Yuvası Habertürk'e geri dönen Oylum Talu'dan samimi açıklamalar
Sayım Çınar, televizyon dünyasının güzel ve entelektüel isimlerinden Oylum Talu ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Oylum Talu’nun yeni programının adı; Burası Haftasonu...
Sayım Çınar / [email protected]
- Burası Haftasonu’yla yeniden Habertürk televizyonundasın… Programında yeni şeyler var mı?
Programda sürekli yeni şeyler yapmaya çalışıyoruz. Burası Haftasonu'nun altyapısı aynı. Yani haber bölümü, konuk bölümü şeklinde ama yeni isimleri ağırlamaya çalışıyoruz, sosyal medyaya yer veriyoruz. 3 saat uzun bir süre. Hem cumartesi, hem pazar en güzel içerik ile doldurmaya çalışıyoruz.

- Bugünlerde ülkemizde daha çok siyasi gündem var. Ülkemizdeki gündemden uzak kalmak imkansız. Bu durumda programın akışında değişiklik oluyor değil mi?
Tabii. Bazen konuklarımızı iptal ettiğimiz durumlar bile olabiliyor. Eskiden her günü müzik ile kapatmaya çalışıyorduk. Şimdi hemen hemen hiç müzik yapacak konuk davet etmiyoruz. Neredeyse hergün şehit uğurlarken, vur patlasın, çal oynasın olmuyor!

- Habertürk’e geri dönerken sizde neler değişti? Habertürk televizyonundan başka kanallara transfer olanlar hep yuvaya geri dönüyor.
Habertürk gibisi yok benim için. Kendimi en huzurlu ve mutlu hissettiğim yerde çalışıyorum. Bunu başka kanallara transfer olmadan önce de söylüyordum. Ama şimdi daha bilinçli ve farkında bir şekilde dile getiriyorum. Habertürk benim için çok değerli. Geri döndüğüm için çok mutluyum.
- 90'lı yıllara kadar televizyonculuk çok önemli bir meslekti. Devamında canı isteyen televizyoncu oldu. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?
Hiçbir meslek kimsenin tekelinde değildir. Şu televizyoncu olsun, şu olmasın demek çok yanlış. Onun kararını verecek izleyicidir. Zaten başarılı olan kalıcı oluyor. Ancak öğrencilerime hep söylediğim şey, bu meslek sebat istiyor.
“Bir kere izlediğimi bir daha izlemekten hoşlanmıyorum.”
- Ekranlarda konuk profilleri de çok tartışılıyor. Doğal olmayabiliyorlar. Seyirci ise doğalın, sıkıcı olmayanın peşinde.
Ekranda iş yapan projeler belli. Kadın kuşakları çok seyrediliyor. Pek alternatifleri de yok. Alternatif işler kendilerine yer bulamıyor. Konuk profilini değerlendirirsek yine aynı şey geçerli. Alternatif düşünülmüyor. Ekranda hep aynı konukları görüyoruz. Farklı kanallarda aynı şeyler konuşuluyor. Ben bir kere izlediğimi bir daha izlemekten hoşlanmıyorum. Onun için değişik konu ve konukları tercih etmeye çalışıyoruz.
- Koyu karanlık, zorlu günler umarım en yakın zamanda sona erer. Bu durumda izleyicilere ne önerirsin?
Maalesef sosyal medya da korkunç görüntüler paylaşılıyor. Reina katliamından sonra paylaşılanlar hem hayatını kaybedenlere hem de acı içinde olan ailelere ve halka büyük ayıp. Etik gözetmek bir zorunluluk. İzleyicilere hep hayatınıza devam edin, terör amacına ulaşmasın gibi cümleler kuruyoruz. Kolay değil ama bunu yapmak durumundayız.

- Sence biz kitapsever bir toplum muyuz? Türk toplumunun edebiyatla arası nasıl?
Kesinlikle değiliz. Keşke olsak. Edebiyat yüksek eğitim seviyesi gerektiriyor. Bizim eğitim oranımız istediğimiz boyutta değil maalesef.
- Medyamızda kendini nereye oturtuyorsun? Polemik sevmiyorsun ama polemikler bazen seni bulabiliyor. Ekşi Sözlük'te seninle ilgili yazılanları nasıl değerlendiriyorsun?
Malzeme vermediğin zaman malzeme üretiliyor hakkında. Kimse ile polemiğim olmadı. Olamaz da. Program hariç çok uzak ve kendi içinde bir hayatım var. Ekşi Sözlük'te inanın ne yazdığını bilmiyorum. Eskiden çok bakıyordum. Son 1-2 senedir hiç...
- Gazetecilerin son dönemde fazlasıyla roman yazdığını görüyoruz. Son dönemde çok fazla roman yazılıyor, kitap yazılıyor. Yeni bir şeyler yazıyor musun?

Ben bir şey yazmıyorum henüz.
- Bir gazetecinin diğer gazeteciyi tehdit etmesini asla anlayamam. Herkes görevini bilse aslında bir sorun yaşamayacağız. Herkes birbirini suçluyor, kötülüyor, çok acı değil mi?
Herkes birbirine karşı çok sert. Tahammülsüz. Herkes birbirine saygı duymak zorunda. / SuperHaber