SPK'nın fon hamlesi borsayı vurdu! Yerli sermayeye fren mi? Ekonomistler uyardı: Borsa toparlanır, güven toparlanmaz

Borsa İstanbul bugün sert bir satış dalgasıyla sarsıldı. BIST 100 gün içinde yüzde 5 gerilerken endeks 13 bin 195 puana kadar çekildi. Bankacılık ve sanayi endekslerindeki kayıplar da yüzde 5’i aştı. Ekranlar kırmızıya döndü. SuperHaber konuyu farklı çevrelerden ekonomistlere sordu, birbirine yakın analizler ortaya çıktı. Borsa uzmanları tarafından da SPK'nın aldığı kararların yeninden değerlendirilmesi önerisi yapılıyor.

SPK'nın fon hamlesi borsayı vurdu! Yerli sermayeye fren mi? Ekonomistler uyardı: Borsa toparlanır, güven toparlanmaz

Fon piyasasında haftalardır konuşulan likidite sorunu artık Borsa İstanbul’un tamamının meselesi haline geldi.

Ve bütün gözler aynı kuruma çevrildi: Sermaye Piyasası Kurulu’na.

Çünkü yaşananların hemen öncesinde SPK, Türkiye’deki yatırım fonlarının oyun alanını değiştiren kapsamlı bir düzenlemeye imza attı.

Şimdi piyasanın sorduğu soru çok daha sert:

SPK yatırımcıyı korumaya çalışırken yerli sermayeyi mi vurdu?

SPK'NIN BORSA'DAKİ DÜZENLEMESİ NE İÇERİYOR?

Takvimler 28 Ağustos’u gösteriyordu. SPK, Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’i değiştirdi.

Amaç yatırımcı haklarını korumak, fonlardaki yoğunlaşma risklerini azaltmak ve piyasayı daha sağlıklı hale getirmekti.

Kâğıt üzerinde hedef buydu. Ancak düzenlemenin ardından fon sektöründe dengeler hızla değişmeye başladı.

Fonlardan çıkışlar hızlandı. Likidite tartışmaları büyüdü.

Pusula Portföy bazı fonlarında yatırımcıların iade ödemelerinin zamanında gerçekleştirilemediğini ve temerrüt oluştuğunu açıkladı.

Fonbul ve Fintables verilerine göre ağustos sonundan bu yana Pusula fonlarından yaklaşık 129 milyar lira çıktı.

Ardından Atlas Portföy cephesinden yeni bir gelişme geldi.

Bazı fonlarda yatırımcı çıkış ödemelerinin süresi iki iş gününden beş iş gününe uzatıldı.

Ve sonunda fon piyasasındaki yangın Borsa İstanbul’a sıçradı.

SPK PORTFÖYLERDEKİ DALGALANMAYI HESAPLADI MI?

SPK’nın görevi sadece kural koymak değildir. Koyduğu kuralın piyasada yaratacağı sonuçları da hesaplamaktır.

Fonların belirli hisselerdeki pozisyonlarını azaltması gerekiyorsa bunun ne büyüklükte satış yaratacağı hesaplandı mı?

Aynı anda yatırımcı çıkışları başladığında fonların ne kadar nakde ihtiyaç duyacağı modellendi mi?

Likiditesi düşük hisselerde oluşabilecek satış baskısı ölçüldü mü?

Bir fonun yaşadığı sorunun diğer fonlara ve ardından Borsa İstanbul’a yayılma ihtimali için stres testi yapıldı mı?

Bugün yaşananlardan sonra SPK’nın bunları kamuoyuna açıklaması gerekiyor.

Çünkü artık mesele teorik değil.

Piyasa bunun bedelini gerçek parayla ödüyor.

FONLAR SIKIŞTI, SATIŞ DALGASI BÜYÜDÜ

Fon piyasasının matematiği aslında çok basit.

Yatırımcı fondan çıkmak istediğinde parasını ister.

Fonun yeterli nakdi yoksa elindeki varlıkları satması gerekir.

Çıkış büyürse satış büyür.

Satış büyürse hisseler düşer.

Hisseler düştükçe fonun portföy değeri geriler.

Bu kez başka yatırımcılar korkarak çıkışa yönelir.

Sonra aynı çark yeniden döner:

ÇIKIŞ → SATIŞ → DÜŞÜŞ → PANİK → YENİ ÇIKIŞ → YENİ SATIŞ

Bugün Borsa İstanbul’da yaşanan sert hareketin arkasındaki önemli tartışmalardan biri tam olarak bu.

SPK’nın düzenlemesi bu zincirin neresinde?

İşte bunun açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

SOSYAL MEDYA PİYASANIN ATEŞİNE BENZİN DÖKTÜ

Piyasa zaten kırılganken sosyal medyada çok sayıda paylaşım dolaşıma sokuldu.

Fonların batacağı…

Yeni temerrütlerin yaşanacağı…

Bazı şirketlerin büyük miktarda hisse satmak zorunda kalacağı…

Yeni fonların ödeme güçlüğüne düşeceği…

Doğrulanmış bilgilerle söylentiler birbirine karıştı.

Sonuçta korku büyüdü.

Ve sermaye piyasalarında korkunun maliyeti vardır.

Satış.

Şimdi SPK’nın bir başka görevi daha var:

Bu paylaşımları incelemek.

Kim ne zaman hangi bilgiyi yaydı?

Bu paylaşımlardan önce veya sonra ilgili hisselerde kim işlem yaptı?

Manipülatif bilgiyle piyasayı aşağı çekmeye çalışanlar oldu mu?

AMA DOSYANIN EN ÇARPICI AYRINTISI BAŞKA

SPK’nın 1 Ağustos’ta yaptığı resmi açıklama bugün yeniden okunmalı.

Kurul, fon düzenlemesi hazırlanırken görüşü alınan kesimleri kendisi sıraladı:

Borsa İstanbul…

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği…

Kamu kurumları…

Özel sektör temsilcileri…

Yerli yatırımcılar ve en önemlisi yabancı yatırımcılar...

YABANCI YATIRIMCILARA SPK KOLAYLIK MI SAĞLIYOR?

SPK bunu kendi resmi açıklamasında söyledi.

Yani Türkiye’deki fon sektörünün geleceğini doğrudan ilgilendiren düzenleme hazırlanırken yabancı yatırımcıların görüş ve değerlendirmeleri de masadaydı.

İşte şimdi kamuoyunun bilmek istediği nokta tam olarak burası.

HANGİ YABANCILAR, HANGİ TALEPLER?

Kimdi bu yabancı yatırımcılar?

Uluslararası yatırım bankaları mı?

Yabancı fonlar mı?

Büyük varlık yönetim şirketleri mi?

Türkiye’de pozisyonu bulunan kurumsal yatırımcılar mı?

SPK’ya hangi önerileri sundular?

Hangi maddelerin değiştirilmesini istediler?

SPK bu önerilerin hangilerini kabul etti?

Hangilerini reddetti?

Ve 28 Ağustos’ta yürürlüğe giren düzenlemede bu görüşlerin etkisi ne oldu?

Bunların hiçbiri kamuoyuna ayrıntılı biçimde açıklanmış değil.

YERLİ SERMAYEYE FREN Mİ?

İşin daha büyük tarafı ise Türkiye’nin geleceği.

Türkiye yıllardır yabancı sermaye peşinde.

Londra’ya gidiliyor.

New York’ta yatırımcı toplantıları yapılıyor.

Körfez fonlarıyla görüşülüyor.

Türkiye’ye daha fazla yabancı para gelmesi için ekonomi yönetimi dünyayı dolaşıyor.

Bunların yapılması elbette gerekli.

Ama Türkiye’nin bir başka hedefi daha olmak zorunda:

Kendi sermayesini büyütmek.

Türkiye’nin neden yüz milyarlarca dolar yöneten yerli fonları olmasın?

Neden Türk vatandaşının tasarrufları Türk şirketlerinin büyümesini finanse etmesin?

Neden Türkiye’nin kendi küresel varlık yönetim şirketleri ortaya çıkmasın?

DÜNYA KENDİ PARASINI BÜYÜTÜYOR, TÜRKİYE YABANCI PARASINI KOVALIYOR

ABD’nin dev fonları var.

Avrupa’nın dev varlık yöneticileri var.

Körfez’in yüz milyarlarca dolarlık yatırım fonları var.

Bu kurumlar dünyanın dört bir yanında şirketlere ortak oluyor.

Enerji yatırımlarına giriyor.

Teknoloji şirketlerini finanse ediyor.

Gayrimenkul, altyapı ve sanayi yatırımlarını satın alıyor.

Sermaye artık yalnızca para değil.

Ekonomik güç.

Türkiye’nin ihtiyacı da kendi yerli sermayesini küçültmek değil, doğru denetleyerek büyütmek.

Bu nedenle SPK’nın aldığı her karar yalnızca teknik bir düzenleme olarak görülemez.

Bu kararlar Türkiye’deki sermayenin kimlerin elinde büyüyeceğini de etkiliyor.

SPK'YA ZOR SORULAR!

SPK’nın önünde artık cevaplanması gereken somut sorular var.

Düzenleme öncesinde likidite stres testi yapıldı mı?

Fonların yapmak zorunda kalabileceği satışların büyüklüğü hesaplandı mı?

Bugünkü piyasa hareketleri bu senaryoların içinde miydi?

Görüşü alınan yabancı yatırımcılar kimlerdi?

Bu yatırımcıların SPK’ya ilettiği talepler nelerdi?

Bu taleplerin hangileri nihai düzenlemeye yansıdı?

Ve en önemlisi:

Düzenlemenin yerli fon sektörünün büyüklüğü ve rekabet gücü üzerindeki etkisi hesaplandı mı?

Ekonomi yönetimi yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye getirirken yerli yatırımcının güvenini kaybetmemeli.

SPK piyasayı denetlerken yerli fon sektörünü işleyemez hale getirmemeli.

Fon şirketleri de yatırımcının parasını yönetirken aldıkları risklerin hesabını vermeli.

Sorumluluk yalnızca bir tarafta değil.

BORSA TOPARLANIR, GÜVEN KOLAY TOPARLANMAZ

Borsa yarın yükselebilir.

Bugünkü kayıpların bir bölümü geri alınabilir.

Endeks yeniden rekor seviyelere de çıkabilir.

Ama finans piyasalarında fiyatlardan daha değerli bir şey var:

Güven kolay toparlanmaz...

Yatırımcı parasını fondan zamanında alıp alamayacağını sorgulamaya başladıysa ortada ciddi bir problem vardır.

Yatırımcı düzenleyici kurumun aldığı kararların yarın nasıl değişeceğini öngöremiyorsa yine problem vardır.

Türkiye kendi yerli sermayesini büyütmek istiyorsa bu güveni yeniden tesis etmek zorunda.

Ve bunun ilk adımı şeffaflık.

SPK yabancı yatırımcıların görüşünü aldığını zaten açıkladı.

Şimdi geriye tek bir kritik sorunun cevabı kalıyor:
SPK'nın bu düzenlemesi kime yaradı?

Kaynak: SuperHaber

Yorumlar (1)

Yorum Yaz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.