TRT'de devrim!
Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, her dönemde en çok konuşulan, eleştirilen, tartışılan, saldırılan devlet kurumlarının başında gelmektedir… Bu saldırıların çoğu zaman haksız olmasına rağmen, genel olarak bu kurumun değişmesi gereken bir yapı olduğu konusu da bir gerçektir!
Başkanlık Sistemi ile artık neredeyse her kurumda başlatılan devrim niteliğindeki kararlardan TRT de payını almış ve bu değişime hızlı bir şekilde başlanmıştır.
TRT geçtiğimiz gün yayınlanan bir kararname ile artık cumhurbaşkanlığının bünyesindeki İletişim Başkanlığına bağlanmıştır...
TRT artık farklı bir yapı ile ülkeye hizmet etmeye devam edecek ve bu köklü değişimle üzerindeki yükleri kısa sürede atacak gibi görünüyor... Bu konuda oldukça ümitliyim… Bu ümidimin nedeni ise TRT Genel Müdürü İbrahim Eren’dir. TRT’nin başında bulunan İbrahim Eren vizyon sahibi, çalışkan, genç yaşına rağmen oldukça tecrübe biriktirmiş bir yöneticidir ve bu kurum için şanstır! (Sakın hemşerim olduğu için ona iltimas geçtiğimi zannetmeyin!).
Geçtiğimiz yıl başlatılan, kurum içinde çalışanlara yönelik "İnsan Kaynakları Operasyonları" ile yıllardır yan gelip yatmakta olan bir kısım "ATM Sömürücüleri" ortaya çıkarılmış ve bunların işlerine son verilmeye başlanmıştır!
Geçtiğimiz günlerde kurum içindeki operasyonlar açıkçası beni bir kez daha sevindirdi… Artık TRT hantal yapısından kurtularak İstanbul merkezli, TRT World örneğinde olduğu gibi, genç ve dinamik bir kadrolaşmayla gidecek ve çağı her anlamda yakalamış bir yayıncılık yapacaktır diye düşünüyorum…
İbrahim Eren’e kolay gelsin…
MERAL ABLA, HÜÜÜÜÜ!!!
Vallahi Meral Abla beni çok büyük bir hayal kırıklığına uğrattı! Seçimde gösterdiği Orta Oyunu tadındaki performansını seçim gecesinden itibaren hiç görmedik! Adeta ortadan kayboldu…
Bir söylentiye göre "Devirim"(!) için topladığı tülbentleri tasnif etmekle meşgulmüş… Ama geçen gün parti toplantısında "BEN SİZE KÜSTÜM… ARTIK OYNAMIYORUM…" demesi beni çok daha büyük bir hayal kırıklığına uğrattı! Şimdi tüm İyi Parti yöneticileri toplanmış,
"HÜÜÜÜ…" diye çemkirerek ağlayan Meral Abla’yı nasıl sakinleştirip tekrar oyuna dönmeye ikna ederiz diye uğraşmaktaymışlar…
Size kolay gelsin "Devirim"ciler...
NOT: Yunanistan göçmeni bir ailenin evladı olarak ata topraklarında çıkan yangın ailece hepimizi çok üzdü… Bu faciada can verenlerin toprağı bol olsun…
Dünyadaki ihtiyaç sahiplerine insani yardımda bulunan ilk sıradaki bir ülke olarak komşumuza yardımcı olmamıza izin verilmemesi, Yunan yetkililere yapılan yardım teklifinin reddedilmiş olması çok acı bir gerçek…Yunanistan başbakanı Çipras nasıl bir kibir sahibi ki, halkının canını hiçe sayarak bu kararı verebiliyor? Hayretler içinde kaldığım çok vahşi bir kibir bu! Hayatıma son dönemlerde giren, varlığı beni mutlu eden ve rahmetli kardeşim Serdar’a benzettiğim sevgili Tuna Kiremitçi’nin bu sözü çok değerli: “Bu dönemde insan kalmak en büyük cihat!”…
Aynen öyle, Tuna kardeşim! Rabbim bizleri insan kalabilenlerle karşılaştırsın…
Bu arada hayatımızda olan ve sevdiğimiz kişilerle aynı ideolojik formasyonda olmaya gerek yok! İnsan olmak ve o kişinin değerini bilmek yeter de artar bile! Selam olsun sevdiklerine hak ettikleri değeri verip ve onlara bu duygularını yaşatanlara...