100 YIL ÖNCE TÜRKİYE’DE GÖÇ VE GÜVENLİK TEDBİRLERİ

İnsanlık tarihi çeşitli nedenlerle vuku bulan büyük göçlere tanıklık etmiştir.

Yakın ve uzak dönem Türk tarihi “Kaçkaç” diye de anılan büyük ve elim suretteki göçlere de konudur.

Osmanlının gerileme ve dağılma döneminde vuku bulan Kafkas göçleri, Rumeli’nin kaybedilmesi ile yaşanan Rumeli göçleri yakın dönem tarihimizin hazin hikayeleriyle doludur. Bu nedenledir ki bugün Anadolu’nun muhtelif şehirleri Anadolu haricinden, Kafkaslardan ve Balkanlardan gelen muhacir Türklerle meskundur. İstanbul’un birçok semti göçmen semtidir ve her bir semtte hemen hemen aynı topluluğun/yörenin insanları ikamet etmektedir.

Göç meselesi dün olduğu gibi bugün de bütün dünyayı yakından alakadar eder haldedir. Ancak Türkiye’nin bu noktada, coğrafi konumu, doğası, iklimi, hayat şartları, dini ve kültürel değerleri, iş bulma fırsatı, güvenilir bir liman olması ve sair nedenlerden ötürü daha bariz bir durum arz etmektedir. Dolayısıyladır ki bugün Türkiye’de Ukraynalısından Afganistanlısına, Ermenistanlısından Suriyelisine, Almanyalısından İngilterelisine ve hatta Afrikalısına kadar birçok milletten insan görmek mümkündür.

Fakat unutmamak gerekir ki kontrolsüz göç aynı zamanda problem demektir. Sadece günümüzün problemi olmayıp önceki asırlarda da söz konusu olan göç ile güvenlik arasında yakın bir ilişki mevcuttur.

Türkiye’de merkezi ve mahalli otorite maruz kaldığımız göçler konusunda muhakkak ki muayyen bir prensipler manzumesine sahiptir.

Bu bağlamda göç ile güvenlik arasında yakın bir ilişkiyi dikkate alan İçişleri Bakanlığı daha yüz yıl öncesinde 2 Nisan 1927’de, ülkenin yabancı unsurları sorununu kesin olarak düzenleyen bir yasa teklifinde bulunmuştur. “Türkiye'de Yabancı Unsurlara İlişkin Yeni Kanun” serlevhası ile sunulan söz konusu düzenleme ile Türkiye'deki idari güvenlik sorununun tamamen çözüleceği ümit edilmişti.

Oldukça kısa ancak derli toplu suretteki yasa teklifinin maddeleri şöyledir:

  • Karadeniz ile Ege arası Ermeniler için yasak bölgedir.

  • Arapların Suriye ve Mezopotamya'nın sınır vilayetlerine yerleşmeleri yasaklanacaktır.

  • Rumlar sadece İstanbul bölgesinde ikamet edebilirler.

  • Rize, Kars, Ardahan ve çevresi vilayetlere Gürcüler yerleşemez.

  • Kürtler dışında Türkçeden başka dil konuşan toplulukların bağımsız komün oluşturmalarına izin verilmeyecektir.

  • İstanbul dışında Türk olmayanların herhangi bir bölgede Türk nüfusunun yüzde onundan fazla olması yasaklanacaktır.

  • Rize bölgesinde suç işleyenlerin aileleri başka bir yere nakledilecektir.

  • Hükümet, yoğun nüfuslu herhangi bir bölgenin bir kısmını diğer üretken bölgelere nakletmek için yetkilendirilecektir.

  • Çingeneler ve Yörükler/Göçebeler bir bölgeye yerleşecektir.

  • Yasak bölgelere gitmek isteyen yabancı unsurlar vesikalarla ve belirli bir süre ile gidebileceklerdir.

  • Ülkeyi temelli terk etme hakkı her unsurun hakkıdır.

  • Bu yasa tasarısı kapsamında nakledilecek nüfus 200.000'den fazla olmayacaktır. Nakledilenlerden ayrılmak zorunda oldukları bölgelerde mülk bırakanlar, Hükümetten arazi veya ev olarak tazminat alacaktır.

Tüm yazılarını göster