FETÖ'nün “imamlar üstü imam”ı hakkındaki sorular hâlâ cevapsız? KÖZ yapılanması iddiaları yine gündemde

Fazıl Duygun'un SuperHaber'de kaleme aldığı analizde, FETÖ’nün eski emniyet imamı ve "imamlar üstü imam" olarak anılan Kemalettin Özdemir hakkındaki yargı sürecini ve "KÖZ" yapılanması iddialarını inceledi. Gazeteci Zübeyir Kındıra'nın tespitleri ve Tahşiye grubunun endişeleri eşliğinde, dosyada hâlâ yanıt bekleyen kritik sorular sıralandı.

HABER-ANALİZ

Uzun yıllar dönem FETÖ'nün TSK, Emniyet ve MİT’teki paralel yapılanmasında en kritik isimlerden biri olduğu iddia edilen Kemalettin Özdemir, son günlerde yeniden tartışmaların odağına yerleşti. Bunun temel nedeni, itirafçıların ifadesiyle “imamlar üstü imam” konumunda FETÖ yöneticiliği yaptığı halde döneminde işlenen cinayetler ve fail-i meçhul terör olayları konusunda kamuoyuna yansıyan herhangi bir itirafta bulunmuş olmaması. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Kemalettin Özdemir'i "silahlı terör örgütü kurma veya yönetme" suçundan 15 yıla mahkûm etti. Ancak, etkin pişmanlık hükümleri ve takdiri indirim uygulanması sonucunda bu ceza 3 yıl 1 ay 15 güne indirildi. Bu noktada çok önemli bir detay var: Mahkeme onun hakkında etkin pişmanlık ve itirafçılık hükümleriyle indirim yaptı ancak, Özdemir, 22 yıl 6 ay hapis cezası talep edilen dava boyunca asla etkin pişmanlık beyanında bulunmadı ve bir örgüt kurduğunu hiçbir şekilde kabul etmedi. İfadelerinde FETÖ hakkında istihbarat birimlerini bilgilendirdiğini ve FETÖ üyelerine o yıllarda sadece “sohbet” yaptığını ileri sürdü. Mahkemede ifade veren itirafçılar ve diğer mağdurlar, Kemalettin Özdemir’in örgüt yöneticisi olduğunu ulusal medyaya verdiği röportajlarda kabul ederken, mahkeme önünde bunu reddetmesinin adaleti yanıltmaya dönük açık bir delil olduğu görüşünü savunuyor. Tanıklar ve mağdurlar, Özdemir’in FETÖ içindeyken ve sonrasında “KÖZ” olarak tanımladıkları kendi örgütünü kurduğunu ve bu yapılanmanın bugün de etkin şekilde devam ettiğini ileri sürüyor.

Resmî iddianamede Kemalettin Özdemir'in uzun yıllar FETÖ içerisinde Ankara il imamlığı, Polis Akademisi ve Polis Koleji imamlığı, emniyet mahrem imamlığı ve çeşitli üst düzey görevlerde bulunduğu; örgütün güvenlik bürokrasisindeki yapılanmasını yöneten isimlerden biri olduğu yer aldı. 23 yıl boyunca Kemalettin Özdemir’in aile hekimliğini yapan Dr. Bülent Çanakçı’nın onun hakkında sarfettiği, “İmamlar üstü imam” tanımı mahkeme kayıtlarına girdi. Özdemir ise çelişkili tarihler vererek 2008-2010 yıllarından sonra FETÖ’den ayrıldığını savundu.
1990’lardan 2010 yılına kadar FETÖ’nün en kritik mahrem imamlarından biri olan Özdemir hakkındaki davanın niçin bu kadar geç açıldığına dair sorular henüz cevabını bulmuş değil.

Faili meçhul ve kumpas iddiaları

Kamuoyunda uzun yıllardır Kemalettin Özdemir'in adı çeşitli fail-i meçhul olaylar, Emniyet içindeki yasa dışı yapılanmalar ve bazı kumpas soruşturmalarıyla birlikte anıldığı görülüyor. Ancak burada da önemli nokta var: Bugüne kadar kamuya açık yargılamalarda Kemalettin Özdemir, bu olaylarla ilgili olarak yargılanmış ya da sorgulanmış değil. Özellikle, yazar Necip Hablemitoğlu suikastıyla ilgili “tanık” olarak katıldığı 28. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmalarda kendisini “sanık” yapacak gelişmeler olmasına rağmen yargı heyetinin bu yönde bir adım atmamış olması da kamuoyundaki soru işaretlerini artırıyor.

KÖZ Örgütü mağduru olduğunu ileri süren bir gazeteci, “Eğer devlet, Özdemir'i onlarca yıl boyunca FETÖ’nün TSK, MİT ve Emniyet yapılanmasının en üst düzey isimlerinden biri olarak tanımlıyorsa ve yargılıyorsa peki onun döneminde yaşanan fail-i meçhul cinayetler ve Türkiye’yi iç savaş ortamına sürükleyecek kritik olayların tamamı yönünden niçin kapsamlı bir adli tahkikat açmıyor, sorgulamıyor” diyor.
Kemalettin Özdemir konusu ve bu meseledeki sessizlik Türkiye'nin FETÖ ile mücadele sürecinin en tartışmalı başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.
Çünkü ortada, Fetullah Gülen’den sonra örgütü yönetmeye aday olduğu itirafçıların beyanıyla dile getirilmiş son derece önemli ve FETÖ’nün “2 numarası” olarak tanımlanan bir isim var. Bu nedenle tartışmanın odağında yalnızca verilen cezanın indirilmesi ya da tutuksuz yargılanması değil, geçmişte FETÖ’nün mahrem istihbari yapılanmasında birlikte rol aldığı isimler hakkındaki belirsizlikler yer alıyor. Özdemir, FETÖ’nün tam anlamıyla bir “sır küpü”, ancak bu küpten çalkantılı 80’li ve 90’lı yıllarda FETÖ’nün yaptığı kumpaslar ve fail-i meçhullerdeki rolüyle ilgili olarak henüz kamuoyunu tatmin edecek bir “sızıntı” olmuş değil. FETÖ mağdurları, Özdemir’in anlatacakları en çok merak edilen kritik bir isim olmasına rağmen konuşmamasını ya da konuşmaya davet edilmemesini dikkat çekici buluyor. Özdemir, Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili olarak ulusal yayın yapan bir TV kanalında bilgiler vermiş ancak mahkemede kendisine sorulduğunda bunu inkâr etmişti. O programın video kaydının mahkemeye sunulmasıyla bu konuda mahkemeye açıkça yalan beyanda bulunduğu tespit edilmesine rağmen kendisi hakkında bir takibat başlatılmamıştı.

Zübeyir Kındıra'nın analizleri: "FETÖ'nün en kritik isimlerinden biri"

Gazeteci ve yazar Zübeyir Kındıra, FETÖ'nün emniyet yapılanmasını en erken dönemlerden itibaren araştıran isimlerden biri olarak biliniyor. Polis Koleji öğrencisiyken “Fethullahçı” yapılanmayı fark eden ve örgüt tarafından okuldan ayrılmak zorunda bırakılan Kındıra, 1999 yılında yayımlanan "Fethullah'ın Copları" adıyla araştırmalarını kitaplaştırmıştı. Kıntıra, henüz FETÖ'nün devlet içindeki yapılanmasının kamuoyu tarafından bilinmediği bir dönemde, Emniyet teşkilatı içindeki örgütlenmeye dikkat çekmişti. Kitapta, Ankara yapılanmasının başındaki isimlerden birinin Kemalettin Özdemir olduğu daha o yıllarda kayıtlara girmişti.
Kındıra, sonraki yıllarda verdiği röportajlarda ve kaleme aldığı yazılarda da Kemalettin Özdemir'i, FETÖ'nün emniyet ve istihbarat yapılanmasının en kritik yöneticilerinden biri olarak nitelendirdi. Kındıra'ya göre Özdemir, yalnızca örgütün emniyet imamı değil; polis okullarından istihbarata; MİT'e yönelik gizli yapılanmadan Emniyet içindeki yasa dışı kadrolaşmaya kadar uzanan uzun yıllara yayılan stratejik organizasyonun merkezindeki en önemli isimlerden biriydi.
Kındıra'nın en dikkat çekici iddialarından biri, Kemalettin Özdemir'in FETÖ'den ayrıldıktan sonra devlet bürokrasisinde etkisini kendi kontrolündeki yeni bir örgütlenme üzerinden sürdürdüğü yönünde. Kamuoyunda "KÖZ" olarak anılan bu yapılanmanın, Özdemir'in soyadının baş harflerinden oluştuğu ve eski FETÖ bağlantılı bazı emniyet mensupları üzerinde etkisini devam ettirdiği öne sürülüyor.
Kındıra ayrıca, Kemalettin Özdemir'in sahip olduğu bilgi birikimi nedeniyle yalnızca FETÖ'nün örgütsel yapısını değil, Türkiye'nin yakın tarihindeki birçok kritik olayın da aydınlatılmasında kilit bir tanık olabileceği görüşünü savunuyor. Ona göre, emniyet ve istihbarat bürokrasisindeki onlarca yıllık faaliyetler dikkate alındığında, Özdemir'in bildiklerinin kapsamı bugüne kadar kamuoyuna yansıyanlardan çok daha geniş. Bu nedenle, yalnızca örgüt yöneticiliği davasıyla sınırlı bir değerlendirme yapılmasının kamu vicdanını tatmin etmediği görüşünde.

CEVAP BEKLEYEN SORULAR

• Kemalettin Özdemir'in etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerin tamamı soruşturuldu mu?
• Özdemir'in geçmişte sorumlu olduğu iddia edilen emniyet ve istihbarat yapılanması tüm yönleriyle ortaya çıkarıldı mı? Yoksa FETÖ’deki kendine muhalif isimler hakkında mı bilgiler verdi?
• Yakın tarihteki faili meçhul cinayetler, yasa dışı operasyonlar ve kumpas davaları bakımından Özdemir'in bilgisine yeniden başvurulması planlanıyor mu?
• Adalet Bakanlığı ve ilgili savcılıklar, kamuoyunda yıllardır tartışılan bu iddialar konusunda yeni bir adım atacak mı?
• Kemalettin Özdemir hakkındaki mahkûmiyet kararı kesinleştiyse infaz süreci hangi aşamada?
• Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ileri sürülen hangi somut bilgiler hangi soruşturmalara katkı sağladı? Bu ifadeler sonucunda kaç yeni dosya açıldı, kaç kamu görevlisi hakkında işlem yapıldı?
• Yargılandığı ve mahkûm edildiği davada FETÖ ile birlikte yine kurucusu olduğu ileri sürülen KÖZ yapılanması hakkında kaç kişi soruşturuldu?
• Özdemir’in, TSK, MİT ve Emniyet içinde birlikte çalıştığı ve amiri olduğu eski bağlantılar tamamen ortaya çıkarıldı mı?
• 1980-2010 dönemindeki sansasyonel terör ve kumpas olayları, özellikle “Kaos Yılı” olarak tanımlanan 1993’teki olaylarda ve fail-i meçhuller konusunda ek soruşturmalar yürütülüyor mu?

Kındıra: "KÖZ dosyası tam anlamıyla aydınlatılmadı"

Kındıra, 2017 yılında yayımladığı "Şeytanın İmamları – Kırık Cop" adlı kitabında, eski FETÖ yöneticisi Kemalettin Özdemir'i ve kamuoyunda "KÖZ" olarak anılan yeni örgütlenme iddialarını ele aldı. Kitapta, Özdemir'in etkin pişmanlık kapsamında devlete bilgi verdiğini öne sürmesine rağmen, geçmişte kendisiyle bağlantılı olduğu iddia edilen bazı emniyet mensupları hakkında yeterli idari ve adli işlem yapılmadığı görüşü savunuldu.

Kitapta adı geçen bazı emniyet müdürleri, iddiaların gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle Kındıra hakkında dava açtı. Yargılama sırasında Kındıra, kitabındaki değerlendirmelerin mahkeme dosyaları, Emniyet Genel Müdürlüğü raporları ve açık kaynaklara dayandığını savundu. Mahkeme, "iftira" suçlamasından beraat kararı verirken, "kamu görevlisine hakaret" suçundan adli para cezasına hükmetti. Kındıra ayrıca dava sırasında yaşadığı sıradışı bir “operasyon”u da kamuoyuyla paylaştı. Şikâyet ettikleri memurlar hakkında avukatı imiş gibi mahkeme kalemini arayan bir kişinin davayı sürüncemede bırakmaya çalıştığını ancak şikayetlerine rağmen bu konunun soruşturma konusu yapılmamasının dikkat çekici olduğunu vurguladı. Kındıra, "KÖZ dosyası tam anlamıyla aydınlatılmadı" diyor.

Tahşiye grubu da endişeli

FETÖ’nün kumpasına maruz kalarak hapse atılan Muşlu Molla Muhammed Doğan’a yakın isimler de Kemalettin Özdemir konusundaki süreçten endişeli. Gruba yakın isimler, FETÖ'nün derin devlet içindeki asıl ekibinin tasfiye edildiğini; ancak “B Ekibi” olarak tanımlanabilecek yeni grubun “KÖZ” olarak yeniden bir araya geldiğini ileri sürüyor. KÖZ oluşumu ile ilgili tanıkların ve itirafçıların beyanda bulunmasına kendilerinin de iki kez resmi olarak şikayetlerde bulunmalarına rağmen bu yeni yapılanmayla ilgili adli yönden takibat yapılmamasını endişe verici buluyorlar. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Tahşiye Kumpası ve FETÖ oluşumu konusunda geniş bilgi sahibi olduğunu vurgulayan Molla Muhammed Doğan’a yakın isimler, “FETÖ konusunda devletin yıllara dayanan ihmalinin sonuçlarını millet olarak 15 Temmuz’da yaşadık. Şimdi FETÖ’nün en önemli imamı olup bu yüzden mahkumiyet almış ve itirafçılar tarafından kendine ait yeni örgüt kurduğu beyan edilmiş bir kişi hakkındaki bu sessizliği anlamak mümkün değil” şeklinde konuşuyor.

Tahşiye Kumpası’na FETÖ ile birlikte katılan ve Tahşiye grubu içinde bulunan isimlerin KÖZ olarak tanımlanan yapılanmayla da iltisaklı olduğu görünüşünü savunuyorlar.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Gündem Haberleri