Ünlü yönetmen Quentin Tarantino en sevdiği 11 filmi açıkladı
Ünlü yönetmen Quentin Tarantino, bir filmden hoşlanıp hoşlanmadığı konusunda her zaman açık sözlü olmuştur. Ve tarihte en sevdiği 11 filmi açıklayarak belki de size izleyecek yeni filmler vermiş olabilir. İşte Tarantino'nun tarihteki en favori 11 filmi.
İyi, Kötü ve Çirkin (The Good, the Bad and the Ugly ) - Sergio Leone, 1966
Quentin Tarantino'nun en sevdiği film İyi, Kötü ve Çirkin, üç silah arkadaşının maceralarını konu ediyor. Ortak bir hedefe doğru değişik nedenlerle yol almakta olan üç silah arkadaşı aslında kader açısından yolları kesişmiş insanlardır. İsimleri İyi, Kötü ve Çirkin olan bu kişiler için o dönemdeki Amerikan İç Savaşı bir araçtır. İyi ile Çirkin’in risk barındıran ancak iyi para getiren işleri mevcuttur. Çirkin, aranan azılı bir suçlu olduğu için İyi onu adalete teslim edip önce ödülünü alıyor sonra da darağacından riskli bir metot ile kurtarıp bir sonraki işe kadar sağ kalmasını sağlamaktadır. Bir gün gizli bir hazinenin ortaya çıkmasıyla ikilinin araları bozulur. Onlar birbirleriyle didişirken ortaya üçüncü bir hazine avcısı çıkar; o da Kötü adındaki kişidir. Artık her şeyin başka türlü yaşanma zamanıdır...
Kahramanlar Şehri (Rio Bravo) - Howard Hawks, 1959
Gelmiş geçmiş en iyi western filmleri arasında gösterilen filmde, Şerif John T. Chance ve iki yardımcısı kasabada işlenen cinayetlerin peşine düşerler. Ancak yardımcılarının birinin çok genç, birinin de alkolik olması onun başına türlü belalar açar...
Patlama (Blow Out) - Brian De Palma, 1981
Bir ses editörünün kazara bir cinayeti kaydetmesini konu alan bu film, Pulp Fiction'a öğeler katan , yani performansını çok beğendiği için John Travolta'ya özel bir rol yazan Tarantino üzerinde büyük etki yarattı.
Bir keresinde filmi 'Brian De Palma'nın en iyi filmlerinden biri' olarak adlandırmıştı ve bunun "şimdiye kadar yapılmış en iyi filmlerden biri olduğu anlamına geldiğini, çünkü hepimizin bildiği gibi Brian De Palma'nın kendi kuşağının en iyi yönetmenlerinden biri olduğunu" söylemişti.
Taksi Şoförü (Taxi Driver) Martin Scorsese, 1976
Hikaye boyunca etrafındaki hayatla ve yolunun kesişeceği "toplumun pisliğiyle" bir türlü iletişim kuramayacak olan Travis, en nihayetinde ipleri eline alacaktır. Üstelik gündüzleri izlemeye gittiği belden aşağı filmlerdeki "vahşi" bir stilde.
Cuma Kızı (His Girl Friday) - Howard Hawks, 1940
Bu komedi-romantik film, şimdiye kadar yapılmış en iyi 10 film listesinde yerini aldı; bu, stil açısından diğer seçimlerinden çok farklı olduğu için biraz şaşırtıcı. Çoğunlukla bir gazete editörü ile eski karısı arasındaki aşk hikayesini anlatıyor çünkü.
Five Fingers of Death (Jeong Chang-Hwa, 1972)
Bu muhtemelen tüm zamanların en etkili kung fu filmi, bu yüzden Tarantino onu tüm zamanların favorilerinden biri olarak gösteriyor.
Bu, ustasının yaklaşan bir turnuvayı kazanması durumunda kızına evlenme sözü veren bir dövüş sanatçısının hikayesini konu alıyor.
Oldukça başarılı aksiyon sahneleriyle biraz zayıf bir hikayenin birleşimi.
Pandora’s Box (G. W. Pabst, 1929)
Pandora'nın Kutusu (Pandora’s Box) görsel olarak göz kamaştırıcı, bu yüzden listede olması sürpriz değil. Cinsel doğası etrafındakilerde şiddete ilham veren genç bir kadının yükselişi ve düşüşünü anlatan bir hikaye.
Günah Tohumu (Carrie) - Brian De Palma, 1976
Carrie, Stephen King'in aynı isimli ilk romanından 1976 yılında Brian De Palma yönetmenliğinde uyarlanan sinema filmi. Türkiye'de bir dönem Günah Tohumu adı ile anıldı. Filmin senaryosu Lawrence D.Cohen tarafından yazılmış ve dönemin başarılı filmlerinden biri olmuştur. Telekinetik güçlere sahip bir kızın bağnaz dini düşünceler sahip annesi tarafından yapılan baskı sonucu güçlerinin önüne geçememesi ve insanlara ve yaşadığı şehre zarar vermesi konu edilen filmde Carrie White rolünde ünlü oyuncu Sissy Spacek'i, dönemin genç oyuncularından John Travolta'yı da Billy Nolan rolünde izliyoruz. Sissy Spacek bu filmdeki rolüyle ilk defa En İyi Kadın Oyuncu Oskarına aday olmuştur. Film en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında da oskara aday olmuş; fakat, iki ödülü de alamamıştır. Brian De Palma ekranı ikiye bölme gibi pek çok yeniliği bu filmde yapmış olmasından dolayı film kendi devrinde bir çığır açmıştır. Bu film sinema tarihinin en iyi 20 korku filminden biri olarak kabul edilir.
Unfaithfully Yours (Preston Sturges, 1948)
Karısının sadakatsiz olduğundan şüphelendikten sonra intikam almak isteyen bir adamın anlatıldığı bu film, muhteşem bir sinema gösterimi.
Tarantino bir keresinde, Oscar adaylıklarını kaybettikten sonra kendini sakinleştirmek için şunu hatırladığını itiraf etmişti: 'Preston Sturges, belki de daha önce kazanan tüm adamlardan daha iyi bir yazardır ve o, hiçbir şey kazanmamıştır.'
Five Graves to Cairo (Billy Wilder, 1943)
Savaş ve hayatta kalma hakkında fantastik bir hikaye anlatma yeteneği nedeniyle Tarantino, bu filmi 2008 yılında tüm zamanların en sevdiği 10. filmi olarak listeledi.
Kahire'ye Beş Mezar, İkinci Dünya Savaşı’nın en önemli cephelerinden biri olan Kuzey Afrika’da yaşanan mücadeleye odaklanan bir film. Henüz savaş sürerken çekilen film, aynı dönemde çekilen benzerleri gibi müttefiklerin propagandasını yapmaktan kurtulamıyor. Bu propagandist bakış filmi bir anda gerçeklikten koparıyor, gerçek hayatta sıradan bir memur olan kahramanını adeta bir süper kahramana dönüştürüveriyor. İngiliz süper savaş kahramanının aşırılığı, Çöl Tilkisi lakabıyla anılan Mareşal Erwin Rommel’i canlandıran Erich von Stroheim’ın başarılı oyunculuğunu da gölgeliyor.
Jaws (Steven Spielberg, 1975)
Jaws, bir sahil kasabasına tehdit oluşturan beyaz köpekbalığını avlamaya çalışan bir ekibin hikayesini anlatıyor. Küçük bir tatil beldesi olan Amity Adası obur, beyaz bir köpekbalığı tarafından ziyaret edilmeye başlanır. Yaşanan birkaç ölüme rağmen belediye başkanının kârı ve turizmi önde tutan tavrı nedeniyle olay fazlaca su yüzüne çıkarılmaz. İlgililer, konuyu gizlemeye çalışıp konu hakkında konuşmaktan geri kalırlar. Plajın kapatılması başkan tarafından yasaklanır. Bir gün bir çocuk ölümü gerçekleştiğinde ise artık kamu bu köpekbalığını aramak ve bulmak için hazır kıta olacaktır. Steven Spielberg’in döneminin ‘eğlence’ sineması açısından en değerli yapıtlarından biri olarak kabul edilen filmi, üzerinden geçen zamanla doğru orantılı olarak bir klasiğe ve külte dönüşmüştü.