Unutma, unutturma! Tam 13 yıl oldu... FETÖ'nün 7 Şubat MİT kumpası
13 yıl önce bugün FETÖ mensupları, Türkiye Cumhuriyeti'nin seçilmiş hükümetine karşı gerçekleştirdiği ilk açık saldırının simgesi haline gelen 7 Şubat MİT kumpasını düzenledi.
13 yıl önce, FETÖ mensupları, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine karşı gerçekleştirdiği ilk açık saldırının simgesi haline gelen 7 Şubat MİT kumpasını düzenledi. O gün, dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve bazı MİT görevlileri ifadeye çağrılınca, FETÖ’nün hükümet içindeki konumunu sarsmaya yönelik planı ortaya çıktı.
Operasyonun Planı ve Müdahale
7 Şubat 2012’de, FETÖ mensupları, MİT personelinin ifadeye çağrılması, evlerde arama yapılması ve tutuklama girişimiyle operasyonu hayata geçirmeyi planladı. Savcılar, MİT görevlilerine yönelik baskı oluşturdu ve ifadeye çağırma emri verdi. Ancak, olayın seyrini değiştiren müdahale, o gün başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapıldı. Erdoğan, MİT görevlilerine, ifadeye gitmemeleri gerektiğini emretti; böylece, planlanan tutuklama girişiminin önüne geçti. Yaşanan olay, ülkenin siyasi gündeminde derin izler bıraktı.

Soruşturma ve Yargı Süreci
Kumpasın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ mensupları hakkında soruşturma başlattı. 2020’de hazırlanan iddianamede, 7 Şubat olayının “seçilmiş meşru hükümete karşı girişim” olduğu vurgulandı. Dava, 2021’de kapalı oturumlarla sürdü. Sanıklar, “hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini engellemeye teşebbüs” suçundan yargılandı. Mahkeme heyeti, sanıklardan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları ve ek hapis cezaları vererek, olayın ne denli ciddi bir planın parçası olduğunu ortaya koydu. Yargı süreci, belge erişiminin kısıtlanması ve temyiz aşamasında yaşanan hukuki tartışmalarla da gündeme geldi.

Siyasi Açıklamalar ve Son Gelişmeler
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2018’de yaptığı açıklamada, MİT kumpasını engellemek için gerekli müdahaleyi gerçekleştirdiğini ifade etti. Hakan Fidan ise, ifadeye çağrıldığı sırada kendisine verilen talimatları anlatarak, yaşanan baskı sürecini kamuoyuna aktardı. Bugün, 13 yıl önceki bu olay, Türkiye’nin siyasi ve adli tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak hafızalara kazındı.
Kumpasta Sürecinde Neler Yaşandı?
MİT görevlilerinin ifadeye çağırılmasının ardından yaşananlara ilişkin süreç şöyleydi:
10 Şubat 2012'de savcılar Sadrettin Sarıkaya ve Adem Özcan imzasıyla, ifadeleri alınamayan MİT görevlileri hakkında yakalama kararı çıkarıldı.
11 Şubat'ta savcı Sadrettin Sarıkaya soruşturmadan alınırken 13 Şubat'ta savcı Adem Özcan imzasıyla MİT'e gönderilen yazıda, 5 kişinin kurumla ilişkileri ve yardımcı istihbarat elemanı gibi bir görevlilerinin olup olmadığı soruldu.
17 Şubat'ta MİT Kanunu TBMM'de değiştirildi ve MİT görevlileri hakkında soruşturma açılması, başbakanın iznine bağlandı.
18 Şubat'ta MİT görevlileri hakkındaki yakalama kararı kaldırıldı.
20 Şubat'ta savcı Bilal Bayraktar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği yazıda, dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadesinin alınmasına ilişkin talimatın iade edilmesini istedi. 22 Mart'ta takipsizlik kararı verildi.
23 Şubat'ta soruşturma belgeleri, fezleke ve ekleri 5 torba içerisine 23 klasör olarak Başbakanlığa gönderildi.
11 Nisan'da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, soruşturma için Başbakanlıktan izin alınıp alınmadığı soruldu.
18 Mayıs'ta savcı Bayraktar, Başbakanlıktan izin talebinde bulunulduğunu bildirdi.
14 Eylül'de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıda, dosya hakkında "yetkisizlik" kararı verildiği ve dosyanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği bildirilirken soruşturma dosyasının kısıtlanmasına karar verildi.
30 Ocak 2013'te Başbakanlık, MİT görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemesine karar verdi.
22 Mart 2013'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT görevlileri hakkında takipsizlik kararı verdi.