Yandex

Japonya’nın Türk sevdası! Osmanlı’dan bugüne ibret aldıkları Türkiye

Japon hükümeti son açıkladığı savunma paketiyle Çin’e karşı kıyılarını güvenli hale getirmek adına on milyarlarca Dolarlık savunma sanayi yatırımı yapacağını açıkladı.

Bu anlamda Japonlar, Türklerin son yıllarda geliştirdiği İHA’lar başta olmak üzere savunma sanayi teknolojisine büyük ilgi gösteriyor. Türklerin yalnızca gelişmiş silah sistemleri değil, başarı hikayeleri de Tokyo’nun radarında.

Bununla ilgili uluslararası basında çıkan haberlere bakacak olursak kısa bir süre içerisinde Japonların Ankara’nın kapısını çalacağı aşikâr.

Japonya’nın Türk sevdası! Osmanlı’dan bugüne ibret aldıkları Türkiye

Japonya’nın Türk atılımına hayranlığı yaklaşık bir asır önce bizler için Japonlar tarafından hazırlanan acı bir raporu hatırlattı.

Türk Japon ilişkilerinde tuhaf etkileşim ve bir ataşenin notları

Sultan Abdülhamit’in son dönemlerinde devleti kurtarma reçeteleri arayan aydınların ilgisini çeken ülkelerin başında Japonya geliyordu.

Bilhassa Japonların, Osmanlı’nın kadim düşmanı Ruslar karşısında elde ettiği askeri zaferler başta Mehmet Akif Ersoy ve Abdürreşid İbrahim gibi İslamcı mütefekkirleri bu ülkeyi tanımaya sevk etmişti.

Osmanlı aydınları Japonya’nın yükselişini idrak etmeye çalışırken Japonlar da Türklerin Batı karşısında kurdukları muhteşem imparatorluğu nasıl yıkımın eşiğine getirdiğini öğrenmeye çalışıyordu.

Başka bir deyişle Türkler, Batı karşısında nasıl ayakta kalacağının yolunu bulmak için Japon örneğini incelerken Japonlar da Batı karşısında ileride meydana gelebilecek bir yıkımı engellemek adına Osmanlı’ya ilgi duyuyordu. Japon aydınlarına göre; Osmanlı günün sonunda bir Asya imparatorluğuydu ve Batı karşısında yaklaşık 600 yıllık tecrübeye sahipti.

Japonya’nın Türk sevdası! Osmanlı’dan bugüne ibret aldıkları Türkiye - Resim : 2

Bu minvalde Osmanlı topraklarına gelen imparatorluğu askeri, ekonomik, sosyal ve politik anlamda inceleyen Tetsunosuke Kobayashi’nin “Galata Kulesi’nden” isimli eserindeki birbirinden sıra dışı tespitlerle baş başa bırakalım. Üstelik bu eser İkinci Meşrutiyet ve Cihan Harbi arasında kaleme alınmış olması değerine değer katmaktadır.

Kobayashi’nin en çarpıcı tespiti Türklerin içinde bulunduğu vaziyettir. Büyük bir imparatorluğun bu denli çöküşünü Japonlar için ibret verici görmektedir:

“Tüm balkan adalarına boyun eğdirmek bir yana, gemilerini hazırlayarak Akdeniz’de ticari haklar kazanmış Afrika, Suriye, Küçük Asya ve Karadeniz sahillerini emri altına alan Osmanlı İmparatorluğu nasıl kendini bu hallere getirmişti. Bugünün imparatorlukları araştırmak gerekirse, günümüzün eski imparatorluklarını da tekrardan araştırmamız gerekmektedir. Yok olmuş ülkeleri araştırmak için malzeme azdır. Çin’den söz etmeye gerek bile yok, İspanya da ilginçtir ve Türkiye’de kaynakların çok olması nedeniyle yeterince önemli olduğunu düşünüyorum.” (Galata Kulesi’nden)

Seyyahımızın bir diğer tespiti yine acı vericidir. Türkler bugünün karanlığını görmezden gelerek geçmişin parlak zaferlerine sığınmaktadır:

“Biz gençken…” sözü, çoktan ölmüş yaşlı insanların ağızlarına doladıkları laftır. Türkiye şimdi, atalarının işlerinden gurur duymaktan daha çok, bu mükemmel zaferlerini utandırmamak için, çok fazla çalışmaları gerektikleri sonbaharda olmalarına rağmen, büyük çoğunluğunun hala şanlı geçmişlerinin hayalleri içinde olduklarını hissetmem, benim hala Türkiye’yi tanımamış olmamdan mı kaynaklanıyor.” (Galata Kulesi’nden)

Bugün olduğu gibi o zamanlarda da (1900-1914) çok fazla Japon görmeye alışık bir millet değiliz. Şu an elbette turist olarak görüp misafirperverlikte kusur etmemeye çalışsak da bahsi geçen yıllarda Osmanlı’da her taşın altında bir ajan bulunmaktaydı. Dolayısıyla Japon misafirimiz çekik gözleri ve sert ses tonuyla fazlasıyla dikkat çekiyor ve mütemadiyen soruşturmaya uğruyordu.

Kobayashi, bu savaşta Avrupalı devletlerin birleşerek bir Asya ülkesi olarak gördüğü Osmanlı’ya saldırması sonrası muhtemeldir ki empati kurar ve Türklerin zaferini yürekten ister:

“Türkiye’nin kazanmasını istenmesi insanlık gereğidir.” (Galata Kulesi’nden)

Tetsunosuke Kobayashi, Japoon devletinin desteklediği bir seyyah olarak topraklarımıza geldi. En büyük amacı Batı karşısında harikulade bir imparatorluk kuran Türklerin 1900-1914 yılları arasında kendilerini nasıl bu denli zelil hale düşürdüğünü anlayarak Japonları olası bir akıbet konusunda uyarmaktı.

Yaklaşık bir asır sonra Japonlar, güneşi cebinde kaybeden Türkleri tekrar incelemek istiyor. Bu kez bilhassa savunma sanayide bu başarıyı nasıl yakaladığı ve küllerinden yeniden doğuşu uzaklardaki bu insanların dikkatini fazlasıyla çekiyor. Dolayısıyla Japonlarla yapılacak olası İHA ticareti basit bir ticaret olmayacaktır.

Benzer tecrübeleri yaşamış iki medeniyetin tecrübe aktarımı da şüphesiz bu sürecin parçası olacaktır. Bu yüzden başta İsrail İHA’ları seçeneği de olsa Japonların muhtemel tercihi Türkler olacaktır.

*Daha ayrıntılı bir okuma için Uğur Altın’ın “20. Yüzyıl Başlarında Japonların İstanbul’da Enformasyon Faaliyetleri: Kobayashi Tetsunosuke’nin ‘Galata Kulesi’nden’ Eseri”adlı kapsamlı akademik çalışması incelenebilir.

Diğer Yazıları