Vegan festivalinde et yiyen azmanlar gerçeği

Demet Cengiz

Demet Cengiz

Geçtiğimiz birkaç gün Didim Belediyesi’nin davetlisi olarak; zeytinin, çapkın tanrıların ve savaşçı tanrıçaların merkezi o güzel topraklarda yürüdüm. Apollon Kehanet Tapınağı’nda Tanrı’nın bakire gelinlerine kulağımı verdim, bir huzur çektim içime.

Daha önce kim bilir kaç kez adım attığım o muhteşem topraklarda yere oturdum, ağaçlara sarıldım, keçilerin peşinde koştum. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Didim Vegfest’e katıldım.

Vegan festivalinde et yiyen azmanlar gerçeği

Ayrıca o festivali de anlatacağım ama ne yazık ki lüzumsuz bir polemiğe gireceğim. Çünkü Cengiz Semercioğlu’nun ispiyoncu bir arkadaşı yüzünden, olmadık şeyler söylendi bu güzel ve arkasında tonlarca emek olan festivalle ilgili. Haksızlık yapıldı.

“Vegan festivalinde gazeteciler ve influencer’lar et yedi, kebapçıya gitti” diye söyleyince evet gayet seksi ve ilgi çeken bir ifade oluyor. Konuyu bilen bilmeyen herkes de başlıyor tüm festivali ve orada bulunan gazetecileri gömmeye.

Vegan felsefeyi anlatacak değilim. Ben vegan veya vejetaryen de değilim. Veganlık sadece et yememek, hayvansal hiçbir ürünü kullanmamak değil, hiçbir şekilde hayvan istismarına izin vermemektir. Bu yüzden deri pabuç da giymezler, bal da yemezler. Felsefelerini anlıyor ve kendilerine çok saygı duyuyorum.

Didim Vegfest’te kurulan stantlarda yerel halk bir yandan vegan lezzetleri sergileyip satıyor, diğer yandan el işi göz nuru eserlerini satma imkânı buluyor. Festival kapsamında endüstriyel hayvancılığın vahşeti, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin korkunçluğu ile doğada ve şehirlerde yaşayan hayvanların karşılaştığı güçlükler, istismarlar, ihmaller anlatılıyor. Pek çok panel, sohbet var. Düzenlenen konserlerde vegan veya vejetaryen sanatçıların sahneye çıkmasına özen gösteriliyor.

Vegan festivalinde et yiyen azmanlar gerçeği - Resim : 2

Orada bulunan gazeteciler, influencer’lar veya ziyaretçiler başka bir dünya’nın mümkün olduğunu görüp, bilgileniyorlar ve hayvanlarla ilgili daha duyarlı hale geliyorlar. Ve bu etkinliği yerinde görmesi için davet edilen gazetecilerin vegan olması şartı aranmıyor. Çünkü bu şart aranırsa Cengiz Semercioğlu’nun ispiyoncu arkadaşından başta Türk basınında 10 vegan gazeteci bulamazsınız.

Ayrıca sumo güreş turnuvası izlemeye giden gazetecilerin sumocu, güzellik yarışması izlemeye giden gazetecilerin güzel olması şartı nasıl aranmıyorsa, vegan festivalini izleyecek gazetecilerin vegan olması da aranmamış.

Yemek konusuna gelecek olursak… Her ne inanç, felsefe ve ideolojiyle insanlar ne yemek istiyorsa, yerler; her ne yemekte sakınca görüyorlarsa, yemezler. Bu kadar basit! Başka insanları kendi inanç, felsefe ve ideolojinize göre beslenmeye zorlarsanız bu faşizm olur. Faşizm ise et yemekten daha tehlikelidir. Çünkü faşizm insanları diri diri yer!

Festival kapsamında gittiğimiz restoranlarda festivale özel genişletilmiş şahane vegan menüler vardı. Fakat bir zorlama yoktu. Dileyen zeytinyağlı yaprak sarmasını yedi, dileyen köftesini.

Bu kadar basit bir konuyu, sırf dikkat çekmek, sırf kendine kredi toplamak adına çarpıtan, yanlış istihbaratlar ileten insanlar için söyleyecek pek bir şey yok. Çünkü içlerinde iyilik yok. Sağa sola nefret ve kötülük saçacağına insanlar keşke var olan her şeyde iyi bir şey görseler, görebilseler. Sanırım, bu dileğim, “Gece güneş açsın” demek kadar anlamsız.

 

3200 YILLIK BİR ZEYTİN AĞACININ KOYNUNDA

 Oysa görmek isteyene Didim Vegfest’te yüzlerce güzellik vardı.

Özenle halk gösterisi hazırlamış küçücük çocukların heyecanlı dansları…

Efelerin efesi yakışıklı delikanlılar…

Vegan festivalinde et yiyen azmanlar gerçeği - Resim : 3

Geçen seneki festivalde tanışıp sevgili olanlar…

İnsan şiddetine bir bacağını kaybetmiş olsa da insan aşkı solmamış dünyalar güzeli kuçu Moli…

Vegan festivalinde et yiyen azmanlar gerçeği - Resim : 4

Yeşil mercimekli börekler…

Türkiye’yi temsil eden aşureler…

Mesir macunundan daha etkili organik keçi boynuzu pekmezleri…

Bilim insanlarından ufuk açıcı sohbetler…

Sevgiye, saygıya davet eden aktivistler…

Ormandaki dostlara mamayı ihmal etmeyen hayırseverler…

Görmek isteyene yüzlerce güzellik vardı.

Milas Kazıklı’da 3200 yıllık zeytin ağacının koca gövdesine sarılmış otururken, şu 4.5 milyar yıllık dünyada, 14 milyar yıllık evrende bir asır bile geçirmeyen insanın hırsını sorgulamıştım.

Senin derdin ne ey insan? Neyin kavgası, neyin nefreti bu? Gir bir ağacın koynuna ve kendini ona bırak. Mesela ölümsüz bir zeytin ağacının koynuna…

Vegan festivalinde et yiyen azmanlar gerçeği - Resim : 5

 

Diğer Yazıları