Yıl sonuna kadar sabredip ondan sonra millete gidelim!''
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım, Milli Tarım Projesi programına katıldılar. Cumhurbaşkanı burada yaptığı konuşmada AB'ye çok sert mesajlar verdi.
Cumhurbaşkanı'nın konuşmasından satır başları:
''Milli Tarım Projesi'nin hayırlı olmasını Allah'tan temenni ediyorum.
Toprağa gerekli önem verilmezse, insaoğlu en büyük ihaneti kendine yapar
Havza bazlı üretimi destekleme ve hayvancılıkta yerli üretimi destekleme projelerine sahip çıkmalıyız.
Topraklarımız var ama doğru planlama yaparak değerlendirlemiyoruz. Meralar var ama et fiyatları gidiyor. İthalat yapıyoruz. Bu kabul edilebilecek bir şey değil.
GÜBRE İÇİN ÇAĞRI
Azotlu gübreyle toprağa zarar verdik.
Doğal gübreye dönmek zorundayız. Çöp atıkları kompost gübreye çevirebiliriz. Böylece kimyevi azotun tehdidinden gıdalarımızı kurtarabiliriz. Şu an 30 büyükşehir belediyesi adım atsa, çok büyük iş yaparız.
Tarımsal hasılada Avrupa'da 1 numara olmamız yeterli olduğumuz anlamına gelmiyor. Gıda ve et ithalatının olması bir sorun olduğu anlamına geliyor. İnşaallah, milli tarım projesiyle üstesinden geleceğiz.'
"19 ÇEŞİT SEBZE NEDİR YA?"
Enflasyon rakamları açıklandığında domates biber fiyatları açıklandığında ağırıma gidiyor. Bu topraklar bu kadar verimli olacak, biz domates biber fiyatlarında sıkıntı yaşayacağız.
19 sebze çeşidi nedir ya? Arttıracağız. İnşaallah, bu olacak.
'ÇOBANLIĞI HAFİFE ALMAYIN'
Osmanlı'yı ayakta tutmanın yolu iaşecilik sistemiydi. Bizim de fiyatları dengede tutacak bir sistem oluşturmamız lazım. Teşvikler var, ne kalıyor çalışmak. Peygamberlerin mesleği olan çiftçilik ve çobanlığı bilgilendirmeyle teşvik ederek ülkemizde hakettikleri konuma getirmeliyiz. Çobanlık deyip hafife almayın.
Çobanlığın felsefesini anlamayan insan yönetemez. Ben de bir çobanım. Hepiniz çobansınız, hepiniz güttüklerinizden mesulsunuz buyuruyor Peygamberimiz. Anlamayan anlamaz. Anlamayanların geldiği durum belli. Biz işimize bakalım. Bize eğilmek yakışmaz, biz sadece Rüku'da eğiliriz.
Kardeşlerim sizler gayet iyi bilirsiniz. Tohum toprağa düşmeden can bulmaz. Toprağa düşen tohumdan kaliteli ürün istiyorsanız gübresinden suyuna kadar tüm ihtiyaçlarını karşılamalısınız. Devletler için de geçerli Anadolu Selçuklu, Alparslan'la bu topraklarla yetişmiştir. Osmanlı'da izi takip edilerek kurulmuştur. Cumhuriyet de Osmanlı tohum varlığından vücut bulmuştur. Ecdadımız gittiği her yerde toprağı bereketli kılmanın çabası içinde olmuştur.
Sadece biraz suya, gübreye, emek, kardeşlik tohumlarının yeniden yeşertilmesine ihtiyaç vardır. 14 yılda Balkanlardan Orta Asyaya Afrika'ya kadar gönül köprüleri kurma çabasındayız. Geçtiğimiz cuma Belarus'ta Minsk Camii'nin açılışını yaptık, eksi 8 derecede. Tarihimizde sömürgecilik olmadığından birlikte kazanacağımız projeler teklif ediyoruz. Her türlü riski göze aldık. Hem kendimiz hem de tüm mağdurlar için bu gayretleri gösterirken birileri de ülkemizi terörle yakmak için uğraşıyor.
Terör örgütleri aynı amaçla saldırıyor. Kimi tüfekle, kimi fitneyle. Başka yerlerde tıkır tıkır işleyen planların Türkiye'de neden boşa çıktığını bilmiyorlar. Bu millet aziz bir millet.
'TARLASINI NEDEN YAKTI?'
15 Temmuz'da çiftçi kardeşlerimiz neler yapabileceklerini gösterdi. O zekaya bak, zekaya. Tarlasını yaktı. F-16'lar nerde kim var göremesin diye.
Kimisi traktörüne atladı, traktörüyle gitti. Senin F-16'n varsa benim de traktörüm var dedi.
Darbe girişimi sonrası samanlarını yakan kardeşim, darbe girişimi sonrası yardım teklif edildiğinde, ben bu samanları Allah için yaktım dedi.
Pek çok çiftçi, traktörüyle kışlaların önüne gelip tankların çıkmasına engel oldular.'
Darbe girişimi sonrası samanlarını ateşe verene tazmini teklif edildiğinde biz o samanları Allah için yaktık diyerek Türk milletinin asaletini gösterdiler. 9 çiftçimiz şehit olmuştur. Pek çok çiftçimiz saflarını belli etmiştir. Böyle bir millete kim diz çöktürebilir. Böyle bir millete kim teslim olabilir. Doğu'ya bakın Orta Anadolu'ya.
"HİÇBİR ŞEHİDİMİZİN KANINI YERDE KOYMADIK, KOYMAYACAĞIZ"
Derik'te teröristler tarafından katledilen Kaymakam ve Bakanlıkça görevlendiren Muhammed Safitürk kardeşimizin cenaze törenine katıldık. Yürekleri sızlatan bir görüntüydü. Metanetleri geleceğimize olan güvenimi güçlendirdi. Aynı zamanda mücadele azmimizi de biledi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanı olarak şu mesajı vermek istiyorum. Hiçbir şehidimizin kanını yerde koymadık, koymayacağız.
Türkiye'ye yönelik her saldırıya öyle bir cevap vereceğiz ki akıllarından dahi böyle bir düşünceyi geçiremeyecekler. Bu ülkenin askerini polisini kaymakamını herhangi bir memurunu öldürenlere ve yardım edenlere dünyayı dar etmezsek yazıklar olsun.
"YIL SONUNA KADAR SABREDELİM, ONDAN SONRA MİLLETE GİDELİM"
Hepsi hukuk çerçevesinde hakettiği cezaya kavuşacak. Ne dedim biz şu an Hükümetimiz ve MHP idamı görüşmekten yanalar. Parlemento bu kararı aldığı anda bana da onaya geldiğinde ben bu kararı onaylarım. Ondan sonra referandum olduğu için millete gelecek. Asıl onay mercii sizsiniz; millet. Batı ne diyor idam olmaz. Nereden bunu konuşuyorsunuz diyor; Ey Batı, bu milletin kaderi sizin elinizde değildir. Bugün dünyanın büyük çoğunluğunda da bu var. Kimsin sen ya, kimsin? Nesin sen, sen Türkiye adına ne zamandan beri karar verme yetkisine sahip oldun! Sen veya siz nasıl olur da Türkiye hakkında karar verirsiniz? Türkiye'yi tanımamışsınız, çevirdiğiniz fırıldaklar Türkiye adına değil. Bu millet kendi kararını kendi verir, kendi göbeğini kendi keser. Avrupa Birliği Parlementosundaki terör örgütleri temsilcilerini temizleyin. O zaman görün.
AB önce verdiği sözleri tutsun. Terör örgütü Avrupa'da cirit atıyor. Onlara her türlü desteği vereceksiniz, Türkiye'ye de müzakereler durdurulacak diyeceksiniz. Geç kaldınız ya, hemen kararınızı verin. Yıl sonuna kadar sabredelim, ondan sonra millete gidelim.
İngiltere bile milete gitti, millet ne yaptı İngiltere'de çıkalım dedi ve çıktılar. Suriye'de Irak'ta mültecilere verdiğimiz destekle yaptığımız harcama 15 milyar dolara ulaştı. Siz verdiğiniz hiçbir sözü tutmadınız ki nereye yürüyeceğiz. Bunlar dürüst değil, biz dürüst olanlarla yürüyeceğiz.
BAŞBAKAN DA KONUŞTU
İşte Yıldırım'ın konuşması:
''Nereye hangi ürünü ekerse oraya destek alacağız. Böylece kaynak israfına son verilecek
Tarıma daha çok destek vermeliyiz. Mazot için diyoruz ki deponun yarısı sizden yarısı bizden
Miras yoluyla bölünmeye karşı bir düzenleme yaptık.
Sulama işini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na veriyoruz.
Et üretiminde kendi kendine yeten ülke olmayı hedefliyoruz.
184 ovamızı koruma altına alıyoruz.
Buğday ve et stratejik ürünlerdir.''