Türklerin efsanevi yurdu! Yıllar önce TİKA’nın bulduğu Ergenekon izleri yeniden keşfedildi
2015’te TİKA ve Uluslararası Türk Akademisi’nin Altay Dağları’ndaki kazılarında ortaya çıkan bulgular, “Ergenekon Destanı’nın gerçekliği”ne işaret etmişti. Şimdi ise Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Çince belgelerle bu bölgenin Ergenekon olduğuna dair yeni kanıtları açıkladı. Böylece TİKA’nın yıllar önce başlattığı keşif, yeniden teyit edilmiş oldu.
Türk tarihinin en çok merak edilen destanlarından biri olan Ergenekon, yıllardır hem akademisyenlerin hem de halkın ilgisini çekiyor. Türklerin yeniden diriliş ve kurtuluş destanı olarak bilinen Ergenekon’un, yalnızca bir efsane mi yoksa gerçek bir tarihsel olay mı olduğu sorusu, yeni bulgularla tekrar tartışılmaya başlandı.
Son olarak Türk tarihi uzmanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, yaptığı açıklamalarda Ergenekon’un yalnızca bir efsane olmadığını, Çin kaynakları ve coğrafi verilerin ışığında gerçek bir yer olduğunu ortaya koydu. Taşağıl’ın iddiasına göre Ergenekon, Moğolistan’daki Altay Dağları’nın kuzeydoğusunda, Nogoonnur civarında bulunuyor.
TİKA’nın Yıllar Önceki Bulguları Hatırlandı
Aslında Ergenekon tartışmaları yeni değil. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA), 2015 yılında Uluslararası Türk Akademisi ile birlikte yürüttüğü kazılarda önemli bulgulara ulaşmıştı.
Kazakistan’daki Altay Dağları’nda yapılan kazılarda, Göktürk dönemine ait mezarlar, müzik aletleri, kılıç ve demir işleme izleri bulunmuş, bu bulguların Ergenekon efsanesinde anlatılanlarla bire bir örtüştüğü belirtilmişti. Özellikle demir madenleri ve işlenmiş aletlerin keşfi, destandaki “dağın eritilerek çıkış yolu açılması” anlatısını desteklemişti.
Bu nedenle Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın son çıkışı, TİKA’nın yıllar önceki bulgularıyla birlikte değerlendirildiğinde, efsanenin tarihsel bir gerçeklik olabileceği yönündeki görüşleri daha da güçlendiriyor.
Çin Belgelerinde Ergenekon’a Dair İzler
Prof. Dr. Taşağıl, özellikle 648 yılına ait Çince belgeler üzerinde yoğunlaştı. Belgelerde, Göktürk hanedanı Aşina ailesinin sığındığı bir bölgeden söz ediliyor. Tasvir edilen coğrafyanın, Ergenekon destanında anlatılan bölgeyle neredeyse birebir örtüştüğü ifade ediliyor.
Taşağıl, bölgenin dört tarafı dağlarla çevrili, verimli otlaklara ve bol su kaynaklarına sahip olduğunu, ayrıca kömür ve demir madenleriyle dikkat çektiğini belirtti. Bu özellikler, hem Çin belgelerinin hem de TİKA’nın bulgularının aynı noktada birleştiğini ortaya koyuyor.