Yenidoğan Çetesi elebaşı Fırat Sarı hakim karşısında! İlk sözleri "Örgütü benim kadar iyi kimse bilemez" oldu...
Yenidoğan Çetesi elebaşı Fırat Sarı hakim karşısında hesap veriyor. Savunması alınan Fırat Sarı'nın ilk sözleri "Üniversitede bir yürüyüşe katıldım, bu nedenle 4-5 yıl cezaevinde örgüt üyeliğinden yattım. Örgütü benim kadar iyi kimse bilemez." oldu. Savunmasını yaparken sakin tavırlarıyla dikkat çeken Sarı, ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir'e bebek başına 750 lira ödediğini itiraf etti.
1
11
İstanbul’da bebekleri anlaşmalı oldukları hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi davasında 5. gün. Bugün örgüt lideri Fırat Sarı’nın savunması alınıyor.
İşte dakika dakika mahkeme salonunda yaşananlar...
2
11
23.11.2024 10:36
FIRAT SARI SALONA GÖMLEKLE GELDİ
Duruşma başladı. Fırat Sarı, mavi ve yeşil kareli bir kışlık gömlekle salona geldi. Mahkeme başkanı sanıkların isimlerini sayıyor.
3
11
ELEBAŞI FIRAT SARI'DAN İLK SAVUNMA
Çete elebaşı Fırat Sarı'nın savunmasında ilk sözleri şöyle oldu:
"Bu iddianame kapsamında olan bir şey değil, özellikle davacı tehdidinden dolayı toplumun etkilendiği bir durum oldu. Buraya gelmek çok istedim ama hayata dair pek umudum kalmadı. Her şeyi anlatmak istiyorum. Öyle şeyler çıktı ki, akış hayal gücüne sığmayacak durumlara vardı. Bütün hesaplarıma bakılsın. Sümeyye ve Mehtap dün söylediler, benim onlara borcum var. Çok fazla para harcıyorlar diye para kontrolleri olsun diye para alırdım.
4
11
"ÖRGÜTÜ BENİM KADAR İYİ KİMSE BİLEMEZ"
1975 Bingöl doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi orada tamamladım. 17 yaşımda tıp fakültesine girdim. Üniversitede bir yürüyüşe katıldım, bu nedenle 4-5 yıl cezaevinde örgüt üyeliğinden yattım. Örgütü benim kadar iyi kimse bilemez. Daha sonra ayrıştım ve güvenlik güçleriyle görüşmeye başladım. FETÖ dönemine kadar devletle bağlantım vardı.
İnsanı varlık yapan ne kadar değer varsa hepsi üzerimden alındı. Ben bir hiç kaldım."
5
11
ESENYURT'U KÖTÜLEDİ: SOSYOEKONOMİK SEVİYESİ DÜŞÜK
Sarı ifadesine şöyle devam etti: "Zorunlu hizmetimi Esenyurt Devlet Hastanesi'nde yaptım. Orası, bir hekimin günde 100’ün üzerinde hasta baktığı bir yer. Zorunlu hizmetten sonra 2018 yılında Reyap Hastanesi'nde işe başladım. Reyap Hastanesi'nde çalışınca Esenyurt Hastanesi'nde bir geçmişim vardı.
Esenyurt, İstanbul’un en büyük ilçesi. Orada çok fazla tıp merkezi var. Halkın sosyoekonomik seviyesi düşüktür. Mesela bir gebe, sadece doğum yapacağı zaman, suyu geldiğinde en yakın tıp merkezine gider. Doğum yapan bir annenin bebeğinin ne durumda olacağını kestiremezsiniz. Bebek kötü olunca da bir an önce sevk etmek isterler."
6
11
SİSTEMİ KURMAYA NASIL KARAR VERDİ?
Sistemi kurmaya nasıl karar verdiğini anlatan Sarı, "Önce işletme nedir diye baktığımda, sadece yenidoğan değil, kulak burun boğaz, göz, fizik tedavi... Hatta fizik tedavi, en çok işletmenin olduğu bölüm. Bu yola baktığımda yapabilir miyim diye düşündüm ve böyle başladım.
Sözleşmelerle ilgili ne varsa bana her şeyi sorabilirsiniz, her şeyi size detaylı anlatacağım. İlker Gönen ile tanıştık. Kendisi de nasıl tanıştığımızı anlattı. O da benim gibi çalışmayı seven bir insandı. Bu operasyon süresince A Hastanesi dahil birçok hastaneden teklif aldım ama 'yoğunuz' diyerek kabul etmedim. Özel sağlıkta her yerde olan bir durum bu." dedi.
7
11
"SİSTEMİ BEN KURMADIM, ZATEN VARDI"
Böyle bir sistemin zaten var olduğunu söyleyen Sarı, "İstanbul’da her taraf işletme. Benden önce de birçok kişi bu işi yapıyordu. Sözleşme ise 'hizmet işbirliği sözleşmesi' olarak adlandırılıyor. Bu sözleşmeyle her şey hastaneye aitti; doktor, hemşire vs., tamamen hastanenin kendi kurumsal sistemi aynen çalışıyordu. Bu sistemi ben keşfetmedim, bu sistem zaten vardı." ifadelerini kullandı.
8
11
"SES KAYITLARINDA BAZI YERLER KESİLMİŞ"
Örgüt lideri Sarı, mahkemede ortaya çıkan ses kayıtlarına da tepki gösterdi.
Sarı, "Tapelerde çok itirazım var. Birincisi, iki insan konuşuyor... Burada ben kamuya konuşuyorum ama her şeyi söylemem, kafamın içinde bin tane şey geçiyor olabilir, ona göre konuşuyorum. Siz güvendiğiniz bir insana daha rahat konuşursunuz. Özel hayatta geçen konuşmalar kamuya yansıtıldı. Bunlar kamu ile alakalı konuşmalar değildi. Ayrıca belli yerler kesilmiş." dedi.
"CANİ OLSAM ÖLÜM ORANI DAHA YÜKSEK OLURDU"
Sarı savunmasına şöyle devam etti: "Benim ölüm oranım, Türkiye’deki hekimlerin ölüm oranının altında. Eğer cani olsam, bu sayı yüksek olurdu. Hakkınızda bir rüşvet iddiası veya katil olduğunuza dair bir haber çıksa, sizin daha önce yargılandığınız insanlar şüpheye düşer. Bu yüzden Sağlık Bakanlığı'na 'Yapmayın' dedim."
9
11
"BİZİ ŞİKAYET EDENİ EVLADIM GİBİ GÖRÜRDÜM"
CİMER şikayetini yapan hemşire Deniz Korkmaz'a sitem eden Sarı, iddialarda bulunarak "CİMER şikayeti yapanı da evladım gibi yanımda taşırdım. Şikayeti yaptıktan sonra da Duygu Hastanesi'nde çalışmaya devam etti. Deniz Korkmaz, Deniz Gezmiş parkası giyerdi, hastane molalarında Mao okurdu. Deniz Korkmaz, 'Aziz milletim' diyerek şikayetini yapmış. Ama Deniz böyle bir şey bilmez, o aşırı solcudur. Vatan emniyet ile ilişkisi olduğunu düşünüyorum, Deniz vatan millet kaygısı taşımaz” dedi.
10
11
ÇETE ÜYELERİNİ SUÇLADI
İlaç satışından haberdar olmadığını söyleyen Sarı, "Gerçekten haberim yoktu. Ben onlara baskı kurmadım, bu olaylar açığa çıksın diye esnek davrandım. Gerçekten ilaç sattıklarını tapelerde gördüm." dedi.
Sarı ayrıca çete üyelerini suçladı: "İlaç alınmış 300 liraya, 500 liraya satılmış. Bu ilaçlar saklama şartları önemli olan ilaçlar. Bu ilaçları sanık Hasan'ın poşete koyup götürdüğünü gördüm. Bu işleri Hasan Basri ve Hakan Doğukan Taşçı yaptı ve benim hayatımı kararttı. Hasan Basri Gök (hemşire) ve Hakan Doğukan Taşçı (hemşire), İlker Gönen (doktor) ile aramı bozan kişilerdir. Bu iki çocuk beni sistematik olarak zehirledi."
11
11
"BEBEK BAŞINA 750 TL ÖDÜYORDUM"
"Gıyasettin'e bebek başıma 750 lira ödüyordum. Eşi ise sigortalı olarak çalışıyordu. Devlet memuru olduğu için ödemeleri bu şekilde yapıyorduk. Hakan Doğukan'a da para veriyordum. İlker Gönen ise maaşlı çalışanımdı. Anlaşmamız başlangıçta sabit maaş üzerinden yapılmıştı. Daha sonra 'ortak olalım' dedik ama olmadı.
Bizim hastanede aldığımız para, para değil, cüzi bir miktardı. Doktora ver, hemşireye ver, ambulans şoförüne ver, geriye bir şey kalmıyordu. Bizim muhatabımız hastane yetkilileriydi. Mesela hastane sahibi Ali Dirik gibi. Beylikdüzü Medilife Hastanesi'nde Osman Hoca ve Atilla Bey'le konuşuyorduk. Hastanede her şeyin hastanenin bilgisi dahilinde olacağını konuştuk."