Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu yazdı! Ormanlar emanettir: Yeşili korumak, canı korumaktır...
Muhterem Müslümanlar! Yüce Allah, dağları, ovaları, dereleri ve uçsuz bucaksız ormanları bizlere bir emanet olarak vermiştir. Ormanlarımız; aldığımız temiz hava, içtiğimiz berrak su, bereketli toprağımız; kuşların yuvası, ceylanın gölgesi, karıncanın evidir. Kısacası ormanlar bizim ve çocuklarımızın geleceğidir. Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur:
“Yeryüzünde, düzene konulduktan sonra bozgunculuk yapmayın.” (A'râf, 56)
Bir başka ayet-i kerimede ise yemyeşil bahçelerin bizim ve hayvanlarımız için bir rızık olarak yaratıldığı bildirilir (Abese, 30-32). Demek ki ağaca, suya, toprağa sahip çıkmak yalnızca bir vatan borcu değil, aynı zamanda Rabbimizin bize yüklediği dini bir görevdir.
Aziz Kardeşlerim!
Bildiğiniz üzere İstanbul Valiliğimiz, orman yangını riskini azaltmak için 8 Haziran – 15 Ekim 2026 tarihleri arasında ormanlık alanlara girişi yasaklamıştır. Bu, son derece yerinde ve hayırlı bir tedbirdir. Ancak unutmayalım: ateş tanımaz sınır, alev tanımaz şehir. Bu yüzden bu hassasiyetin yalnızca bir ilde değil, sonbahar yağmurları başlayana kadar yüksek riskli tüm bölgelerde, kısacası vatanımızın her köşesinde sürdürülmesi gerekir. Çünkü ülkemizdeki orman yangınlarının yaklaşık yüzde doksanı insan elinden; bir anlık ihmal, dikkatsizlik ya da bilgisizlik yüzünden çıkmaktadır.
Yangına Yol Açan Başlıca İhmaller:
Ormanda veya yol kenarında söndürülmeden atılan bir sigara izmariti.
Piknik ve mangal ateşinin tam söndürülmeden bırakılması; kül altındaki korların saatler sonra yeniden alevlenmesi.
Tarla ve bahçeyi temizlemek için anız (ekin sapı) ve kuru ot yakmak; rüzgârla ateşin ormana sıçraması.
Doğaya atılan cam şişe ve kırıkların, güneş ışığını büyüteç gibi toplayıp kuru otları nadiren de olsa tutuşturması.
Bakımsız elektrik tellerinden sıçrayan kıvılcımlar; düğünlerde atılan havai fişek ve dilek balonları.
Çocukların ateşle gözetimsiz bırakılması ve en acısı, bilerek çıkarılan kasıtlı yangınlar.
Muhterem Cemaat!
Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) bir kişinin başkalarına zarar vermemesini imanın ölçüsü saymış ve şöyle buyurmuştur:
“Müslüman, insanların elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir.” (Buhârî, Îmân, 4)
Bir kişinin ihmaliyle çıkan yangın; insanların canını, evini, malını ve hayvanlarını yok edebilir. Bu yüzden bir yangına sebep olmak sıradan bir hata değil; aynı zamanda kul hakkına girmek ve ağır bir vebal yüklenmektir. Dinimiz bir tek fidan dikmeyi bile ibadet ve sadaka sayarken, milyonlarca ağacın kül olmasına yol açan davranışlardan elbette şiddetle sakındırır:
“Kıyamet kopuyor olsa ve birinizin elinde bir fidan bulunsa, kıyamet kopmadan onu dikebilecekse, hemen diksin.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, III, 184)
“Bir müslüman bir ağaç diker de ondan bir insan, bir hayvan veya bir kuş yerse, bu onun için kıyamete kadar sadaka olur.” (Buhârî, Müzâraa, 1)
Rabbimiz, merhameti her şeyin önüne koyan bizlerden ormandaki ağaca, kuşa, hatta karıncaya dahi merhamet etmemizi ister:
“Merhamet edenlere Rahmân olan Allah da merhamet eder. Siz yerdekilere merhamet edin ki, gökte olan da size merhamet etsin.” (Tirmizî, Birr, 16)
Değerli Kardeşlerim! O Hâlde Ne Yapmalıyız?
Yasak dönemlerinde ormanlık alanlara kesinlikle girmeyelim; devletimizin koyduğu kurallara uyalım.
Orman içinde, kenarında ve kuru otların olduğu hiçbir yerde ateş, mangal ya da semaver yakmayalım.
Sigara izmaritini asla yere veya araç camından atmayalım; tam söndürüp yanımızda götürelim.
Anız ve kuru ot yakmayalım; cam, şişe ve çöpleri doğada bırakmayalım, toplayıp götürelim.
Çocuklarımıza doğa sevgisini ve ateşin tehlikesini öğretelim; komşumuzu da uyaralım.
En küçük bir duman ya da alev gördüğümüzde hemen haber verelim: ALO 177 Orman Yangını İhbar Hattı veya 112 Acil.
Yangın yerine meraktan gitmeyelim; söndürme ekiplerine yol açalım. Ormanı, gelecek nesillerin bize bıraktığı emanet bilelim.
Aziz Müminler!
Düşünelim: bir ağacın büyümesi yıllar, hatta nesiller sürer; ama yanması yalnızca birkaç dakika alır. Yanan ormanla birlikte kuşların yuvası, hayvanların yaşam alanı, toprağın bereketi ve çocuklarımızın geleceği de kül olur. Bir ağacı dikmek ve korumak sadakadır; bir yangını önlemek ise binlerce canı kurtarmaktır. Unutmayalım: bir kıvılcım bir kişiden çıkar, ama yangın hepimizin kaybı olur.
Bu dünya bize emanettir; emanete sahip çıkmak imanımızın bir gereğidir. Doğayı korumak yalnızca bir vatandaşlık görevi değil, aynı zamanda dini ve ahlaki bir sorumluluktur. Rabbimiz bizleri yeryüzünü imar eden, yakan değil yeşerten; bozan değil onaran kullarından eylesin.
Allah'ım! Ülkemizi, milletimizi ve tüm beldelerimizi yangından, afetten ve her türlü felaketten muhafaza eyle. Ormanlarımızı, ağaçlarımızı ve içindeki tüm canlıları koru. Bizlere emaneti koruma şuuru, dikkat ve sorumluluk nasip eyle. Âmin.