İstanbul’un açıkta akan ama sıkıştırılan dereleri: Ayamama ve Kurbağalıdere
Dere Taşmadı, Biz Derenin Evine Taşındık: Taşkın Yatağına Kurulan Mahallelerde Selin Faturası Neden Hep İklime Kesiliyor?
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü
9 Eylül 2009 sabahı İstanbul’a birkaç saat içinde aşırı yağış düştü. İkitelli ve Basın Ekspres yolu çevresinde Ayamama Deresi taştı. Sular tır parklarını, iş yerlerini ve araçları sürükledi. O günkü selde İstanbul’da otuzu aşkın insan hayatını kaybetti. Ardından yine aynı açıklama duyuldu: “Olağanüstü bir yağış oldu.”
Şok: Taşkın yatağı derenin yedek odasıdır ve dere oraya er geç geri döner
Her derenin iki yatağı vardır. Biri, yaz aylarında suyun aktığı dar yataktır. Öteki, birkaç yılda bir gelen büyük yağışlarda suyun yayıldığı geniş alandır. Buna taşkın yatağı denir. Taşkın yatağı derenin yedek odası gibidir. Dere oraya her yıl girmez, ama girdiğinde ev sahibi odur.
Şekil 1’e bakın. 1984’te Ayamama’nın iki yanında yeşil ve kahverengi tarla parçaları vardı. Dere taşsaydı su bu tarlalara yayılacak, ürüne zarar verecek ama büyük olasılıkla can almayacaktı. 2025’te aynı alanlar baştan sona binalarla, yollarla ve iş yerleriyle doludur. Dere yatağı açıkta kaldı, ama evlerin arasında dar bir koridora sıkıştı. Anadolu yakasındaki Kurbağalıdere’de de durum benzer. 1984’te yukarı havzayı kaplayan yeşil tepeler bugün sık yapılaşmanın altında kaldı.
Şekil 1. Ayamama Deresi ve çevresi, 1984 (solda) ve 2025 (sağda). 1984’te tarlalarla çevrili olan dere yatağı, bugün kesintisiz bir yapı dokusunun içinden geçer.
Afetin formülü: 1984’te tarlaları basan su, 2025’te mahalleleri basıyor
Afet bilimciler riski bir çarpımla anlatır. Afet riski = Tehlike × Maruziyet × Etkilenebilirlik. Tehlike, yağan yağmur ve taşan deredir. Maruziyet, taşkın yatağında bulunan ev, iş yeri, araç ve insandır. Etkilenebilirlik ise bu insanların suya karşı ne kadar hazırlıksız olduğudur. Çarpanlardan biri sıfıra yaklaşırsa risk de sıfıra yaklaşır. 1984’te Ayamama’nın taşkın yatağındaki tarlalarda maruziyet çok düşüktü, 2025’te ise çok yüksek.
İklim değişikliği gerçek, ama taşkın yatağına tır parkı yapan iklim değil
Burada açık olalım. İklim değişikliği gerçektir. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC, Intergovernmental Panel on Climate Change), kara alanlarının çoğunda şiddetli yağışların daha sık ve daha güçlü hâle geldiğini raporluyor. Yani formüldeki tehlike çarpanı büyüyor. Ama aynı formülde iki çarpan daha var. Taşkın yatağına tır parkı yapan, dere kenarına site diken, bodrumu ev diye kiraya veren iklim değildir. Bunlar maruziyeti ve etkilenebilirliği büyüten bizim kararlarımızdır.
Bu ayrım önemlidir, çünkü her şeyi iklim değişikliğine bağlamak kolay bir kaçış yolu sunar. Küresel bir sorun karşısında yerel yöneticiler de vatandaşlar da çaresiz görünür. Oysa maruziyeti azaltmak tamamen bizim elimizdedir. İmar planları, yapı izinleri ve kentsel dönüşüm kararları, derenin yoluna ne konulacağını belirler.
Şok: 30 santim akan su arabanızı, 15 santim akan su sizi sürükleyebilir
Akan su göründüğünden çok daha güçlüdür. Yalnızca 15 santim yüksekliğindeki hızlı akan su bir yetişkini yere düşürebilir. 30 santimlik bir akıntı ise bir otomobili yüzdürüp sürükleyebilir. Bu yüzden suyla kaplı bir alt geçide ya da caddeye asla araçla girmeyin. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün turuncu ve kırmızı uyarılarını ciddiye alın. Uyarı varsa dere kenarındaki yollardan uzak durun, bodrum kattaysanız üst kata çıkın.
Dere kenarında ev ya da iş yeri alacaksanız, önce o yerin taşkın yatağında olup olmadığını belediyeye sorun. Mahallenizde dere yatağına moloz döküldüğünü ya da yatağın daraltıldığını görürseniz belediyeye bildirin. Bu sizin için küçük bir dilekçedir, ama gelecekteki bir selde hayat kurtarabilir.
Hollanda’dan Singapur’a dünya, dereyle savaşmayı bırakıp ona yer açıyor
Birçok kent artık suyla savaşmak yerine ona yer açıyor. Hollanda, “Nehre Yer Aç” (Room for the River) programıyla setleri geriye çekti ve nehirlerin taşabileceği geniş alanlar ayırdı. Singapur, Bishan-Ang Mo Kio Parkı’nda beton bir kanalı söküp 2012’de kıvrımlı, doğal bir dereye dönüştürdü. Sağanakta park suyla dolar, kuru günlerde halk orada yürür. Kopenhag, 2011’deki büyük sağanaktan sonra hazırladığı planla bazı cadde ve parkları sağanak suyunu taşıyacak biçimde yeniden tasarladı. Çin de “sünger kent” programıyla kentlerin yağmuru emmesini sağlayan yeşil alanlar ve geçirgen yüzeyler yapıyor.
Ayamama ve Kurbağalıdere için de çözüm bu yönde aranmalı. Dere yatağının iki yanında boş kalan her alan, gelecekteki bir selde suyun yayılabileceği güvenli bir alan demektir. Bu alanları park ve yeşil koridor olarak korumak, yükseltilen beton duvarlardan çok daha fazla can kurtarır.
Yorumlar