Yıldırım gözlerinin içine bakarak konuştu: Asla mümkün değil!

Başbakan Binali Yıldırım, Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz ile görüştü. Görüşme sonrasında vize serbestisi için Terörle Mücadele Yasası'da değişiklik şart diyen Schulz'a Başbakan Yıldırım, "Terörle Mücadele Yayasında şu anda terörle mücadele ederken gevşeme yapmak iyileştirme yapmak asla ve asla mümkün değildir. Başka çözüm bulunmalı" yanıtını verdi.

SuperHaber Mobil
HABERİN DOĞRUSU CEBİNİZDE!

Son dakika gelişmelerini, özel haberleri anlık bildirimle ilk siz öğrenin.

SuperHaber Mobil Uygulaması
Yıldırım gözlerinin içine bakarak konuştu: Asla mümkün değil!

Başbakan Binali Yıldırım, Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz ile Çankaya Köşkü’nde görüştü. Görüşme sonrası iki isim ortak basın toplantısı düzenledi. Toplantıda ilk konuşan Schulz, "Terör saldırıları son derece iğrenç, kurbanlarla dayanışma içindeyiz" dedi. Vize serbestisi ile ilgili de konuşan Schulz, "Terörle Mücadele Yasası konusunda değişiklik olmadığı sürece vize serbestisi konusunda elimiz kolumuz bağlı" ifadesini kullandı.

Basın toplantısında konuşan Başbakan Binali Yıldırım de vize serbestisi konusunda görüş alışverişinde bulunduklarını dile getirerek, "Terörle Mücadele Yayasında şu anda terörle mücadele ederken gevşeme yapmak iyileştirme yapmak asla ve asla mümkün değildir. Başka çözüm bulunmalı" dedi.

Yıldırım'ın açıklamalarının satır başları şöyle:

"Sayın Schulz'a darbe girişimi sonrası beklediğimiz gür sesi duymadığımızı ifade ettik. Aradan geçen zaman içerisinde gerçekler ortaya çıkınca bu örgütün ülkemiz için ne kadar büyük bir tehdit olduğu bugün daha iyi anlaşıldı. Avrupa Türkiye ilişkilerinin büyük bir geçmişi var.

TERÖRLE MÜCADELE YASASINDA DEĞİŞİKLİK MÜMKÜN DEĞİL

Geri kabul anlaşması ile ilgili gerçekleşmeyen maddeler üzerinde konuştuk. Şuan anlaşılamamış gibi görünen Terörle Mücadele Yasasıdır. Türkiye terörün her türlüsüyle mücadele içindedir. Biz bunun sadece Türkiye değil dünyanın güvenliği ile de ilgili. Bu kritik dönemde Terörle Mücadele Yasası'nda bir değişim yapmak asla bir katkı sağlamayacağı gibi tehditi büyütecektir. Bu konunun gelişen şartlar çerçevesinde ele alınmasının elzem olduğunu ifade ettik. Bunun dışında Avrupa ilgili yolculuğumuzda her hangi bir kafa karışıklığı yaşamadığımızı ifade ettim.

SORU-CEVAP

"Mülteciler konusu vize serbestisiyle birleştirildi. Bu adım adım gidebilir mi acaba? İkincisi, terörizmle ilgili kanunların gevşetilmesi şuanki durumu daha tehlikeli hale getirir dediniz. Şu anda gazetecilerin ülkenize gelmesiyle ilgili ne söyleyeceksiniz?"

Yıldırım: FETÖ hayatın bütün alanlarına sızmış durumda. Bu gazetecilerin medya mensuplarının içeri alındığı, özgürlüklerinin kısıtlandığı yönünde Avrupa'dan tenkitler duyuyoruz. Hiçbir gazeteci bir terör örgütüne destek olmaz. Eğer bunları yapmıyorsa o gazetecidir, endişeye kapılmasına gerek yok ama bizdekilerin durumları farklı. Gazetecilik kağıdını alıyor ama FETÖ'ye bir fiil destek oluyor. Sadece övmüyor, terör örgütünün lojistik hizmetlerini de yerine getiriyor. Terör örgütüyle iç içe olmuş, bu ülkenin insanalrını öldüren kanlı bir örgütün mensubuna, elinde gazeteci kimliği var diye hoşgeldin mi diyeceksiniz? Öyle bir şey kimse beklemesin.

Daha önce kamuoyuna açıklanan çok net bir şey var. Geri Kabul Anlaşması vize serbestisi birlikte yürüyecek. Karşılıklı olarak malesef bu taahhütlerin bir kısmı yerine geldi, bir kısmı gelmedi. Bizim de yerine getirmediklerimiz var AB'nin de var. Bunları yerine getirmek için imkanımız var. Bir istisna var: terörle mücadele yasasının değiştirilmesi. Bugünkü şartlardan dolayı bu yasada bir iyileştirme yapamayız. Bu bizim ölüm kalım meselemiz. Bu aynı zamanda Avrupa'nın da terörle mücadelesi için olması gereken bir konu. Diğer tüm konuların çözüme kavuşturulmasında bir sorun görmüyoruz. İstisnalar getirmek, Türk toplumunda AB'ye olan güveni biraz daha azaltacaktır. Ya vize serbestliği olmalı, bunun bir alternatifi olamaz.

Schulz: "Bu konuyu tartışmalı bir şekilde ele aldık. Basın ve fikir özgürlüğü konusunda Türkiye ile bizim anladığımız arasında fark var. Sayın Başbakan Türkiye perspektifiyle yola çıktı. Tam da bu nedenle bilhassa temel haklar ve ifade özgürlüğü konusunda çalışmamız gerekiyor. Ben bir demokrasinin seviyesini ve kaltiesini gösteren birincil faktörlerden birinin basın ve ifade özgürlüğü olduğunu düşünüyorum. Türkiye, gazeteciler konusunda her vakaya münferit olarak bakması gerekiyor ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde belirlenmiş olan koşullara göre yargılanmalı. Avrupa Konseyi'nin üyesi olan Türkiye de bunları biliyor. Zanlıların temel hakları gözetilerek bir yargılama yapılmalı. Ama her konuda anlaşamadığımızı da söylemiştim.

Yıldırım: Türkiye AB ülkeleri olduğu gibi bir hukuk devleti. Türkiye'deki yargıyla ilgili işler de hukuk devleti çerçevesinde, kuvvetler ayrılığı prensibiyle yürümektedir. Bir terör zanlısını sorgularken bizden izin almadığı gibi onların yargılanmasını engellemek gibi bir yetkimiz yok. Bu konudaki anlayış farkı elbette olabilir. Ama önemli olan algıdan ziyade olgu nedir onun üzerinde çalışmamız lazım. AB fasıllarla ilgili konular görüşülürken bu etraflıca ele alınır.

"Siz bugün Türkiye'yi ziyaret ederken AP'de de PYD'nin lideri Salih Müslim ağırlandı. Basın toplantısına izin verildi. Sizden bir izin alındı mı? Müslim Türkiye için DAEŞ'e yardım ediyor iddiası ortaya attı. İkincisi PKK yandaşlarının AP'de PKK liderlerinin fotoğraflarının sergilendiği sergi gerçekleşti. 6 Eylül'de yine olacakmış buna da izin verilecek mi?"

Schulz: Bahsettiğiniz kişinin AP'de olduğu bilgisini bugün burada aldım. Bu şahsi bir ziyarettir. Bir üye bu beyefendiyi davet etmiştir. Bu benim çalıştığım kurumu bağlayıcı değildir. AP'yi hiçbir şeye mecbur bırakmaz bu ziyaret. Ben şaşırdım. Kendisini davet etmezdim. AP'de ifade ettiği görüşler de kendi özel görüşlerdir.

"Siz darbe girişiminin detaylarını burada öğrendik dediniz. FETÖ'nün uygulamaları hakkında Avrupa'da farklılık olacak mı?"

Schulz: "Darbenin boyutlarını göremedik demedim onu gördük. Burada tutuklamaların ve bu darbeyi desteklemiş insanların bu kadar çabuk tespit edilmesi bizi düşündürdü. Şiddetle dolu darbe denemesinin üzerinden 48 saat geçtiğinde binlerce insanın tutuklanmasının bizi şaşırttığını söyledik.