Yıldıray Oğur arşivden öyle bir Can Dündar yazısı paylaştı ki..

Yıldıray Oğur, Twitter hesabından büyükelçilerle selfie çektirmeyi dayanışma olarak değerlendiren Can Dündar'ın 2005'te paylaştığı Persona non grata (istenmeyen adam) başlıklı yazısını paylaştı.

SuperHaber Mobil
HABERİN DOĞRUSU CEBİNİZDE!

Son dakika gelişmelerini, özel haberleri anlık bildirimle ilk siz öğrenin.

SuperHaber Mobil Uygulaması
Yıldıray Oğur arşivden öyle bir Can Dündar yazısı paylaştı ki..

Yıldıray Oğur, Twitter hesabından büyükelçilerle selfie çektirmeyi dayanışma olarak değerlendiren Can Dündar'ın 2005'te paylaştığı Persona non grata (istenmeyen adam) başlıklı yazısını paylaştı.

Oğur'un ABD Büyükelçisi'ni persona non grata ilan edip cevap istenmeyen adama kapıyı göstermektir diye yazan yazar kimdi? notuyla paylaştığı 2005 tarihli yazıda, Bir diplomatın, görev yaptığı ülkenin iç ve dış politikası hakkında halk önünde açıklama yapmasına diplomatik karışma deniyor.İ tibarlı ülkeler, böyle davranan diplomatın bir an önce ülke dışına çıkmasını isteyebiliyor. Birleşmiş Milletlerin 1961 tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi de buna cevaz veriyor.Persona non grata ilan edilen diplomatın ertesi gün bavulunu toplayıp ülkesine dönmesi gerekiyor. gibi ifadeler kullanılıyor.

Oğur'un paylaşımı meğer Can Dündar da bir zamanlar yerli ve milliymiş yorumlarına neden oldu.

Yıldıray Oğur'un paylaştığı tweet

ABD Büyükelçisi'ni persona non grata ilan edip "cevap istenmeyen adama kapıyı göstermektir" diye yazan yazar kimdi? https://t.co/9F6Ihrr2LB

— Yıldıray Oğur (@yildarado) March 30, 2016

İşte Can Dündar'ın o yazısı: Persona non grata

Bir diplomatın, görev yaptığı ülkenin iç ve dış politikası hakkında halk önünde açıklama yapmasına diplomatik karışma deniyor.İ tibarlı ülkeler, böyle davranan diplomatın bir an önce ülke dışına çıkmasını isteyebiliyor. Birleşmiş Milletlerin 1961 tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Sözleşmesi de buna cevaz veriyor.Persona non grata ilan edilen diplomatın ertesi gün bavulunu toplayıp ülkesine dönmesi gerekiyor.

Amerikan Büyükelçisi Eric Edelman, 14 Martta Cumhurbaşkanı Sezerin muhtemel Suriye ziyareti sorulduğunda Umarım Türkiye de Suriyenin Lübnandan çabuk biçimde çekilmesini destekleyen uluslararası uzlaşmaya katılacaktır diyerek Gitmeyin mesajı verdi.Hiçbir resmi yetkili de Karışma deme cesaretini gösteremedi.Oysaki, müttefiklikten dem vuran bu diplomata, Türkiyenin Suriye ile neredeyse savaş noktasına geldiği yıllarda ABDnin Şam yönetimiyle nasıl iyi ilişkiler içinde olduğu hatırlatılabilirdi.

Edelman Ankaraya atandığında bu köşede sicilini yayımlamıştım (Bkz: 25 Ağustos 2003). İlk görev yeri Batı Şeriaydı; o elini attığında barış görüşmeleri kesilmişti.Dışişlerinin Operasyonlar Dairesinde şahin Başkan Reaganla çalışmıştı.Sovyetler çökerken Moskovadaydı.Berlin Duvarı yıkılırken Doğu Avrupa masası ona bağlıydı.Çekoslovakya bölünürken Pragda müsteşar yardımcısıydı.Sonra yine şahin Dick Cheneyin ulusal güvenlik şefi olmuş, 11 Eylül, Afganistan operasyonu, Irak saldırısıyla ilgilenmişti.Bu sicille Ankaraya atanmıştı. Ben de Türk askerini Irak batağına çekecek provokasyonların başladığı şu günlerde Edelman Türkiye tarihinde nasıl yer alacak diye sormuştum.

Yanıt gecikmedi.Edelmanla Türk-ABD ilişkileri en berbat dönemini yaşamaya başladı.Büyükelçi, daha iki ay önce Bergamada mahkeme kararıyla kapatılan altın madeninin açılması için Bayındırlık Bakanlığına başvurarak Bergamalıları ayağa kaldırmıştı.Halen Türkiye, Amerikadan nefret eden milletler yarışında ipi göğüslüyorsa bunda Edelmanın büyük katkısı vardır.

Son aylarda katıldığım toplantılarda, sivil toplum örgütlerinde, üniversite kampuslarında, Batı karşıtı bir tepkinin günbegün yükselişine tanık oluyorum. ABye üyeliği içtenlikle destekleyenlerde bile itirazlar başladı.Türkiye halkı, yukarıdan bakıp Şunu yap, bunu yapma diye parmak sallayan ve her gün bir başka nazik noktaya kazma vuran sömürge valisi kafalı Batılılar yüzünden 200 yıllık Batılılaşma hayalinden vazgeçme noktasına doğru ilerliyor.Eksikliği hissedilen muhalefet, hem de tuhaf bir koalisyon halinde anti-Batı ekseninde şekilleniyor.

Siyasi elit içinde de Aldığımızdan çok veriyoruz şikâyeti baş gösteriyor.Yapılacak iki şeyden biri, aralıktan beri reform çizgisini durduran hükümetin inisiyatifi yeniden ele almasıdır.Diğeri ise onurlu bir çizgide direnmek...Cumhurbaşkanının baskılara boyun eğmeyip Şama gideceğini açıklaması sevindirici.Türkiyenin komşularıyla iyi ilişkiler geliştirme çabasını sürdürmesi bu tür dayatmalara en iyi cevaptır.Bir başka iyi cevap ise, İstenmeyen adama kapıyı göstermektir. [email protected] Yani İstenmeyen adam..

17 Mart 2005 Can DÜNDAR