Telefona ne oldu? Eski bakanın şüpheli ölümünde çelişkili ifadeler!

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016'daki şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada iddianame kabul edildi. Yalan tanıklıktan delil karartmaya uzanan suçlamalarla 6 sanık hakkında hapis cezası talep edildi.

Telefona ne oldu? Eski bakanın şüpheli ölümünde çelişkili ifadeler!

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz Çiftliği'ndeki şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianame, Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianamede, üç farklı suç yönünden 6 sanık hakkında hapis cezası talep edildi.

İSTENEN CEZALAR BELLİ OLDU

İddianameye göre, maktulün özel doktoru Nurettin Demirkol hakkında "yalan tanıklık" suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istendi. Adli Tıp Kurumu çalışanları Çağdaş K., İsmail Ç. ve Samet Ç. hakkında "kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçundan ayrı ayrı 3'er yıldan 8'er yıla kadar hapis cezası talep edildi. Denizolgun'un kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ile eşi Hilmi Tuna Kuriş hakkında ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 6'şar aydan 5'er yıla kadar hapis cezası istendi.

DOKTORUN ÇELİŞKİLİ İFADELERİ

İddianamede, dahiliye uzmanı Nurettin Demirkol'un savcılıkta verdiği ifadede maktulün özel doktoru olmadığını, çiftliğe gittiğinde yalnızca Murat B. ve yabancı uyruklu bir şahsın bulunduğunu, maktulün yüzünde ve vücudunda kan görmediğini beyan ettiği aktarıldı. Ancak bu ifadelerin, olay yeri kayıtları ve tanık beyanlarıyla çeliştiği vurgulandı.

İddianamede, Demirkol'un polisleri kendisinin aramadığını beyan etmesine rağmen 155 acil çağrı ihbarı çözüm tutanağı ve olay yerine intikal eden polis memurunun ifadesiyle aramayı kendisinin yaptığının sabit olduğu belirtildi. Sanığın maktulün özel doktoru olmadığını söylemesine rağmen olay yerindeki polislere ve 155 ihbarında kendisini özel doktor olarak tanıttığı, ölümü şüpheli değerlendirdiği kaydedildi. Yüzde kan görmediği yönündeki beyanına karşın ölü muayene tutanağında ağzından kan sızdığı ve bilirkişi doktorun yüz kısmının kanlı olduğunu beyan ettiği iddianamede yer aldı.

HTS KAYITLARI ÇELİŞKİLERİ ORTAYA ÇIKARDI

İddianamede, Demirkol'un olay günü Kısıklı'daki ikametinde olduğunu beyan etmesine rağmen HTS kayıtlarında Kısıklı'da baz kaydı bulunmadığı vurgulandı. Sanığın maktulü ölü bulduğunu söylemesine karşın hastaneyle ardışık arama kaydının bulunduğu, çiftliğe gelişinden yaklaşık 1 saat sonra polislerin geldiğini beyan etmesine rağmen çiftlikteki ilk baz kaydının saat 22.15, 155 ihbarının ise saat 00.30'da olduğu belirtildi.

Sanığın çiftlikte yalnızca iki kişinin bulunduğunu beyan ettiği, ancak olay yeri inceleme raporu, HTS kayıtları ve tanık beyanları doğrultusunda Hilmi Tuna Kuriş ve Alihan Kuriş'in de olay yerinde olduğunun sabit olduğu aktarıldı. İddianamede, Hilmi Tuna Kuriş'in çiftlik baz kaydının sanıktan önce olduğu ve aralarında ardışık görüşme kayıtlarının bulunduğu, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğu vurgulandı. Ayrıca sanık Ahmet Gökçen'in Adli Tıp Kurumu'nda olmadığını beyan etmesine rağmen HTS kayıtlarının aksini gösterdiği kaydedildi.

ADLİ TIP KURUMU'NDAN KAYITLAR SORULDU

İddianamede, başsavcılığın 24 Şubat 2026'da İstanbul Adli Tıp Kurumu'na müzekkere yazarak otopsi görüntü kaydının olup olmadığını sorduğu, kurumun 12 Mart 2026'da fotoğrafların bulunduğunu belirttiği aktarıldı. 1 Haziran 2026'da video ve fotoğraf kayıtlarının istendiği, 5 Haziran 2026'da fotoğrafların CD ile gönderildiği kaydedildi.

14 Temmuz 2026 tarihli müzekkerede, CD'de 145 adet fotoğrafın bulunduğu ancak video kaydının yer almadığının belirtildiği, 18 Ağustos 2026'da ise fethi kabir kararı alındığı iddianamede yer aldı. Morg İhtisas Dairesi Başkan Vekili İsmail Ç., zabıt katibi Çağdaş K. ve fotoğrafhane görevlisi Samet Ç. hakkında idari soruşturma yürütüldüğü ve kınama cezası verildiği bilgisi dosyaya eklendi.

TELEFONA NE OLDU?

İddianamede, Denizolgun'un eşyalarının ölümünün ardından kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim edildiği, avukat Abdurrahim Ç.'nin eşyaları çuval içinde teslim alıp Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesiyle Kısıklı'daki eve götürdüğünü beyan ettiği aktarıldı.

Hilmi Tuna Kuriş'in ikametinde yapılan aramada Denizolgun'a ait telefonun bulunamadığı, IMEI bilgileri ve fotoğraflarının Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne gönderildiği belirtildi. İddianamede, Kuriş'in telefonu kendisinin aldığını itiraf ettiği, maktulün telefonunda olay sonrasında herhangi bir teknik inceleme yapılmadığı, telefonda ele geçirilecek mesaj, fotoğraf ve notların soruşturmanın aydınlatılmasında önemli delil teşkil edeceği vurgulandı. Telefonun şüpheliler tarafından teslim alınmasına rağmen yok edildiği kaydedildi.

Sanıkların yargılanmasına önümüzdeki günlerde başlanması bekleniyor.

Kaynak: İHA

Yorumlar

Yorum Yaz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.