Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu yazdı: İstanbul Kadısı Olsaydım Yarın ve Cuma Günü İçin Ne Derdim… Dünkü selin korkusuyla değil, yarının tahminiyle karar verelim
14 Ekim’de İstanbul’un bazı semtlerine bir ayın yağmuru bir günde düştü. Maslak’ta 100 milimetreyi aşan, Eyüp ve Büyükçekmece’de 80–90 milimetreyi bulan yağış; su basan alt geçitler, mahsur kalan araçlar, saatlerce süren trafik… Şimdi herkesin aklında aynı soru var: Yarın ne olacak?
Afet yönetiminde yıllardır gözlediğim bir davranış var; ben buna “yatık S” diyorum. Büyük bir olaydan hemen sonra uyarılar tavan yapar: her bulut sel, her esinti fırtına sayılır. Birkaç gün bir şey olmayınca ilgi söner, uyarılar dibe vurur; mazgallar yeniden tıkanır, dere yatağına yeniden duvar örülür. İki uç da tehlikelidir. Tepedeki panik, gereksiz kapanmalarla uyarıya olan güveni aşındırır; dipteki unutkanlık, bir sonraki afeti hazırlıksız karşılar. Kararı dünkü korkuya göre değil, yarının tahminine göre vermeliyiz.
Tahmin ne diyor? Avrupa (ECMWF), ABD (GFS), Almanya (ICON), Norveç ve İngiltere hava tahmin merkezlerinin modellerini ve 50 ile 30 farklı senaryodan oluşan topluluk (ensemble) tahminlerini İstanbul’un farklı bölgeleri için karşılaştırdım. Özeti şu:

Asıl tehlike zemin. Dün toprak suya doydu, kanallar doldu. Kuru bir günde sorun çıkarmayacak 20–30 milimetre, bugün neredeyse tamamen yüzey akışına dönüşür. Gece yağan yağmur, sabah servise ya da işe çıkan insanın önüne birikmiş su olarak çıkar. Üstelik dün modeller, en çok yağan semtlerdeki miktarı yaklaşık yarı yarıya düşük tahmin etti. Rakamlara tedbirli bakmak bundandır.
Kadı olsam ne derdim? Osmanlı İstanbul’unda kadı yalnız hüküm veren bir yargıç değildi; şehrin asayişinden temizliğine kadar pek çok işin sorumlusuydu. Bugün kararlar Valilik’in, AFAD’ın, belediyenin. Ama elimizdeki bilgiyle adil ve ölçülü karar vermek hepimizin işi. Benim fetvam şudur:
Okullar. Çocuklar en hassas grubumuzdur ve servis saatleri, gece biriken suyla sabah hamlelerinin tam ortasına denk geliyor. Perşembe günü okul öncesi, ilkokul ve ortaokullarda yüz yüze eğitime bir gün ara verirdim; liseler ve üniversiteler uzaktan eğitime geçerdi. Cuma okullar açılır. Su almış, elektriği kesik okullar ise tek tek denetlenip yalnızca onlar kapatılır; toptan değil.
İş yerleri. Perşembe kamuda mesai saat 11.00’de başlar ki sabah trafiği boşalsın. Hamile, engelli, kronik hastalığı olan ve küçük çocuğu evde kalan çalışanlara idari izin verilir. Uzaktan çalışabilen özel sektör uzaktan çalışır; motosikletli kurye ve kargo öğlene kadar durur. Sağlık, itfaiye, AFAD, AKOM, su ve kanalizasyon, ulaşım ve elektrik ekipleri ise tam kadro sahada olur. Cuma normal mesai.
Asma köprüler. Perşembe sabahtan akşama kadar, özellikle Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde boş ya da tenteli kamyon, tır, karavan, römorklu araç ve motosiklet geçişi rüzgâr ölçümüne göre kısıtlanır. Diğer iki köprüde bu araçlar yavaşlar. Sürücüler köprü üstünde şerit değiştirmesin; yandan gelen bir hamle hafif aracı bile savurabilir. Cuma kısıtlama gerekmez.
Bodrum katlar. En tehlikeli saatler bu gece yarısıyla sabah yedi arası. Dere yatağına yakın, çukurda ya da dün su almış bir bodrumda oturuyorsanız, hele evde yaşlı, engelli ya da yatağa bağımlı biri varsa, bu geceyi üst katta, bir komşuda ya da akrabada geçirin. İlaçlarınızı ve belgelerinizi yukarı taşıyın. Su girerse elektrik panosuna suyun içinden geçerek ulaşmaya çalışmayın; çıkın ve 112’yi arayın. Arabanızı bu akşam bodrum otoparktan ve dere kenarından çıkarın. Su dolu alt geçide asla girmeyin: 30 santim akan su bir otomobili, 15 santim akan su bir yetişkini sürükleyebilir.
Kıyılar ve açık alan. Kilyos’tan Şile’ye Karadeniz kıyısında dalga yüksek olacak; sahil yolunda, mendirekte, olta başında durmayın. Vapur seferlerindeki iptallere hazırlıklı olun. Islak toprakta ağaçlar kolay devrilir; arabanızı ağaç altına bırakmayın. Şantiyelerde vinçler ve yüksekte çalışma öğleden sonraya kadar durmalı.
Cuma: hazırlık günü. Mazgallar ve dere ağızları temizlenir, bodrumlar boşaltılır, hasar tespit edilir. Uyarıların dibe vurduğu yer tam da burasıdır; oysa Cumartesi yeni bir yağış kapıda.
Cumartesi: ikinci yağış. 17 Ekim için senaryoların çoğu yeniden yağış veriyor. Kent genelinde beklenen miktar 15–35 milimetre; Boğaz’ın kuzeyi, Sarıyer ve Beykoz kesimi en ıslak taraf. Bazı modeller yer yer 40–50 milimetreye çıkıyor, bazıları 10 milimetrenin altında kalıyor; yani miktarda belirsizlik Perşembe’den daha büyük. Bu sefer rüzgâr çok daha zayıf, bu yüzden asıl risk yine yağmur ve doygun zemin. Hafta sonu Belgrad Ormanı, Polonezköy ya da Karadeniz kıyısına piknik, dere kenarına mangal ve açık hava düğünü planlayanlar Cuma akşamki tahmine göre karar versin, kapalı bir yedek plan hazırlasın. İki gün arka arkaya yağan yağmurdan sonra üçüncü yağmur, toprağın artık hiç su tutamadığı bir zamana denk gelir; derelerin taşkın riski ve şevlerdeki küçük heyelanlar bu yüzden en çok hafta sonunda dikkat ister. Yatık S’nin dibine düşmemek tam olarak budur: Perşembe atlatıldı diye Cumartesi’yi unutmamak.
Yarın akşam tahmin yenilenecek; kararlar da yenilenmeli. Fetva sabittir ama hava değildir. Afet yönetimi, korkuyla açılıp kapanan bir düğme değil; olasılığı, etkiyi ve kimin etkileneceğini birlikte tartan bir terazidir. Resmî uyarılar için Meteoroloji Genel Müdürlüğü, AFAD, Valilik ve AKOM duyurularını izleyin.
Yorumlar