Fener Rum Patriği Bartholomeos, Atina’da düzenlenen bir törende yaptığı açıklamada, Heybeliada Ruhban Okulu’nun önümüzdeki eylül ayında kapılarını yeniden açacağını bildirdi.
Okulun fiziki yapısında bir süredir devam eden kapsamlı yenileme faaliyetlerinin önümüzdeki aylarda tamamlanacağını kaydeden Bartholomeos, açılışın eylül ayı içerisinde gerçekleştirileceğini ifade etti.
MİÇOTAKİS İLE GÖRÜŞMEDE GÜNDEME GELDİ
Heybeliada Ruhban Okulu’nun durumu, Patrik Bartholomeos ile Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis arasındaki resmi görüşmenin de ana başlıklarından biri oldu. Miçotakis, kendisine iletilen açılış haberini "son derece önemli" olarak niteleyerek, sürecin takibinde olduklarını belirtti. Patrik ise İstanbul’un medeniyetler için önemine değinerek, bölgedeki dini özgürlükler ve Rum toplumunun mevcut durumuna dair mesajlar verdi.
1971’DEN BUGÜNE SÜREÇ
1844 yılında din görevlisi yetiştirmek amacıyla kurulan Heybeliada Ruhban Okulu, 1971 yılında Anayasa Mahkemesi’nin özel yükseköğretim kurumlarına ilişkin kararı neticesinde eğitim faaliyetlerini durdurmuştu. Bartholomeos’un da mezunları arasında bulunduğu kurumun 55 yıl aradan sonra yeniden faaliyete geçecek olması, hem bölge siyaseti hem de dini diplomasi açısından yakından takip edilen bir süreci temsil ediyor.
YENİLEME ÇALIŞMALARI TAMAMLANIYOR
Eylül ayındaki açılış öncesinde, okul kompleksindeki binaların eğitim ve barınma standartlarına uygun hale getirilmesi için yürütülen restorasyon çalışmalarında sona yaklaşıldığı bildirildi. Bartholomeos, eylül ayı için hazırlanan törenin kapsamlı olacağını belirterek tüm tarafları bu süreci takip etmeye davet etti.
KAPATILMA SÜRECİ VE TARİHSEL ARKA PLAN
Sanılanın aksine Lozan Antlaşması ile değil, 12 Ocak 1971’de Anayasa Mahkemesi’nin Özel Okullar Kanunu’na ilişkin iptal kararı neticesinde faaliyetlerine son verilen Heybeliada Ruhban Okulu, tarih boyunca pek çok kez kapatılma ve yeniden açılma süreci yaşadı. 1894 depremi ve 1914 Cihan Harbi gibi nedenlerle eğitime ara veren okul, 1951 yılında Adnan Menderes döneminde "Yüksek Okul" statüsü alarak itibar kazandı. Ancak Soğuk Savaş yıllarında Türkiye'nin Batı blokuna yakınlaşmasıyla kurum, eğitimden ziyade siyasal bir merkeze dönüştüğü gerekçesiyle bürokrasinin hedefi haline geldi.
NEDEN YILLARCA AÇILMADI?
Okulun kapalı kalmasının ardında hem iç hukuk düzenlemeleri hem de uluslararası siyasi rekabetler yatıyor. 1971 muhtırası sonrası devletin "paralel eğitim kurumu" kabul etmeyen katı tutumu ve okulun ABD ile Rusya arasındaki müdahalelere açık yapısı en büyük engel olarak görüldü. Türkiye, okulun açılmasını bir insan hakları meselesi olarak görse de, Batı Trakya'daki Türk azınlığın hakları konusunda "mütekabiliyet" (karşılıklılık) ilkesini kırmızıçizgi olarak korudu.
ABD VE RUSYA DENKLEMİNDE STRATEJİK HAMLE
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti sırasında okulun açılması için "elimizden geleni yapacağız" mesajı vermesi, uluslararası arenada stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor. Bu adımın arka planında şu detaylar öne çıkıyor:
ABD ile İlişkiler: CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve F-35 teslimatları gibi konularda Türkiye’nin elini kolaylaştırması bekleniyor.
Rusya Faktörü: Fener Rum Patrikhanesi’nin Ukrayna üzerindeki etkisi nedeniyle Moskova’nın süreci yakından takip ettiği biliniyor. Okulun Rusya'ya karşı bir cephe olarak kullanılması ihtimali, Türk-Rus ilişkilerinde yeni bir sınav niteliği taşıyor.
MEB DENETİMİNDE YENİ MODEL
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in okulun bakanlığa bağlı bir şekilde yeniden faaliyete geçmesi konusunda yoğun bir mesai harcadığı belirtiliyor. Son iki yıldır adaya gönderilen bürokratların hazırladığı raporlar doğrultusunda, okulun kontrol edilebilir bir eğitim modeliyle açılması planlanıyor. Restorasyon çalışmalarının eylül ayına yetiştirilmesi hedeflenirken, bu adımın hem dini diplomasi hem de bölge siyaseti üzerinde belirleyici bir etkisi olması öngörülüyor.