“Bazı insanlar vardır; geçtikleri yerde iz bırakır, gönüllerden silinmezler.”

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu

Bir Memleket Çocuğu, Bir Büyük Yürek

Bazı insanları anlatmak zordur; çünkü onlar yaptıkları iyiliklerin konuşulmasını istemezler. Özdemir Bayraktar ağabeyimiz tam da böyle biriydi. Hayatta olsaydı bu satırları yazmama asla izin vermezdi. Ama artık bu güzel anıları sizlerle paylaşmak, onun bıraktığı izleri görünür kılmak bir borç oldu.

Özdemir Abi ile aynı topraklardan geliyorduk; ikimiz de Trabzon Sürmene’den. Onu tanıdığımda sanki dedemi, babamı görür gibi oldum. Doğru sözü doğrudan söyleyen, dobra, yüreği temiz bir Karadeniz insanıydı. Bu dobralık bende de biraz vardır; bu yüzden çok kişiye yaranamamamışımdır belki de. Ama biliyorum ki onun gibi çalışmak ve mücadele etmek, insana en büyük şeref.

Hemşeri değil, Vatan Sevdalısı

Özdemir Abi sadece Trabzonlu değildi; o, ayırımsız bir ülke âşığıydı. Bir gün kendisinden küçük bir yardım istedim. Trabzon’daki bir ortaokulda matematik öğretmeni olan akrabam, çalışkan öğrencilere tablet alabilmek için arkadaşlarıyla aralarında para topluyordu. Ben de bir tablet alarak destek olmak istedim ve çevremdeki birkaç kişiden de birer tablet bağışlamalarını rica ettim.

Özdemir Abi’ye durumu anlatınca sadece “IBAN’ını ver” dedi. Sabah kalktığımda gözlerime inanamadım: Tam 148 adet tablet alacak parayı göndermişti! Tabletler Trabzon’un tüm ilçelerine dağıtıldı. Yerel gazetelerde “hayırsever hoca” diye benim fotoğraflarım boy boy çıktı. Durumu gururla kendisine anlatmak istedim ama beklediğim tepkiyi alamadım. “Uşağım, memleket sadece Trabzon’dan mı oluşuyor?” diye sitemle karışık sevgiyle azarladı. Bunun üzerine Şırnak’tan Hakkari’nin dağlarına kadar tabletler göndermeye başladık. Bu seferberliğe komutanlarımız da gönülden destek verdi.

— ✦ —

Askerlerimiz İçin Tehlikeye Atılmak

Günlerden bir gün Şırnak dağlarında yıldırım çarpmasından askerlerimizin şehit olduğu haberi geldi. Özdemir Abi beni aradı ve “Hazırlan, Gabar’a gidiyorsun” dedi. Bir an bile düşünmedim. Uçakla en yakın noktaya, ardından sivil bir minibüsle ıssız ve mayınlı yollardan geçerek Akçay Tugayı’na ulaştım. Ardından helikopterlerle Sessizceden başlayarak tüm üs bölgelerini dolaştım.

O dönemde askerlerimiz yıldırımdan korunmak için yalnızca tüfeklerinin namlusunu aşağıya çeviriyorlardı; bunun ötesinde doğru dürüst bir talimat yoktu. Tüm üslerde yıldırımdan korunma yöntemlerini tek tek anlattım. Türk Silahlı Kuvvetlerinde bir Askeri Meteoroloji Birimi bulunmuyordu ve ne yazık ki bugün halen yok. Bu konuyu gördüğüm her rütbeliye anlatıyorum ama henüz somut bir adım atılamadı. İnşallah bir gün bu birim kurulacak ve askerlerimiz daha güvende olacak.

— ✦ —

Vizyon Sahibi Bir Öncü

“Rektör Ol” Dediğinde...
Özdemir Abi İTÜ’lüydü; bizim de İTÜ’den ağbeyimizdi. Bir gün aradı ve beni İTÜ rektörlüğüne aday olmam için teşvik etti. Hayatımda hiçbir göreve talip olmamış biri olarak bu teklifi kabul edemedim; “görev istenmez, verilir” mantığıyla yaşamışımdır hep. Bu öneriyi eşim dahil hiç kimseye söylemedim.

Derken bir gün fakültede dekanlar ve bölüm başkanları toplandı, beni de çağırdılar. Rektörlük dekanlığa bir konuda haksız baskı yapıyormuş. “Özdemir Bey’e söyle de kulağını çeksin” dediler. Telefonu açıp durumu anlattığımda Özdemir Abi’nin cevabı unutulmazdı: “Uşağım, sana rektör ol demedik mi? Şimdi böyle uğraşır durursunuz.” Oradaki arkadaşlar bunu kendi ağzından duyunca şok oldular. O şaşkın yüzlerini hiç unutamıyorum.

Bilime ve Doğru Bilgiye Adanmış Bir Ömür

Özdemir Abi sürekli “bir bilene danışma” peşindeydi. Nükleer fizikten organik kimyaya kadar her konuda sokaktaki birini değil, bilimsel olarak o alanın en yetkin ismini bulup bilgilenmeyi isterdi. Benden de bu konuda destek bekliyordu. Bir gün Sarıyer’deki denize sıfır evine bizi ailece davet etmişti. Ama kendisi orası yerine İkitelli’deki atölyede yatıp kalkıyordu. Atölyeye her gittiğimde bana uzun brifinglerden sonra komşu atölyeleri de gezdirirdi. Sanırım başarılı işler yapan insanları tanımamızı ve onlardan ilham almamızı isterdi.

— ✦ —

Akıncı’nın İlk Adımlarına Tanıklık

Kendisiyle fakültede tanıştım. Çoluk çocuk gelip İHA semineri veriyorlardı. Koridordan geçerken seminer odasının kapısı açıktı. İçeri baktığımda sanki akrabalarım gelmiş gibi sıcak bir hava hissettim. O günlerde İstanbul AKOM’da danışmanlık yapıyordum. İHA’ların sanayi yangınlarında, trafik yönetiminde ve deprem gibi afetlerde çok büyük işler başarabileceğine yürekten inanıyordum. Bu vizyonu anlattım ama ne yazık ki o dönemin belediye yöneticilerine kabul ettiremedik. Aradan 15-20 yıl geçtikten sonra aynı kurumlar İHA kullanmaya başladı. Ama yanlarına bir Akıncı geldiğinin o gün farkında değillerdi.

Zeytindalı’ndan Kitabın Sayfalarına

Afrin-Zeytindalı Harekâtı’nda İHA operatörlerini yakından gözlemleme fırsatım oldu. Batman’da uçuşları takip ettim. Selçuk hangarda, ben otelde kalıyordum. Ailece işleriyle yaşıyor, yatıp kalkıyorlardı; büyük bir aile gibiydiler. Bu tecrübelerin ardından “Havacılık Meteorolojisine Giriş” adlı kapsamlı bir kitap yazdım. Ne acıdır ki kitap yayınlanmadan Özdemir Abi aramızdan ayrıldı.

Kitabı “Akıncı Özdemir Bayraktar’a” ithaf edeceğimi söylediğimde Haluk Bey biraz şaşırdı. Ama Akıncıların Osmanlı tarihindeki öncü rolünü hatırlattığımda ne demek istediğimi anladı. Bugün Akıncı İHA’lar için meteoroloji eğitimi vermekten ve Özdemir Abi’nin gerçekten de bu çağın en büyük Akıncı’sı olduğunu görmekten büyük mutluluk duyuyorum.

— ✦ —

Son Söz: Gönüllerden Silinmeyen İnsan


Özdemir Bayraktar ağabeyimiz, sadece Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayisine değil, hepimizin gönlüne de derin bir iz bıraktı. O, gösterişten uzak, sesiçce iyilik yapan, vatanı için gece gündüz çalışan, bilime ve doğru bilgiye tutkuyla bağlı bir insandı. Atölyesinde geceledi, dağlarda yattı, dağların ardındaki çocuklara tablet gönderdi, askerlerimizin güvenliği için seferber oldu ve Türkiye’nin göklerini koruyacak teknolojilerin temelini attı.

Allah herkesin karşısına böyle iyi ve örnek insanlar çıkartsın. Ağbeyimize de gani gani rahmet eylesin. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Saygı ve sevgiyle...