Malcolm X’in önemli durağı: Allah’ı en çok Gazze’de hissettim
ABD derin devletine, ırkçılara ve çürümüş cemaatlere tek başına savaş açan ve bu uğurda şehit olan Malcolm X’in seyahatlerineƒ bugün de hayranlıkla bakıyoruz.
Mekke, Medine, Kudüs ve İstanbul gezilerine dair çok şey biliyoruz; ama Malcom’un gittiği ve en çok etkilendiği şehir kendi ifadeleriyle Gazze’ydi.
1952 yılında hapisten çıkan Malcolm, cemaat içinde hızla yükseldi. Cemaatin sporcular ve ünlülerin cemaatten uzak tutulması yönündeki katı tutumuna rağmen, Muhammed Ali Clay’i cemaate alması aslında otoriteye ilk meydan okumasıydı. 1961 yılında Elijah’ın hastalığı sırasında cemaate önder olma ihtimali birçok kliği harekete geçirdi. Malcolm, cemaatteki güçlü hatipliği ve sempatikliğine rağmen siyaseten zayıf bir karakterdi. Liderine körü körüne bağlıydı ve arka planda dönen siyasi oyunları çok geç fark ediyordu.

Elijah, rahatsızlığını atlattıktan sonra vekili Malcolm’ın hareket alanını yavaş yavaş sınırlamaya başladı. Malcom, bunu fark ettikten sonra Elijah’a olan bağlılığı zayıflamış ve onun ahlaki arızalarını daha net görmeye başlamıştı. Nihayet, aklından ve kalbinden geçen her şeyi açık yüreklilikle ifade etmekten çekinmeyen Malcom bunları da açık dile getirince cemaatteki tasfiye süreci başlamış oldu.
Öyle ki İslam’a kazandırdığı Muhammed Ali bile selamını almıyordu Malcolm ABD’den dışarı çıktığında İslam’ın onun küçük dünyasından çok daha büyük olduğuna şahit olacaktı.

Gazze ziyareti
Malcolm’ın seyahati çoğunlukla İstanbul, Kahire, Kudüs ve Mekke ile anlatılageliyor. Oysa, Kudüs ziyaretinden hemen sonra uğradığı şehir Gazze’ydi.
Bu ziyarette kendisine refakat eden isim de son derece önemliydi; çünkü Malcolm’ın İslam’ın en büyük düşmanı olan Siyonizm’i çıplak gözle görmesini sağlayacaktı: Şair Harun Haşim Reşid…
Reşid, Malcolm’a Han Yunus katliamını, Siyonist mobbingi ve İsrail’in kirli küresel siyasi çarkını tüm ayrıntılarıyla anlatacaktı. Bu ziyaretten fazlasıyla etkilenen Malcolm, Gazze’yi “Allah’ın varlığını en fazla hissettiğim şehir (Gazze)…” ifadeleri ile tanımlayacaktı. Gazze’den Kahire’ye geçtiğinde ise ilk yaptığı şey ise meşhur “Siyonist Mantık” yazısını kaleme almak olacaktı.
Bu yazı Malcom’ın Siyonizm ve Filistin mücadelesi hakkındaki görüşlerini öğrenmemizi sağlamaktadır.
Siyonizm, Avrupa’nın sömürgeciliğine talip
Malcolm’a göre; dini bir temele dayansa da Siyonizm her şeyden önce köhne fikirlerle donanmış yeni bir sömürgecilik anlayışıdır:
“Bu İsrailli Siyonistler, dinsel olarak, Yahudi Tanrılarının, köhnemiş Avrupa sömürgeciliğinin yerine yeni bir sömürgecilik biçimi koymak için onları seçtiğine inanıyorlar; üstelik bu o kadar iyi gizlenmiş ki, Afrikalı kitleler hâlâ sömürgeleştirildiklerinin farkına varmadan, Afrikalı kitleleri, kendi "ilahî" otoritelerine ve rehberliğine gönüllü olarak boyun eğmeleri konusunda kandırmalarını sağlayacak.”
Malcom’a göre Siyonizm; Afrika, Ortadoğu ve Asya halklarını bölmek ve parçalamak gibi bir amaç taşıması münasebetiyle Avrupa’dan güçlü şekilde destek görmektedir:
“20. yüzyıl emperyalizminin bir numaralı silahı Siyonist dolarcılığıdır ve bu silahın temel dayanaklarından biri de Siyonist İsrail'dir. Sürekli entrika çeviren Avrupalı emperyalistler, İsrail'i, Arap dünyasını coğrafî olarak bölebileceği, sızabileceği ve Afrikalı liderler arasına ayrılık tohumları ekebileceği ve ayrıca Afrikalıları Asyalılara karşı bölebileceği bir yere akıllıca yerleştirdiler.”
Ayrıca Malcolm’a göre Siyonizm; Arap ülkelerini sürekli silahlanmaya zorlaması sebebiyle ekonomilerine zarar vermekte ve kalkınmalarını geciktirmektedir. İsrail hükümetlerinin o dönem için Afrikalı liderlerle kurduğu dostane ilişkileri şiddetle kınar ve bunun tek amacının Afrikalı halkları Müslüman dünyası ile bağlarını koparmak arzusuna dayandığını söylemektedir.
Malcom birçok şehre gitmişti; ama Gazze’de yeniden doğmuştu.

Yeniden doğuşların memleketi Gazze yenildi mi?
Netanyahu; Ebu Ubeyde, İsmail Haniye ve Yahya Sinvar’ın şehadetinden bahsederken yeni Selahaddin Eyyubilerin doğmasına engel olduklarını söyledi.
Oysa doksanların başında yürüttükleri İslam’ı kötüleme politikaları Hollywood yayınları, Mossad çıkışlı DAEŞ imajı Gazze’nin asil mücadelesi ile yerle yeksan oldu.
Dünyanın her yerinde akademisyenler, öğrenciler ve vicdanı olan tüm insanlar Siyonizm’in nasıl bir cinnet olduğunu gördü. Politikacılar da ülkelerine ne kadar ihanet içerisinde olurlarsa olsunlar bu hakikate eninde sonunda boyun bükecekler.
Yeniden doğuşların memleketi olan Gazze; Malcolm’ı hayata döndürdüğü gibi kendisini büsbütün feda ederek tüm insanlığın yeniden doğuşuna ilk kıvılcımı yaktı. Yalnızca İslam dünyasında yeni Selahaddin Eyyubilerin ve Nureddin Zengilerin doğuşuna öncülük etmedi. İspanya’nın asil duruşundan görüyoruz ki yeni II. Friedrichlerin ve Aslan Richardlar için Batı Âleminin de üstündeki ölü toprağı kaldırmış oldular.
Ve elbet bir gün Gazze’nin kendisi de küllerinden yeniden doğacaktır.