Uzmanlardan bayramda metabolik şok uyarısı! Kronik hastalar risk altında
Ramazan ayı boyunca değişen beslenme ve uyku düzeninin ardından, bayramla birlikte aniden eski yeme alışkanlıklarına dönmek vücutta "metabolik şok" etkisi yaratabiliyor. Uzmanlar; sindirim sistemi sorunlarından kalp krizine, şeker komasından tansiyon yükselmesine kadar pek çok risk faktörüne karşı vatandaşları "kademeli geçiş" konusunda uyarıyor.
Ramazan ayında değişen beslenme ve uyku düzeninin ardından bayramda aniden aşırı yemek yemek vücutta metabolik şoka yol açabiliyor. Organların aşırı yükten korunması ve normal rutine dönülmesi için kademeli beslenmeye geçilmesi büyük önem taşıyor. Uzun süreli açlık nedeniyle vücudun bazal metabolizma hızı düşüyor. Bayram sabahı aniden yapılan kalori ve şeker yüklemesi, kan şekerinde hızlı dalgalanmalara, mide yanmasına ve yorgunluğa neden oluyor. Bayram sonrasındaki hafta vücut için bir toparlanma süreci işlevi görüyor. Vücudun bozulan sıvı dengesini yeniden kurmak için günde en az 2 litre su tüketilmesi ve bağırsak florası için lifli gıdalara ağırlık verilmesi gerekiyor. Kademeli olarak hafif yürüyüşlere başlanması ve uyku düzeninin sağlanması, bozulan ritmi yeniden normal seviyesine çekiyor.
VÜCUT METABOLİK ŞOKA GİRİYOR
Ramazan ayı boyunca süren uzun süreli açlık ve bozulan uyku döngüsü nedeniyle bazal metabolizma hızının yavaşladığını ve vücudun enerji tasarrufu moduna geçtiğini belirtti. Bayramın ilk günü yapılan ani şeker ve karbonhidrat yüklemesinin vücutta metabolik şok etkisi oluşturduğuna dikkat çeken Ok, "Vücut bu kadar şeker yüklenmesine hazır olmadığından insülin direnci, kan şekerinde dalgalanmalar ve sindirim zorlukları gibi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Mide yanması, hazımsızlık, şişkinlik, tansiyon yükselmesi ve yorgunluk gibi birçok organı etkileyen durumlar oluşabiliyor" dedi.

KADEMELİ OLARAK ÖĞÜNLER ARTIRILMALI
Bu tür olumsuz tabloların önüne geçmek ve bozulan düzeni onarmak için beslenmede kademeli bir geçişin şart olduğuna değinen Diyetisyen Ok, "Geçiş sürecinde hafif öğünlerle, az az, sık sık, lifli ve proteinli gıdalara yer vererek ilerlemek ve su tüketimini artırmak çok daha uygun olur. İki öğünden üç öğüne, ardından dört öğüne çıkılmalı ve Ramazan'da yaşanan dehidrasyonu telafi etmek için su tüketimine büyük özen gösterilmelidir. Ayrıca bu süreci 20-30 dakikalık yavaş fiziksel aktiviteler ve yürüyüşlerle desteklemek oldukça önemlidir" ifadelerini kullandı.
"KALP KRİZİ GİBİ SONUÇLAR ORTAYA ÇIKABİLİR"
Mideye aniden yüklenmenin sindirim sistemini bozabileceği ve kabızlık gibi sorunlara yol açabileceğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, "Eğer yaşlıysak veya kronik bir hastalığınız varsa diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı gibi ve aniden midemizi hızlı bir şekilde yiyecekler ile doldurursak, kan şekerimizde bozukluklar meydana gelebilir. Sindirim sistemimizde şişkinlik ve kabızlık gibi bozulmalar yaşanabilir. Eğer diyabet hastalığı gibi bir hastalığımız varsa, ilerleyen süreçlerde fazla tüketilen tatlılardan dolayı şeker komasına girme gibi sonuçlarla da karşılaşabiliriz. Tansiyon hastası bir bireysek ve tuzlu, kafein oranı fazla içecekler tüketirsek, yani fazla kahve ve çay gibi tansiyon yükselmesi gibi durumlarla da karşı karşıya kalabiliriz. Eğer kalp hastalığımız varsa, kalbe yeterli kan akışını sağlayamazsak kalp krizi gibi sonuçlarla da karşılaşabiliriz. Bayramda ve bayramdan sonra da öğün geçişlerimiz yumuşak olmalıdır. Öğün sayımızı aniden arttırmamalıyız ve yiyecekleri birden tüketmemeliyiz. Yiyecek seçiminde ise daha çok posalı besinleri tercih etmeliyiz. Sebze ve meyveler muhakkak soframızda olmalı, hazır gıdalardan uzak durmalıyız ve günde 2 ila 3 litre arasında su tüketmeliyiz. Ayran, az şekerli limonata ve taze sıkılmış meyve suları da tüketebiliriz" dedi.

KRONİK HASTALAR RİSK ALTINDA
Bir aylık kısıtlamanın ardından beynin ödüllendirme moduna geçtiğine işaret eden Ok, bireylerin gerçekten aç olup olmadığını sorgulaması gerektiğini kaydetti. Kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin normal düzene geçişte daha dikkatli olması gerektiğini hatırlatan Ok, "Bu hastalarımızın şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıları tercih etmeleri, kabak ya da ayva tatlısı gibi az şekerli alternatiflere yönelmeleri daha uygun olur. Tatlı yapımında elma suyu konsantresi, hurma püresi veya toz tatlandırıcılar da kullanılabilir. Hastalarımızın vücutlarına aşırı yüklenmemeleri, organ yükünü ciddi anlamda azaltacaktır" açıklamasında bulundu.
Kaynak: İHA
