Yandex
İstanbul 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
Prof. Dr. Metin Hülagü

Prof. Dr. Metin Hülagü

1962 tarihinde Ceyhan’ın Erenler Köyü'nde doğan Hülagü, ilkokulu Erenler Köyü ilkokulunda okudu. Ortaokulu 1976 yılında Ceyhan’da, Lise tahsilini ise 1980 yılında İstanbul’da tamamladı. 1981-1985 yılları arasında Marmara Üniversitesine devam etti.

1985-1987 Eğitim-Öğretim dönemlerinde Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde mastır yaptı. 1987 yılında Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü adına İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Araştırma Görevlisi olarak göreve başlayan Hülagü, yine aynı enstitüye bağlı olarak İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Yakınçağ Tarihi Kürsüsü’nde, Prof. Dr. Ali İhsan Gençer Bey’in danışmanlığında “Gazi Osman Paşa, Askeri ve Siyasi Hayatı” konulu doktora çalışmasına başladı.

Ekim 1988 - Ekim 1991 tarihleri arasında dil öğrenmek, doktora konumu ve sahasıyla ilgili araştırmalarda bulunmak üzere üç yıl süreyle İngiltere’de bulundu.

24 Aralık 1992 tarihinde doktora çalışmasını tamamlayarak Erciyes Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Yakınçağ Kürsü­sü’n­deki görevine döndü.

14 Ekim 1993 tarihinde Yardımcı Doçent kadrosuna atanan Hülagü, yine aynı yılın Mart ayında Doçentlik Dil Sınavı’nı verdi.

6 Aralık 1999 tarihinde yapılan Doçentlik Sınavı’nda başarılı bulundu.

Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde öğretim üyesidir. Erciyes Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdürü ve Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcısı olarak görev yaptı.

26 Haziran 2012 tarihinde Türk Tarih Kurumu Başkanlığı'na atandı.

Hülagüi, İngilizce ve Arapça bilmekte olup, evli ve iki çocuk babasıdır.

Prof. Dr. Metin Hülagü, SuperHaber'de köşe yazarlığı yapmaktadır.

Son Yazıları

ANKARA’NIN NAZARINDA TALAT-ENVER PAŞA FARKI

Son dönem siyasi tarihimizin önemli isimlerinden birisi hiç şüphesiz ki Talat Paşadır. Ona mümasil olmasa da yaşanan siyasi ve askeri hadiselerde rol oynamış diğer bir dizi isim de söz konusudur. Cemal Paşa, Cemal Paşa’nın Yaveri Süreyya ve Nusret Beyler, Cemal Azmi Bey, Bahaeddin Şakir Bey sair isimlere göre farklı bir hususiyete sahip olmuştur. Zira bu isimlerin hepsi Birinci Dünya Savaşı sonrasında Türkiye haricinde Ermeni suikastçıları tarafından öldürülmüşlerdir. Zikri geçen isimlerin her biri önemli olmakla birlikte Talat Paşa ayrı bir öneme haizdir.Talat Paşa, kimine göre çingene, kimine göre Pomak kökenli soyunu bir tarafa bırakırsak, memuriyet hayatına posta memuru olarak başladı.

Yazının Devamı

30 AĞUSTOS, HİNDİSTAN VE MUSTAFA KEMAL

Türk ordusu 30 Ağustos 1922'de Dumlupınar'da Atatürk'ün başkumandanlığında işgalci Yunan kuvvetlerine karşı büyük bir başarı kazandı.Başkomutanlık Meydan Muharebesi adıyla da bilinen Büyük Taarruz'un başarıyla sonuçlanması sonrasındadır ki Anadolu Yunan işgalinden kurtuldu.Zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz önemine binaen her yıl 30 Ağustos günü 30 Ağustos Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır.Kazanılan zafer şüphesiz ki elde bulunan ve son yurt durumundaki Anadolu’nun Türk olarak devamiyetinin ve Türk kimliği ile yaşamasının en temel harcı oldu. Yine ancak bu zafer sonrasındadır ki yeni bir idari sistemin temellerinin atılması mümkün olabildi. Zaferin elde edilmesinde ve Anadolu’nun yine bir Türk yurdu olarak kalması, vatan ve bayrağın kutsiyeti uğrunda yüzlerce Anadolu insanı feda-yı can etti. Bu uğurda toprağa düşmüş olan her biri şehidi rahmetle, gazilik mertebesine erişmiş olanları ise minnetle yad ederiz.

Yazının Devamı

100 YIL ÖNCE TÜRKİYE’DE GÖÇ VE GÜVENLİK TEDBİRLERİ

İnsanlık tarihi çeşitli nedenlerle vuku bulan büyük göçlere tanıklık etmiştir.Yakın ve uzak dönem Türk tarihi “Kaçkaç” diye de anılan büyük ve elim suretteki göçlere de konudur.

Yazının Devamı

İTTİHATÇILARIN AVRUPA’DAKİ GİZEMLİ FAALİYETLERİ

Mondros mütarekesi ile Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşındaki mağlubiyetinin kesinleşmesi üzerine İttihat ve Terakki Cemiyeti liderlerinin ülkeyi terk ederek Almanya’ya gittiklerini biliyoruz. Türkiye’yi terk eden İttihatçı liderlerin Almanya’daki faaliyetleri ve Anadolu’da başlatılan mücadeleye katkıları ve belki daha da önemlisi İttihatçı liderler ile Mustafa Kemal’in Berlin’de bir araya gelmeleri sonrasında Milli Mücadele’nin zaferle neticelenmesi için ne gibi adımlar atıldığına dair Parke Brown tarafından kaleme alınıp 07 Mart 1920’de Daily Tribune and Chicago Tribune gazetesinde neşredilmiş olan ilgili makaledeki bilgiler ilginç olduğu kadar yakın dönem Türk tarihine dair siyasi ve askeri gelişmeleri doğru anlamak bakımından da faydadan hali değildir.Makalede yer alan bilgilere göre Rusya'daki Bolşevizm, Türkiye'deki ayaklanmalar, Mısır'daki isyanlar, İran'daki karışıklıklar, Afganistan'daki başkaldırılar ve Suriye'deki sıkıntılar arasında bir bağlantı olduğunu tüm dünya kabul ederken ara sıra ortaya çıkan ifşalar dışında iç içe geçmiş komplolar ağını yöneten devrimci hareket tam bir sır halindeydi. Ancak uygar uluslar, savaşı sözde dünya barışının imzalanmasından çok daha öteye uzatan bu karışıklıkların kışkırtıcıları için Berlin'in büyük bir takas merkezi haline geldiğini farkındalardı.

Yazının Devamı

Bir başka açıdan Cemal paşa!

Yakın tarihimizin önemli simalarından birisidir Cemal Paşa. Meşruti rejimin inşasında, Birinci Dünya Savaşı’na girilmesinde ve Şerif Hüseyin isyanının (Arap isyanı değil) patlak vermesinde ve daha pek çok hadise ve işlerde Doğu’nun üç atlısından biri olan Midilli doğumlu Ahmet Cemal Paşa’nın önemli bir rolü olmuştur.Talat ve Enver Paşanın gölgesinde kalsa da İttihatçı bir lider olan Cemal Paşa’nın hayatı ve yaptıklarına dair bugüne değin çok şey yazılıp çizilmiştir. Hal böyle olsa da hayatı, icraatı ve düşüncelerini İngilizlerin tespitleri çerçevesinde ele alınması hem Paşa’nın şahsını hem de son dönem siyasi ve askeri tarihimizdeki bazı bilinmezlikler yahut boşlukların bilinip anlaşılmasında yararlı olacağı muhakkaktır.

Yazının Devamı

ENVER PAŞA YAŞIYOR, ÖLMEDİ!

Enver Paşa 4 Ağustos'ta Güneydoğu Buhara topraklarında Knovalingam ile Barljuan arasında, Sovyet birlikleri tarafından sıkı bir surette kuşatma altına alınmıştı. Paşa, Kızıl birliklerin her yandan kendisini sıkıştırmakta olduğunu görünce yarma girişiminde bulunmaya karar vermiş ve gücünü iki kısma ayırmıştı.İki koldan birisi muayyen bir süre Ruslara karşı belirli bir üstünlük sağlamışsa da Rus kuvvetleri kısa bir zaman sonra toparlanmış ve iki taraf arasında göğüs göğüse bir çarpışma yaşanmıştı. Ancak Enver Paşa bütün çabasına rağmen aldığı 5 farklı darbenin etkisi ile çatışma sahasında hayata veda etmişti. Paşa’nın ölümü kendisine bağlı bulunanları da sarsmış, büyük bir bölümü teslim-i silah etmişti. Çatışma sonrasında Paşa’nın cesedi de, şüpheye yer bırakmayacak şekilde, belgeler, mühürler vb. ile teşhis edilmişti.

Yazının Devamı

TALAT PAŞA KABİNESİ NEDEN İSTİFA ETTİ

Birinci Dünya Savaşı’nın genel seyrinin Osmanlı Devleti aleyhine olması idarede bulunan İttihat ve Terakki Cemiyeti liderlerini oldukça zor bir durumda bırakmıştı. Savaştan makul bir barış antlaşması ile çekilmek istemişlerse de bu yöndeki arayışları da olumlu bir surette gerçekleşmemişti. Savaş, Alman ve Avusturya’nın sırtına yaslanarak sürdürülmekte olduğundan askeri durum her geçen gün kaçınılmaz olarak kötüleşmekteydi. Filistin cephesinin çökmesi, Bulgaristan'ın teslim olması ve müttefiklerin Wilson ilkelerine bağlı olduklarını ilan etmeleri Osmanlı Devleti ve İttihatçı liderler için kötü akıbetin başlangıcını oluşturdu.Bu durum, tabii olarak, hükümette yer alan muhafazakâr üyeleri düşmanlıkların sona erdirilmesi yönünde teşvik ve telkinlerini daha da artırmaya sevk etti.

Yazının Devamı

İTTİHATÇILARIN MİLLÎ MÜCADELE’DE MUSTAFA KEMAL’E DESTEĞİ

İttihatçı liderler İtilaf devletleri ile bir sulh anlaşması gerçekleşmeyince Mondros ateşkes antlaşmasının imzalanmasının hemen ardından Türkiye’den ayrılmışlardı.Enver Paşa diğerleri aksine ülkeden ayrılmak istememiş; Anadolu’ya geçerek bir mukavemet gücü oluşturarak işgale karşı mücadele etmek istemişti. Ancak diğerleri tarafından onun bu yaklaşımına itiraz edilmiş, kendisini yakalayıp tutuklamak isteyen İngiltere’nin bu vesile ile bütün Anadolu’yu işgal etmesine sebebiyet verebileceği ikazında bulunulmuştu. Enver Paşa da ister istemez ikna olmuş ve Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın ilgili mercilerden izin almadan kendilerine tahsis ettiği bir destroyer ile İstanbul’dan hareketle Kırım’ın Sivastopol şehrine gitmişti. Ancak Enver Paşa Anadolu harekâtına katılmaktan bütünüyle vazgeçmiş de değildi. Mili Mücadele’ye daha sonraki bir zamanda katılmak üzere ön tedbirlerini almış, örneğin Brest-Litovsk antlaşmasının imzalanmasından beri Kafkaslarda bulunan Türk ordusuna 100.000 tüfek ve 800.000 lira göndermişti.

Yazının Devamı

İTTİHATÇILARIN I. DÜNYA SAVAŞINDAN ÇEKİLME ARAYIŞI

Sultan Mehmed Reşad’ın vefatı üzerine Vahdeddin’in tahta geçmesi Birinci Dünya Savaşı’nın gidişatı ve Osmanlı Devleti’nin izlemiş olduğu harici siyaset noktasında önemli hiçbir değişikliğe sebebiyet vermedi. Yeni bir padişah olsa da Vahdeddin de Mehmed Reşad gibi İttihatçıların elinde bütünüyle bir maşa halinde kalmaktan kurtulamadı. Reşad’ın ferdi surette karar almasına izin verilmediği gibi Vahdeddin’in de en ufak bir tasarrufta bulunmasına İttihatçılarca şiddetle karşı çıkıldı. Ayrıca Yusuf İzzettin Efendinin şüpheli surette vuku bulan ölümü üzerine 57 yaşında tahta geçmiş olan Vahdeddin’in zaten öteden beri İttihatçılar ile arası da yoktu. Netice itibarıyla Vahdeddin iktidar olmuş, fakat muktedir olamamış, dolayısıyla da mevcut kabineyi dahi değiştirememişti.Oysa ki Dünya Savaşı her geçen gün aleyhimize gelişmekte ve hemen her alanda şartlar giderek daha da kötüleşmekteydi…

Yazının Devamı

İTTİHATÇILARIN MALİ YOLSUZLUKLARI

Savaş her halükârda yıkım demektir. Kazananına da kaybedenine de türlü türlü zararlar verir. Her şeyden önce savaşan ülkelerde sosyo-ekonomik yapı altüst olur.Birinci Dünya Savaşı yıllarında örneğin İstanbul’da yaşamanın ortalama maliyeti yaklaşık yüzde 2.000’i bulmuştu. Diğer bir ifade ile yaşam şartları Türkiye'nin savaşa girmesinden önceki 1914 Sonbaharından 20 kat daha zordu.

Yazının Devamı

İttihatçılar I. Dünya Savaşını Neden Kaybetti

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti neden yenildi sorusunun bir zamanlar “Almanlar yenilince biz de yenik sayıldık” şeklinde ifade edilmiş olması sonraki zamanlarda yadırganan bir cevap olarak karşılık görmüşse de esasen bu tespiti bütünüyle çöpe atmak da yanlıştır. Zira savaş sırasında Osmanlı Devleti’nin siyasi, askeri, iktisadi ve sosyal açıdan nasıl bir durumda olduğu dönemin ABD Yakındoğu istihbarat raporlarında aşağıdaki cümlelerle ortaya konmuştur.İttihat ve Terakki Partisi idaresindeki Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girme kararından Merkez Komitesi'nin haberi olmadığı gibi kabine üyelerinin de bilgisi yoktu. Zira Talat ve Enver Paşa planlarını en yakın arkadaşlarından bile gizli tutmayı uygun görmüşlerdi.

Yazının Devamı

İTTİHATÇILAR VE BOLŞEVİKLER

Birinci Dünya Savaşı Osmanlı Devleti aleyhine sonuçlanınca 14 Ekim 1918'de Talat Paşa kabinesi istifa etti. 1 Kasım 1918’de ise İttihat ve Terakki Cemiyeti gerçekleştirdiği bir kongre ile örgütsel yapısını sona erdirdi. Nihayet Enver, Talat ve Cemal Paşa partili arkadaşlarıyla birlikte bir Alman torpidosuyla yurt dışına kaçtı.İttihatçı liderler önce Odessa'ya, oradan da Berlin'e gitti. Talat Paşa Almanya’da kalıp Avrupa’da dolaştı. Enver ve Cemal Paşa ise Doğu’ya ve Rusya'ya geçti. Enver Paşa Moskova'ya kadar giderek, Sovyet Dışişleri Bakanı Çiçerin ve Lenin ile görüştü. Rusya ve tüm Asya’daki Türkleri antiemperyalist ve Turancı amaçlar etrafında birleştirmeye yönelik faaliyetlerde bulundu.

Yazının Devamı

Mustafa Kemal İstanbul’a adının verilmesini istememişti!

İstanbul fethi bundan tam 573 yıl önce 29 Mayıs 1453'te gerçekleşti. Dolayısıyla ilk defa 1911’de başlatılan İstanbul'un fethi kutlamaları bu yıl da düzenlenen törenler ile bir kez daha tekrarlandı.İstanbul tarihi süreç içerisinde değişik adlarla anıldı. Fethi öncesinde Byzantion, Augusta Antonina, Nova Roma, Miklagard, Konstantinopolis kullanılan söz konusu isimlerden bazılarıydı.

Yazının Devamı

KEMALİZM mi!

Yaklaşık bir aydır Anadolu bütün sokakları, evleri, köyleri, ilçe ve illeri kıpır kıpır.Bir tarafta Kemalizm diğer tarafta Tayyibizm fikri bazda varlık yokluk mücadelesi vermekte.

Yazının Devamı

DÖNEMİN TÜRK BASINININ GÖZÜYLE SULTAN VAHDEDDİN’İN VEFATI

Sultan Vahdeddin bundan tam 97 yıl önce 16 Mayıs 1926’da ve 65 yaşında vefat etti.Sultan Vahdeddin 17 Kasım 1922’de ayrıldığı İstanbul’dan önce Malaya gemisi ile Malta adasına, oradan Hicaz’a, bilahare Mısır’a gitti. Nihayet kendi isteği hilafına yerleşmek zorunda kaldığı İtalya’nın San Remo şehrinde 1926 yılı baharında, 16 Mayıs Cumartesi günü akşamı, İngiliz arşiv belgelerine ve Reuter Ajansı’nın verdiği habere göre, apopleksi (felç) nedeniyle[1] diğer bir açıklamaya göre ise kalp yetmezliği nedeniyle vefat etti.

Yazının Devamı
Anasayfa
Foto Galeri
Video Galeri
Yazarlar
Son Dakika Haberleri
Yerel Haberler
Kategoriler
Gündem
Ekonomi
Dünya
Spor
Magazin
Seyahat
Yaşam
Teknoloji
Sağlık
Kültür Sanat
Medya
Eğitim
Popüler Haberler
Savunma
Sayfalar
Gizlilik İlkeleri
Çerez Politikası
Künye
İletişim
Hukuka Aykırılık Bildirimi
Kullanım Şartları