Sultan Abdülhamid’den medet ummak yahut tarihi iğfal etmek!
Sözcü yazarı Yılmaz Özdil, Halk TV'de katıldığı programda Sultan Abdülhamid'in Mustafa Kemal Atatürk için dua ettiğini ifade etmiş.
Keşke etmiş olsa. Ne güzel, ne âlâ olurdu. Biz de memnun olurduk.
Düğün değil, bayram değil, Sultan Abdülhamid'in böyle bir şey dediğini Sayın Özdil acaba niye ifade etmiş!
Aklıma birkaç ihtimal geliyor. Başka da bir şey gelmiyor.
Malum, bugünlerde Mustafa Kemal’e dair bir kitabı çıktı. Satışta. Öncelikle hayırlı olsun. Tebrik ediyorum.
Sayın Özdil muhtemeldir ki kitabını daha iyi tanıtmak ve satışına hız vermek için Sultan Abdülhamid'e dair böyle bir açıklamada bulunmuş olabilir.
Hani malum ya, Sultan Abdülhamid iyi pirim yapıyor. Bir süredir bilen de bilmeyen de Abdülhamid limanına demir atmış durumda yahut atmaya çalışmakta… Dolayısıyla da, istisnalar bir tarafa, Sultan Abdülhamid adına, özel ve tüzel kesimlerce, emsalsiz rezillikler sergilenmekte. Hem de adına “hizmet” denilerek. Sayın Özdil, tam bir felaket numunesi Payitaht Abdülhamid’i fazlaca mı seyretti acaba!
Yahut Özdil de iktidara yanaşmak istiyor olabilir mi dersiniz! Bu ihtimal biraz zor görünüyor... Ama bence bir mahzuru yok.
Mustafa Kemal’i savunmak ve tanıtmak için Sultan Abdülhamid’e sığınmak!
Bu bence çok garip bir durum. Kemalizm kan mı kaybediyor ki Sultan Abdülhamid’den medet umulsun. Mustafa Kemal’in buna ihtiyacı var mı ki.
Sayın Özdil böyle bir açıklama yapmışsa, yazdığı kitabın özgün bir tarafının olmadığı, akademik bir hassasiyet gözetilmediği ve kitabın tarihsel bir ağırlık taşımadığı gibi bir durum ortaya çıkıyor. Kesin kanaate varmak için tabii ki kitabı okumak lazım.
Bence Atatürk’ü anlatmak için Sultan Abdülhamid’e sığınmak yerine Sultan Abdülhamid – Mustafa Kemal ihtilafını; Sultan Abdülhamid’in Mustafa Kemal’i sorgulatıp günlerce karakolda tutmasını, sonra da sürgüne göndermesini ele almak daha fazla alaka görürdü. (Bu konuyu faydası olacaksa belki daha sonra yazabilirim.)
Sayın Özdil’e, mazur göreceğine inanarak, iki hatırlatmada bulunmak isterim:
Öncelikle Sultan Abdülhamid’in kaleme almış olduğu yahut yazdırdığı bir hatıratı, anıları, güncesi vs. yoktur maalesef. Keşke olsaydı. Keşke yazsaydı. Keşke yazdırsaydı da bir de onun dilinden dinleseydik olup bitenleri. Ama yazmamış ve yazdırmamış olmasının vebali İttihatçılara aittir.
Piyasada Sultan Abdülhamid adına basılıp satılan hatıratlar merdiven altı cinsten markasız mamullerdir. Çin malı bu türden ürünlere itibar etmemek gerektiğini ehli bilir. Bunlar, milletin son derece saf ve deruni Sultan Abdülhamid sevgisini, Payitaht Abdülhamid dizisinde olduğu gibi, suiistimal etme araçları olmuştur maalesef.
İkinci olarak belirtmek istediğim ve şahsen her zaman ve her halükarda son derece takdir edip bağlı kalmaya çalıştığım prensip ise Mustafa Kemal’in:
“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”
sözüdür.
Mustafa Kemal’in hayatının kitaplaştırıldığı bir çalışmada bile ona ait bu söze iltifat edilmiyorsa, bu durum, en basit ifadeyle “Tarihi İğfal” etmek demektir. Şüphesiz ki buna da hiç kimsenin hakkı yoktur.