Koray Kamacı yazdı: Ayasofya'nın Altındaki Gizli Tüneller ve Mühürlü Odalar Açılıyor Mu?

Koray Kamacı

Koray Kamacı

Ayasofya, yaklaşık bin beş yüz yıldır yalnızca mimarisiyle değil, etrafında oluşan sayısız efsane ve gizemli anlatıyla da insanların ilgisini çeken yapılardan biridir. Özellikle yapının altında bulunduğu söylenen gizli tüneller, mühürlü odalar ve saklı kutsal emanetler, tarihçilerden araştırmacılara, pek çok kişinin dikkatini çekmiştir.

Peki Ayasofya'nın altında hala keşfedilmeyi bekleyen sırlar ve gizemli tüneller var mı? Öyle bir döneme giriyoruz ki, yer altındaki sırlar iyice açığa çıkacak...

Doğu Roma döneminde inşa edilen büyük yapıların çoğunda sarnıçlar, servis koridorları ve çeşitli yeraltı bölümleri bulunuyordu. Ayasofya da bu açıdan bir istisna değildir. Yapılan araştırmalarda yapının altında su kanalları, mahzenler ve farklı büyüklükte yeraltı boşluklarının bulunduğu ortaya konmuştur. Bu bulgular, zamanla halk arasında çok daha büyük anlatıların doğmasına neden olmuştur.

En çok anlatılan hususlardan biri de Ayasofya'nın altında yüzyıllardır açılmamış mühürlü odaların bulunduğudur. Bu odalarda saklandığı iddia edilen hususlardan kayıp İncil nüshaları, Doğu Roma imparatorlarının gizli arşivleri, kutsal emanetler, erken dönem Hristiyanlığına ait belgeler, altın ikonalar ve değerli dini eserler... En yaygın efsanelerden biri de Ayasofya'nın çok geniş bir yeraltı tünel ağına bağlı olduğudur. Halk arasında bu tünellerin bir ucunun Topkapı Sarayı'na, Yerebatan Sarnıcı'na, Binbirdirek Sarnıcı'na, Marmara kıyılarına, Eski Bizans saraylarına, uzandığı anlatılır. Gerçekten de İstanbul'un altında farklı dönemlerde yapılmış çok sayıda tünel, su yolu ve sarnıç bulunmaktadır. Ancak bunların tamamının birbirine bağlı olduğu veya Ayasofya'dan tek bir dev ağ şeklinde uzandığı bilgisi de gayet önem arz etmektedir.

1453'te İstanbul'un fethi sırasında bazı rahiplerin kutsal emanetleri gizlediğine dair anlatılar da oldukça yaygındır. Bu anlatılarda bazı ikonalar, haçlar, el yazmaları ve kutsal metinler ise Ayasofya'nın erişilemeyen bölümlerine saklanmıştır. Ortodoks geleneğinde anlatılan en dikkat çekici hususlardan biri ise fetih sırasında bir rahibin ayini yarıda bıraktığı ve bir duvarın içine gizemli şekilde kaybolduğudur. Rivayete göre, Ayasofya bir gün yeniden kilise olduğunda bu rahip geri dönecek ve ayini kaldığı yerden sürdürecektir. Ortodoks inancında bazı Azizlerin de anlatılarında bu konuya rastlamak mümkündür.

Bazı tarihçilere göre ise Ayasofya'nın yalnızca bir ibadet yapısı olmadığı, aynı zamanda "kadim bilgeliğin muhafaza edildiği" sembolik bir merkez olduğu öne sürülmektedir. Yeraltındaki odalar, fiziksel hazinelerden çok "kayıp bilginin" simgesidir. Mühürlü kapılar, yalnızca taş kapılar değil, insanlığın henüz ulaşamadığı manevi sırları da temsil eder. Devletlerin bazı bölgelere bilinçli olarak girmediği, açılan odaların kamuoyundan gizlendiği, çok eski belgelerin henüz açıklanmadığı ve yeraltında keşfedilmiş yapıların bazılarının sır olarak saklandığı bilgileri de önem teşkil etmektedir.

Sonuç olarak Tarih, inanç ve ezoterik sembolizm burada iç içe geçerek Ayasofya'yı dünyanın en gizemli yapılarından biri hâline getirmeye devam etmektedir. Önümüzdeki dönemde ise kadim sırların yavaş yavaş gün yüzüne çıktığını göreceğiz. Sırlar yavaş yavaş aşikar olmaya başladı. Tarsus Kazısı, Bolu Kazısı, Tokat Kazısı, Manisa Kazısı, Göbeklitepe, Karahantepe derken daha çok farklı ve yeni müjdelerin de çıkacağı hususları göreceğiz. Ayasofya bu konuda kilit konumundadır...

Yorumlar

Yorum Yaz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.