Basındaki meteoroloji yanılgıları: Ezberleri bozan meteorolojik gerçeklerimiz
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Müh. Öğretim Üyesi
Son yıllarda her kuvvetli yağış, hortum veya sıcak hava dalgasının ardından basında aynı korku filmi fragmanı dolaşıyor: “Süper El Niño yüzünden!”, “Tropik iklim bize geldi!”, “Şubat sonuna kadar sel ve hortum sürecek!” Bu başlıklar dönüp dolaşıp bana yüzlerce soru olarak geliyor: “Hocam, Şubat’a kadar sokağa çıkmayalım mı?”, “Bahçeye kahve ağacı mı dikelim?” Gelin, bu soruları yanıtlarken en yaygın beş yanılgıyı tek tek ele alalım.
1. El Niño’yu Mahallenin Tek Suçlusu Sanmak
El Niño, Büyük Okyanus’un tropikal bölümünde deniz suyunun normalden daha sıcak olmasıyla ortaya çıkan doğal bir iklim döngüsüdür. 2026 sonbaharında gerçekten güçlü bir El Niño yaşıyoruz; son 75 yılın en kuvvetli olaylarından biri olabilir. Ancak “deniz 6 derece ısındı, her şeyi bu yapıyor” türü iddialar abartılıdır. Daha önemlisi, El Niño’nun Türkiye üzerindeki etkisi Amerika veya Avustralya’daki kadar güçlü ve kesin değildir. Bizde yalnızca bölgesel farklılıklar yaratır; tek başına sürekli sel ya da hortum garantisi vermez. Kuzey Atlantik’teki basınç dengesi, kutup girdabı ve yerel soğuk hava girişleri en az onun kadar belirleyicidir. El Niño’yu her yağışın tek sorumlusu ilan etmek, mahallede kırılan her camı 10 bin kilometre uzaktaki bir çocuğa yıkmaya benzer.
2. “Tropik İklim Geldi” Yanılsaması ve Önce Gelen Kurak Kuşak
Dünya ısındıkça tropikal kuşağı çevreleyen kurak bölgeler yavaş yavaş kutuplara doğru genişliyor; bu, Akdeniz’de yazların uzamasına katkı sunan gerçek bir süreçtir. Ama eline mezura almış gibi “tropik iklimle aramızda 350 km kaldı” demek bilim değil, retoriktir. Asıl atlanan nokta şu: Tropik iklimden önce üzerimize gelecek olan, o bol yağmurlu kuşak değil, kurak ve kararsız geçiş çöl kuşağıdır. “Keşke gerçekten tropik iklime girsek” diyenler bir yönüyle haklı; aşırı soğuklar azalır, yağışlar düzenli olurdu. Gerçekte ise önce uzun kurak dönemler ve ani sağanaklar artar. Üstelik bu süreç onlarca yıl, hatta yüzyıllar ölçeğindedir ve Türkiye bugün hâlâ Akdeniz iklimi kuşağındadır. Orman yangınlarının, deniz hortumlarının, kent ısı adasının ve tropik gecelerin artması küresel ısınmayla bağlantılı gerçek eğilimlerdir; bunları “tropik iklim geldi” diye sunmak, yavaş ilerleyen bir süreci ani bir afet gibi göstermektir.
3. Fal Bakar Gibi Kesin Tarih Veren Tahminler
“Şubat sonuna kadar hortum ve sel sürecek”, “Cuma akşamı kesin su baskını olacak” gibi cümleler meteorolojinin doğasına aykırıdır. Mevsimlik tahminler olasılık verir, takvim ve günlük hava tahmini vermez. El Niño’nun 2027 başına kadar sürmesi muhtemeldir; ama bu, Türkiye’de her hafta aşırı bir hava olayı yaşanacağı anlamına gelmez. Sıcak deniz, hortum ve şiddetli fırtına ihtimalini artırır; fakat sıcak tencerenin tek başına yemek yapmaya yetmemesi gibi, sıcak deniz de tek başına hortum üretmez. Soğuk hava girişi, atmosferin dikeyde kararsız olması ve yükseklikle rüzgârın değişmesi gibi koşulların bir araya gelmesi gerekir. Basında bu koşullar çoğu zaman atlanır.
4. Göz Doktoruna Diz Kapağı Göstermek
Basında biri bir şey söylediğinde, diğerleri bunu başka uzmanlara sormadan yayıyor; kimse “Bu doğru mu?” demiyor. Oysa meteorolojinin de tıp gibi alt uzmanlık alanları vardır. Göz doktoru nasıl ortopediye bakmıyorsa, her meteoroloji hocası da iyi hava tahmini yapamaz. Kimi iklim modellemesi, kimi hava kirliliği, kimi tarımsal meteoroloji, kimi de kısa ve orta vadeli tahmin üzerine çalışır. İyi bir tahminci olmak yıllarca operasyonel deneyim, model yorumlama becerisi ve kesintisiz veri takibi ister.
5. Afetlere Sadece “Tehlike” Olarak Bakmak
Afet riski üç şeyin birleşimidir: tehlike, maruziyet ve etkilenebilirlik; yani insan faktörü. Aynı şiddetli yağış, altyapısı sağlam ve doğru planlanmış bir yerde sıradan bir doğa olayı olarak geçip gider; dere yatağına kurulmuş bir konteyner veya drenajı yetersiz bir şehirde ise afete dönüşür. Basında yalnızca “çok yağmur yağdı, doğa intikam aldı” denir. İnsanları nereye yerleştirdiğimiz, altyapıyı nasıl ihmal ettiğimiz ve erken uyarıları neden dikkate almadığımız konuşulmaz.
Bu Kış (2026–2027) İçin Gerçekçi Beklenti
Mevsimlik tahminler bu kış için şu tabloyu çiziyor: Türkiye genelinde mevsim normallerinin üzerinde, ılık bir kış bekleniyor; özellikle Ocak’ta iç ve doğu bölgelerde normalden 2–3 derece daha ılık geçmesi olası. Yağışların genel olarak normal ya da normalin biraz üzerinde olması; Karadeniz kıyıları ve iç bölgelerde normalin üstünde, Kıyı Ege ve Batı Akdeniz’de ise altında kalması öngörülüyor. Yağışın büyük bölümü yağmur olarak düşecek; kar örtüsü alçak kesimlerde sınırlı kalırken 1500 metrenin üzerinde belirgin olacak. Özetle, güçlü El Niño bu tabloya katkı sunsa da tek belirleyici değildir; “sürekli afet” ya da “iklim bitti” söylemlerinin bilimsel dayanağı yoktur.
Son söz: Meteoroloji karmaşık bir bilimdir. Resmî kurumların olasılık temelli tahminlerine güvenmek, basında kesin konuşan seslerden daha sağlıklıdır. Hava tahmininde “kesin” kelimesi nadiren kullanılır; kullanıldığında da sorgulanmalıdır. Unutmayın: Önce kurak kuşak gelir, tropik yağmurlar değil. Ve afetler sadece doğadan gelmez; insan eliyle de büyür.
Yorumlar