TTB kongresinde tansiyon yükseldi! İşte Ahmet Davutoğlu'nun çileden çıktığı anlar
Türk Tabipleri Birliği'nin 78. Büyük Kongresi'nde konuşan siyasi parti liderleri, tansiyonun yükselmesiyle birlikte birbirlerine girdi. Kongrede, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan arasında "10 Ekim gar saldırısı" tartışması yaşandı. İşte tartışmanın detayları...
Türk Tabipleri Birliği'nin (TTB) 78. Büyük Kongresi, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Abdülkadir Noyan Konferans Salonu'nda dün başladı. Kongrede konuşan siyasi parti liderleri, sağlık sisteminden demokrasi ve barış tartışmalarına uzanan değerlendirmelerde bulundu. Programda ise tansiyon yükseldi.
PROGRAMDA TANSİYON YÜKSELDİ! DAVUTOĞLU ÇİLEDEN ÇIKTI
EMEK Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ise konuşmasının bir bölümünde salonda bulunan Davutoğlu'na yönelik eleştirilerini sıraladı. Aslan konuşmasının bir bölümde, "Biraz önce dönemin Başbakanı konuşma yaptı. Aynı zamanda Dışişleri Bakanlığı da yaptı. Biz bu ülkede 10 Ekim gar katliamını yaşadık, Suruç'u yaşadık, Diyarbakır'ı yaşadık. Antep'te katliamlar yaşandı. Buna rağmen çıkıp televizyonlarda "Oylarımız yükseliyor" diye beyan verdi. Bu olmaz. Bunu kabul edemeyiz. Bu olmaz, bunu kabul edemeyiz" ifadesini kullandı.
Aslan'ın konuşmasına oturduğu yerden ayağa kalkarak tepki gösteren Davutoğlu, "Hakaret ediyorsunuz. Yalan söylüyorsun. Ben buraya hakaret edilmeye gelmedim" diye konuştu.

'DEVLETİM ADINA HEPSİNDEN ÖZÜR DİLEDİM, NE YAPABİLECEĞİMİZİ SORDUM'
Daha sonrasında kürsüye çıkan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı: "10 Ekim gar faciası, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin gördüğü en büyük katliamlardan biridir. O gün benimle birlikte olanlar bilir ki bunu duyduğum anda, bana gelen bütün güvenlik uyarılarına rağmen gara gittim. Ardından olağanüstü bir toplantı yaptım, herkese talimat verdim ve o gün yaralanan bütün vatandaşları ziyaret etmek istediğimi söyledim. Birçok bakan, 'Efendim, size karşı da çok ciddi bir öfke var, gitmeseniz iyi olur' dedi. Ben de dedim ki; bu ülkenin Başbakanı olarak, üzerime yöneltilen öfkeyi göze almazsam, o öfkeyi anlamazsam ve o acıyla empati kurmazsam görevimi yapmış olmam. O gün hastanelerde yaralı olarak bulunanlar bilirler ki hepsini ziyaret ettim. Devletim adına hepsinden özür diledim, ne yapabileceğimizi sordum. Adli ve idari hiçbir tedbirsizliğe izin vermedim. Süreçlerin ve soruşturmaların tamamını takip ettim.

'YALAN ÜRETİYORLAR!'
Bu ifadeye gelince; Seyit Bey, siz emekçisiniz. Siyaset de bir emek işidir. Lütfen başka bir siyaset emekçisinin emeğine saygı gösterin. Bana yönelik hakaret olarak tekrar edilen o konuşmaya bir bakın. Mülakatın bir bölümünde gar saldırısı oluyor, ben onu anlatıyorum. Çok daha sonra gelen bir bölümde ise seçime giderken anket durumlarının nasıl olduğu soruluyor. Ben de anketlerde iyi gittiğimizi söylüyorum; bir siyasi partinin genel başkanı olarak. Daha sonra bu sözler birbirine karıştırılarak bir hakaret ve yalan üretiliyor. Bırakın farklı ideolojilerden insanları, düşmanım dahi olsa hayatını kaybedenlere karşı duyarsız olabileceğimi düşünebilir misiniz? Kaldı ki onlar benim vatandaşlarım, canım ciğerim. Buna duyarsız kalabileceğimi gerçekten düşünebilir misiniz?"
Yorumlar