Suriye’de yeni dönem başlıyor: Türkiye ekonomik süreçte nasıl konumlanacak?
Suriye’de siyasi ve ekonomik dengelerin yeniden şekillendiği yeni dönemde gözler yeniden yapılanma sürecine çevrildi. Yaklaşık bir buçuk yıldır Suriye sahasında çalışmalar gerçekleştiren iş insanı Abdullah Karaca’ya göre Türkiye açısından temel mesele yalnızca ihracatı artırmak değil; Suriye’nin yeniden yapılanma sürecinde uzun vadeli ve sürdürülebilir bir ekonomik pozisyon oluşturmak.
Suriye’de başlayan yeni dönem, bölgesel ekonomi açısından da yeni bir sürecin kapısını aralıyor.
Yıllardır devam eden savaşın ardından altyapıdan sanayiye, enerjiden tarıma, tekstilden lojistiğe kadar çok sayıda alanda yeniden yapılanma ihtiyacı bulunuyor.
Bu süreç aynı zamanda uluslararası şirketlerin ve yatırımcıların Suriye’ye yönelik ilgisini de artırıyor.

"TÜRKİYE SEYİRCİ KALMAMALI"
Suriye’de kamu kurumları, iş dünyası temsilcileri, meslek kuruluşları ve yerel aktörlerle temaslarda bulunan Abdullah Karaca, Türkiye’nin yeni dönemde önemli bir avantajı bulunduğunu ancak bu avantajın kendiliğinden ekonomik sonuca dönüşmeyeceğini belirtti.

Karaca Superhaber'e şu değerlendirmede bulundu:
"Türkiye, Suriye konusunda herhangi bir ülke değil. Coğrafi yakınlığımız, yıllar içerisinde oluşan insani ve toplumsal ilişkilerimiz, üretim kapasitemiz ve Türk iş dünyasının bölgesel tecrübesi önemli avantajlar sağlıyor. Ancak uluslararası ticarette avantajınızı sahada kullanmadığınız müddetçe başkaları kullanır."

ULUSLARARASI REKABET BAŞLAYACAK
Karaca’ya göre Suriye’nin yeniden yapılanması yalnızca Türkiye'nin takip ettiği bir süreç olmayacak.
Farklı ülkelerden şirketlerin şimdiden pazarı analiz ettiğine dikkat çeken Karaca, önümüzdeki yıllarda Suriye’de ciddi bir uluslararası ekonomik rekabet yaşanabileceğini ifade etti.
"Bugün bazı şirketler satış yapmak için değil, gelecekte nerede duracaklarını belirlemek için Suriye’ye geliyor. Yerel ortaklarını araştırıyor, sektörleri inceliyor ve ilişkilerini kuruyorlar. Türk şirketlerinin de kısa vadeli ticaretin ötesinde stratejik düşünmesi gerekiyor."

ŞAM, HALEP VE HAMA AYNI EKONOMİK YAPI DEĞİL
Suriye pazarının tek merkezden değerlendirilmesinin önemli bir hata olabileceğine dikkat çeken Karaca, şehirlerin ekonomik karakterlerinin birbirinden ayrıldığını söyledi.
Şam’ın ticaret ve yönetim merkezi olarak taşıdığı ağırlık, Halep’in sanayi ve üretim geçmişi, Hama ve çevresinin farklı sektörel potansiyelleri nedeniyle şirketlerin bölgesel strateji geliştirmesi gerektiğini belirtti.
Karaca, “Suriye’yi İstanbul'daki bir masadan okuyarak sağlıklı yatırım kararı vermek kolay değil. Sahaya gitmek, şehri görmek, üreticiyi, tüccarı ve ilgili kurumları dinlemek gerekiyor” dedi.

TÜRK ŞİRKETLERİ İÇİN "SURİYE MASASI"
Bu doğrultuda Türk şirketlerinin Suriye operasyonlarının sistematik biçimde yönetilebilmesi amacıyla Suriye Masası modelini geliştirdiklerini belirten Karaca, çalışmanın yalnızca danışmanlık değil, sahaya dayalı bir iş geliştirme mekanizması olarak tasarlandığını ifade etti.
Model kapsamında şirketlerin sektör ve pazar analizlerinin yapılması, doğru şehir ve muhatapların belirlenmesi, B2B bağlantıların oluşturulması, saha ziyaretlerinin gerçekleştirilmesi ve uzun vadeli pazar stratejilerinin hazırlanması öngörülüyor.
63. ŞAM ULUSLARARASI FUARI ÖNEMLİ BİR GÖSTERGE
26 Ağustos 2026'da başlayacak 63. Şam Uluslararası Fuarı da yeni dönemin dikkat çeken ekonomik buluşmalarından biri olacak.
Karaca, fuarın yalnızca ticari bir organizasyon olarak değil, Suriye’nin uluslararası ekonomik ilişkilerinin hangi yönde gelişeceğini gözlemlemek açısından da önemli olduğunu belirtti.

"MESELE BUGÜNÜN TİCARETİ DEĞİL, ÖNÜMÜZDEKİ 10 YIL"
Türkiye ile Suriye arasında kurulacak yeni ekonomik ilişkinin uzun vadeli düşünülmesi gerektiğini vurgulayan Karaca sözlerini şöyle tamamladı:
"Önümüzde sadece birkaç aylık bir ticaret fırsatından söz etmiyoruz. Suriye'nin yeniden yapılanması yıllara yayılacak bir süreç. Bugün orada güven oluşturan, doğru kurumlarla ve iş insanlarıyla ilişki geliştiren Türk şirketlerinin gelecekte çok daha güçlü bir konumda olacağını düşünüyorum. Mesele bugünün ticaretini yapmak değil; önümüzdeki 10 yılın ekonomik ilişkilerinde Türkiye'nin nerede duracağını belirlemektir."
Yorumlar