Orman çıra gibi, poyraz fitil peşinde!

Mikdat Kadıoğlu

Mikdat Kadıoğlu

Bu hafta yine yüreğimiz yandı. Aydın Çine'de Madran Dağı'nın etekleri, Balıkesir'de Susurluk ve Gömeç, Muğla Fethiye'de Yeşilüzümlü, İzmir'de Foça, Antalya'da Alanya Sapadere ve Mersin'de Gülnar–Aydıncık çevresi alevlerle boğuştu. Evler yandı, mahalleler boşaltıldı, hayvanlar güvenli bölgelere taşındı; üçü görevli dört yurttaşımız yaralandı. Peki bu yangınlar neden aynı günlerde peş peşe çıkıyor? Cevap gökyüzünde: Yangını çıkaran çoğunlukla insan, ama onu felakete çeviren hava şartlarıdır.

Ormanı Benzine Çeviren Formül: 30–30–30

Yangın meteorolojisinde '30–30–30 kuralı' diye bir kural vardır: Sıcaklık 30 derecenin üzerine çıkar, nem yüzde 30'un altına düşer ve rüzgâr saatte 30 kilometreyi aşarsa, orman adeta benzine dönmüş demektir. Bu üçlünün en tehlikeli üyesi rüzgârdır; çünkü rüzgâr aleve oksijen pompalar, yangın cephesini koşturur ve kor parçalarını kilometrelerce öteye taşıyıp söndürülmüş hatların gerisinde yeni yangınlar başlatır.

Gökyüzünden Kara Haber: Bir Hafta Tek Damla Yok

Peki önümüzdeki günlerde bizi ne bekliyor? Küresel hava tahmin modellerinin son çıktılarına baktığımda size ne yazık ki 'rahatlayın' diyemiyorum. Önümüzdeki bir hafta boyunca bu yedi yangın bölgesinin hiçbirinde kayda değer yağış görünmüyor. Tek bir damla bile yok. Yani doğa bize yardım etmeyecek; ateşle mücadeleyi tamamen kendi ellerimizle, kendi aklımızla yürüteceğiz.

Rüzgârın Takvimi: Altın Günler Pazartesi–Salı, Asıl Sınav Çarşamba

Rüzgârın takvimi bize iki kritik pencere gösteriyor. Bu hafta sonu (1–2 Ağustos) Kuzey Ege'de poyraz henüz tam yatışmış olmayacak: Foça, Gömeç ve Susurluk çevresinde rüzgâr hamleleri yer yer saatte 50–70 kilometreye ulaşabilir. Pazartesi ve salı günleri (3–4 Ağustos) rüzgâr görece zayıflayacak; işte bu iki gün, soğutma çalışmalarının bitirilmesi ve güvenlik şeritlerinin genişletilmesi için altın değerinde bir fırsattır. Ama rehavete yer yok; çünkü çarşamba ve perşembe günleri (5–6 Ağustos) poyraz Kuzey Ege'de yeniden şiddetlenecek: Gömeç ve Susurluk çevresinde hamleler yeniden saatte 60–65 kilometreyi bulabilir. Üstelik bu kez sıcaklıklar da yükselmiş olacak; Foça'da 37, Gömeç'te 36–37 derece bekleniyor ve öğle saatlerinde nem yüzde 25–27'lere düşecek. Yani asıl sınav haftaya ortasında!

Çine Çıra Gibi: Nem Yüzde 13'e Düştü

Aydın Çine'de tablo daha da kaygı verici. Madran Dağı çevresinde gündüz nemi bugünlerde yüzde 13–20 bandında seyrediyor; bu, ormandaki ölü örtünün çıra gibi kuruduğu anlamına gelir. Sıcaklık hafta boyunca 38–39 derece civarında kalacak ve özellikle pazartesi günü kuzeybatı yönlü rüzgâr hamleleri saatte 45–50 kilometreye çıkabilir. Tek bir közün yeniden canlanması için bu şartlar fazlasıyla yeterlidir. Akdeniz tarafında ise haber biraz daha iyi: Alanya Sapadere ve Aydıncık çevresinde rüzgâr hafifliyor, denizden gelen nemli hava ile nem oranları hafta ortasından itibaren belirgin şekilde yükselecek. Fethiye Yeşilüzümlü'de de rüzgâr günden güne zayıflayacak. Bu üç bölgede soğutma bu elverişli pencerede eksiksiz tamamlanmalı.

Poyrazın Gizli Oyunu: Gece Yön Değiştirir

Yaz aylarında Balkanlar üzerine yerleşen yüksek basınç ile ülkemizin güneyindeki alçak basınç arasında sıkışan hava, Ege üzerinden güneye doğru akar; buna meteorolojide 'etezyen', halk arasında 'poyraz' denir. Bu rüzgâr denizden gelmesine rağmen serinletici olduğu kadar kurutucudur da; çünkü dağları aşıp alçalırken ısınır ve nemini kaybeder. Ve gizli tehlike: Güneş battıktan sonra rüzgâr tamamen kesilmez, yön değiştirir. Gündüz vadiden yukarı esen meltem, gece dağdan aşağı, yerleşim yerlerine doğru esmeye başlar. Yani gündüz dağa doğru tırmanan bir yangın, gece yönünü değiştirip köyün üzerine yürüyebilir. Bu yüzden yangın bölgelerinde geceler de teyakkuz gerektirir.

'Kontrol Altına Alındı' Demek, 'Söndü' Demek Değildir!

Fethiye'de hepimiz gördük; kontrol altına alınan yangın, rüzgârın közleri yeniden canlandırmasıyla bazı noktalarda tekrar alevlendi. Kalın kütükler, kökler ve toprağın altındaki organik tabaka günlerce, hatta haftalarca için için yanmaya devam edebilir. Nem düşük, rüzgâr kuvvetliyken bu közler her an yeni bir yangının fitili olabilir. O yüzden yangın çevresinde oturanlar, ekipler ayrılsa bile dumana ve is kokusuna karşı birkaç gün daha tetikte olmalı.

Bir Kıvılcım, Dokuz Mahalle

Bu yangınların neredeyse tamamı insan eliyle başlıyor. Gömeç'teki yangının bahçede kaynak yapılırken sıçrayan bir kıvılcımdan çıktığı tespit edildi; iki kişi tutuklandı. Bir kıvılcım, dokuz mahalleyi etkileyen bir felakete dönüştü. Onun için özellikle Çanakkale'den Mersin'e uzanan kıyı kuşağında; açık alanda ateş yakmak, anız yakmak, kaynak–taşlama gibi kıvılcım çıkaran işler yapmak, sigara izmariti atmak, cam şişe ve çöp bırakmak kesinlikle yasak bilinmelidir. Piknik ateşi ve mangal, bu şartlarda masum bir keyif değil, potansiyel bir suç aletidir.

Önce Video Değil, Önce 112!

Duman ya da alev gördüğünüzde yapılacak ilk iş sosyal medyaya video koymak değil, 112'yi aramaktır. Arama yaparken bulunduğunuz ilçe ve mahalleyi, mümkünse telefonunuzdan konumunuzu ve rüzgârın hangi yönden estiğini söyleyin; bu bilgiler ekiplere dakikalar kazandırır. Tahliye çağrısı geldiğinde 'bir şey olmaz' demeden, kimlik, ilaç, su ve önemli evraklarınızı alıp derhal bölgeyi terk edin. Kırsalda yaşayanlar hayvanlarını şimdiden nereye taşıyacaklarını planlasın; yangın kapıya dayandığında ahır kapısıyla uğraşacak vakit kalmaz.

Evinizi Bugünden Yangına Hazırlayın

Orman kenarında evi olanlara birkaç hayati hatırlatmam var: Evinizin çevresindeki kuru otları, çalıları ve dökülmüş yaprakları şimdiden temizleyin; çatı oluklarında biriken kuru yaprak ve çam ibreleri, rüzgârla taşınan bir kor parçasının en sevdiği yakıttır. Odun, tüp ve yakıt depolarınızı evin bitişiğinde değil, mümkün olduğunca uzakta tutun. Köylerde ve sitelerde tahliye planının, toplanma noktalarının ve yaşlı–engelli komşuların şimdiden belirlenmesi dakikalar kazandırır.

Son Söz: Yangını Uçaklar Değil, Tedbir Söndürür

Orman yangını, deprem gibi doğa kaynaklı değil, büyük ölçüde önlenebilir insan kaynaklı bir afettir. İklim değişikliği yangın mevsimini uzatıyor, sıcak hava dalgalarını sıklaştırıyor ve ormanlarımızı her yıl biraz daha kurutuyor; ama kibriti çakan yine biziz. Yazdıklarım elbette tahmindir; güncel resmî uyarıları mutlaka takip edin. Unutmayın: Yangını uçaklar değil, çıkmadan önce alınan tedbirler söndürür. Ormanlarımıza, geleceğimize sahip çıkalım.

Yorumlar

Yorum Yaz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.