Ne yazık ki Varvari Ali Paşa bu deliliğe son vermek için Sivas’tan İstanbul’a kadar yürümüş; ama devrin oyunlarına mağlup olmuştu.

Rodoslu Mehmet ve Sultan İbrahim mektuplaşmaları

30 Yıl Savaşları sonrası Vatikan gücünü yeniden tahkim etmeye çalışması İstanbul’dan da takip ediliyordu.

Rodoslu Mehmet, tüccar kılığında Vatikan’a ve Fransa’ya önemli seyahatler yapar.

Burada nasıl başardıysa önemli din adamaları ve soylularla dostluk kurar.

Vatikan’ın Fransa üzerinde sahip olduğu gücü an be an Sultan İbrahim’e aktarır. Mektuplarda olduğu iddia edilen iki detay son derece önemlidir.

Birincisi Vatikan’da Papa’nın günlük rutinlerinin raporlanmasıdır. Bu doğruysa eğer; Osmanlı casusu Papa’nın yanına kadar sızmış demektir.

Öyle ki Rodoslu Mehmet, padişaha Papa’nın günde kaç kez hacete gittiğini bile raporluyordu.

İkincisi Fransa sarayında meydana gelen birçok hadisenin İstanbul’a anında ulaşmasıdır.

İstanbul, Sen Nehrinde cesedi yüzen bürokratların ölüm nedenleri Fransız makamları kadar iyi bildiği gibi sarayın çarpık ilişkilerine de son derece hâkimdi.

Mesela bunların başında Fransa Kralı XIII. Louis ebter olduğu ve Güneş Kralı XIV. Louis olarak tahta çıkan kişinin bir veledi zina (piç) olduğu İstanbul’a rapor ediliyordu.

Rodoslu Mehmet’in iddialarına göre bu operasyonun arkasında Fransa’yı yeniden şekillendiren Vatikan bulunuyordu.

Tüm bu gelişmelere rağmen Osmanlı bir kaosun içerisindeydi. Vatikan’ı da Fransa’yı da yakından takip edemedi.

Rodoslu Mehmet’in de akıbeti belirsiz bir hal alıyor.

Sultan İbrahim dönemine dair kayıp birçok şey gibi bu mektuplara da ulaşamıyoruz. Lakin Batı’da, Vatikan arşivlerinde bu nüshaların muhafaza edildiğine dair izler mevcut.

Eğer böyle ise Rodoslu Mehmet de bir noktada deşifre olmuş demektir.

Bu konuda meselenin izini sürmek ve gerçeği ortaya çıkarmak genç tarihçilere düşüyor.