Yapay zeka ile plan yaptı, ailesini katletti!

Prof. Dr. Ali Murat Kırık

Prof. Dr. Ali Murat Kırık

Amerika’da 17 yaşındaki bir genç, annesini ve 14 yaşındaki kardeşini öldürmekle suçlanıyor.

Olayın ardından ortaya çıkan ayrıntı ise tüyler ürpertici:

Genç, aylar boyunca interneti ve yapay zekâyı kullanarak ailesinin ölümüyle ilgili senaryolar araştırmış. Hatta olay günü bile…

Savcılığın açıklamasına göre yapay zekâya doğrudan “annemi nasıl öldürürüm?” diye sormadığı belirtiliyor. Bunun yerine gotik hikâyeler yazdırıyor, karakterler oluşturuyor, “Şöyle olursa ne olur?” gibi sorular soruyor.

İşte asıl tartışma burada başlıyor.

Önce kurgu, sonra gerçek

Bir korku hikâyesi yazmak suç değil.

Karanlık bir senaryo düşünmek de suç değil.

Fakat kurgu ile gerçek arasındaki çizgi kaybolmaya başladığında alarm zilleri çalmalı.

Çünkü yapay zekâ artık sadece soru cevaplayan bir teknoloji değil. İnsan ne düşünüyorsa onunla konuşabildiği, aynı düşünceyi defalarca tartışabildiği ve geliştirebildiği bir dijital alan.

İyi düşünceyi de büyütebilir, kötü düşünceyi de…

Bu nedenle mesele yalnızca “Yapay zekâ cinayet öğretti mi?” sorusundan ibaret değil.

Daha önemli soru şu:

Bir insanın kafasındaki tehlikeli düşünceler, yapay zekâ ile konuşuldukça normalleşebilir mi?

Çocuk ekranın karşısında yalnız

Eskiden bir çocuk karanlık bir düşünceye kapıldığında karşısında anne vardı, baba vardı, öğretmen vardı.

Şimdi çocuğun karşısında 24 saat açık internet var.

Kimse ses tonunu duymuyor.

Kimse yüzündeki değişikliği görmüyor.

Kimse “Bunu neden merak ediyorsun?” diye sormuyor.

Çocuk ekranın karşısında yalnız kalabiliyor.

Üstelik internet, çocuğun merak ettiği her şeyi önüne getirebiliyor. Yapay zekâ ise bu konuşmayı kişiselleştirerek sürdürebiliyor.

Bu yüzden çocukların dijital güvenliğini yalnızca “günde kaç saat telefon kullandı?” sorusuna indirgemek büyük hata.

Asıl soru şu:

Çocuk o ekranın karşısında ne düşünüyor?

Yapay zekâyı yasaklamak çözüm değil

Bu olaydan “Yapay zekâyı çocuklardan uzak tutalım” sonucu çıkarmak kolaycılık olur.

Yapay zekâ eğitimde kullanılacak.

Çocuklar bu teknolojiyle büyüyecek.

Ama ailelerin, okulların ve teknoloji şirketlerinin de sorumluluğu büyüyor.

Özellikle çocukların şiddet, kendine zarar verme veya başkasına zarar verme gibi riskli içeriklerle karşılaştığı durumlarda çok daha güçlü güvenlik mekanizmaları gerekiyor.

Çünkü “Ben sadece cevap verdim” yaklaşımı, yapay zekâ çağında yeterli olmayacak.

Yeni çağın sorusu

Bu olayın hukuki süreci devam ediyor. Gencin suçsuz olduğunu söylediğini de unutmamak gerekiyor.

Dolayısıyla burada kesinleşmiş bir hükümden söz etmiyoruz.

Ama olay bize önemli bir uyarı yapıyor:

Çocukların dijital dünyası artık sadece telefon, oyun ve sanal medyadan ibaret değil. Yapay zekâ da onların zihinsel dünyasına girmiş durumda.

Bu nedenle anne babaların yeni sorusu belki de şu olmalı:

“Bugün internette ne yaptın?” sorusunun yanına artık bir soru daha eklemeliyiz:

“Bugün yapay zekâya ne sordun?”

Çünkü bazen masum görünen bir soru, insanın zihnindeki karanlık bir düşüncenin ilk dijital izi olabilir.

Yorumlar

Yorum Yaz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.