ABD istemese değerli madenler unutulmuş muydu?

Mehmed Mazlum Çelik

Mehmed Mazlum Çelik

ABD’deki laboratuvarlarda üretilen bir çipten tutun da fabrikadan henüz çıkmış bir uçağa varıncaya değin çağımızın teknolojilerinin en temel elementi Eskişehir’de çıkan Nadir Toprak Elementleri madenleri sayesinde üretilebiliyor.

Yüksek teknoloji, haberleşme, inovasyon ve istihbarat gibi konular nadir toprak elementlerine göbekten bağlıdır.

Bu elementler şu anda yıllık 325 milyar Dolarlık bir Pazar piyasasına sahipken kısa bir süre içinde 1 Trilyon Dolara Pazar payına ulaşması bekleniyor.

Nadir Toprak Elementlerine bağlı sektörlerin piyasaları ile 1 Trilyon Doları çoktan aşmış durumda bulunmaktadır ve bu sektörler NTE (Nadir Toprak Elementleri) olmadan varlığını sürdürmesi mümkün değil.

Dünyanın en büyük NTE müşterisi ABD konumundadır ve bunun tamamına yakınını Çin’den tahsil ediyor.

Başka bir deyişle ABD teknoloji sektörü Çin’e göbekten bağlı durumdadır.

Bize verilmeyen F-35 uçaklarından tutun da ABD’nin ihtişamlı Virginia sınıfı denizaltıya varıncaya dek ABD ordusunun belkemiğini oluşturan unsurlar NTE’nin olmazsa olmaz unsurları arasında bulunmaktadır.

ABD, NTE rezervlerinde Çin’e olan bağımlılığını Ukrayna üzerinden bitirecekti; ama bugün Ukrayna’daki NTE’nin yarısına yakını Rus işgali bölgelerde olması ABD’yi yeni arayışlara zorlamaktadır.

Bu anlamda Grönland önemli bir alternatiftir. Bu sebeple Trump burayı işgal etmeyi ciddi şekilde düşünmektedir. Oysa buradaki rezervler hem sınırlı hem coğrafya sıkıntılıdır.

İşte tam bu noktada Çin’den sonra en büyük potansiyel ve rezerve sahip ülke Türkiye’dir. Bu anlamda ABD Başkanı Trump’ın gözünü Türk rezervlerine dikmesi hiç tesadüf değil. Oysa ABD ve Batı bizi bir maden olarak değil de kaderleri olarak görmek zorunda ya da biz bu şekilde göstermek zorundayız.

NTE hangi sektörlerde kullanılır?

NTE kabaca sayacak olursak lantanitler lantanyum (La), seryum (Ce), praseodimyum (Pr), neodimyum (Nd), prometyum (Pm), samaryum (Sm), evropiyum (Eu), gadolinyum (Gd), terbiyum (Tb), disprosyum (Dy), holmiyum (Ho), erbiyum (Er), tulyum (Tm), iterbiyum (Yb) ve lütesyum (Lu) gibi maddeler sayılabilir.

Bunlar telefon teknolojisi (Haberleşme), elektrikli araçlar, TV’ler, rüzgâr tribünleri, radarlar başta olmak üzere savunma sanayisi ürünleri olmak üzere yüksek teknolojinin en temel maddelerini oluşturur.

Çin; Japonya ve Güney Kore gibi teknoloji üretimine dayalı komşu ekonomilerini terbiye ederken en çok NTE silahını kullanmakta ve Rusya’da Ukrayna’dan NTE yataklarını alarak bölgedeki en önemli aktör konumuna gelmiştir.

ABD ise fiyat manipülasyonu ve ambargolarla Çin ve Rusya’yı denetim altında tutmaya çalışsa da bu sürdürülebilir bir politika değildir.

NTE ile alakalı en güç durumlardan birisi de onu işlemek ve madenciliğini yapmaktır. Dolayısıyla Türkiye ve Ukrayna rezervleri şu anda işlenmiş ve piyasaya sürülebilmiş değildir.

Özellikle disprosyum ve terbiyum elementlerinin neredeyse ABD’nin elinde hiç olmaması ve bu elementlerin Türkiye’de yoğun olarak bulunması ilgiyi ülkemize çekmektedir.

Türkiye’nin rezervleri ve planları

Türkiye’nin en yoğun rezervleri Beylikova’da bulunmaktadır. Yıllık 1.2 Ton üretim kapasitesinin 2028’de hayata geçmesi beklenmektedir.

Tüm çabamıza rağmen 2028’de kapasitemizin yalnızca 600’de 1’ini hayata geçirmiş olacağız ki bu tarihte NTE’nin piyasası 1 Tirilyon Dolara ulaşacağı düşünüldüğünde büyük pastadan payımıza çok az düşmektedir.

Bu rakam 2035’te dahi ancak 2.5 Ton’a ulaşabilmektedir.

Geleceğin petrolü hatta daha da değerli madeni konumundaki NTE’ler için Türkiye’nin çıkar-sat modeli son derece yanlış olacaktır.

Türkiye bu pastadan gerçek payını alabilmek için rafinesi de kurabilmek zorundadır. Şu anda petrol zengini ülkelerin yaşadığı bazı temel krizler söz konusudur.

Öncelikle Petrol zengini ülkeler petrolünü sadece çıkar-sat modeli ile piyasaya sürüyor. Bu da ekonomisine ciddi bir kaynak sağlamamaktadır. Ayrıca bu model ülke ekonomilerini hantallaştırmakta ve bağımlı hale getirmektedir. Sıcak paranın doğru yatırımlara dönüştürülememesi orta ve uzun vadede devletlerin kurumsal çöküşünü hızlandırmaktadır.

Türkiye; NTE konusunda rafine ve teknoloji üretimi gerçekleştirmek zorundadır. Bunun için güçlü bir teknoloji transferi yapmak zorundadır. Ayrıca NTE’nin potansiyeli ve dünya tarihi bize öğretmiştir ki Türkiye siyaseten sıkıştırılacaktır. Özellikle politikacılarımıza sömürge valisi muamelesi yapılacağı aşikârdır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buna rıza göstermeyeceği aşikâr. Zaten Batılı think thank kuruluşları NTE konusunda Batı’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan sonrası adım atması gerektiğini ve planlarını şu an açık etmemesi gerektiğine dair projeksiyonlar sunmaktalar.

Maden, rafineri ve AR-GE bu süreçte Türkiye için birbirinden ayrılamaz üçayaktır.

Bunların birbirinden ayrılmamasını sağlayacak yegâne unsursa politika kurumundaki istikrar ve güçlü irade olarak karşımıza çıkıyor. Jeoloji, teknoloji ve diplomasi birbirinden ayrıldığında NTE zinciri kopmakta ve artan maliyetler bu elementleri ülke yararına kazandırılmasını imkânsız kılmaktadır.

Bor, Toryum, altın… gibi sayısız elementlerde hatalarımız oldu. NTE’de yapacağımız hataların sadece ekonomik bedeli olmayacak, egemenliğimiz de risk altına girmiş olacak.

Bor ve Toryum meselesini NTE’den bağımsız şekilde sonraki dosyamızda ele alacağız.