Sosyal medya kahramanlarına (!) bir sağlıkçı/arama kurtarmacının isyanı! Hilal Bozkurt yazdı...

SuperHaber yazarı Ceyhun Bozkurt'un arama kurtarma görevlisi ve ebe-hemşire eşi Hilal Bozkurt, SuperHaber'e özel açıklamalarda bulunarak provokasyon yapmaya çalışan sosyal medya kullanıcılarına tepki gösterdi. "Elinizde kahveniz, “neden kimse enkaz başına gitmiyor” diye twit atıyorsunuz. " diyen Bozkurt, "Keşke siz de gidip gönüllü olsaydınız. Belki siz de birkaç insanımıza nefes olma imkânı bulurdunuz." ifadelerini kullandı.

Sosyal medya kahramanlarına (!) bir sağlıkçı/arama kurtarmacının isyanı! Hilal Bozkurt yazdı...

SuperHaber yazarı Ceyhun Bozkurt'un arama kurtarma görevlisi ve ebe-hemşire eşi Hilal Bozkurt, Superhaber'e özel açıklamalarda bulundu. 

Hilal Bozkurt, "Sosyal medya kahramanlarına (!) bir sağlıkçı/arama kurtarmacının isyanı" başlıklı yazısında "Elinizde kahveniz, “neden kimse enkaz başına gitmiyor” diye twit atıyorsunuz. Keşke siz de gidip gönüllü olsaydınız. Belki siz de birkaç insanımıza nefes olma imkânı bulurdunuz. Ama siz gidip AFAD, AKUT, UMKE gibi resmi veya özel kurum ve kuruluşların arama kurtarma gönüllüsü olmak yerine, oturduğunuz yerden sadece eleştiri yaptınız." ifadelerini kullandı. 

"SOSYAL MEDYA KAHRAMANLARINA(!) BİR SAĞLIKÇI/ARAMA KURTARMACININ İSYANI"

 İşte Hilal Bozkurt'un SuperHaber'e özel kaleme aldığı yazı: 

Beni tanımıyorsunuz. Bu çok doğal.

Kendimi anlatayım.

İsmim soyismim Hilal Bozkurt.

Sağlıkçıyım, ebe-hemşireyim. Gerek devlet gerek özel olarak 15 yılı aşkın görev yaptım. Bu 15 yılın 2 yılı kısa adı UMKE olan Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi’nde geçti. UMKE görevim bittikten sonra bir taraftan yine sağlıkçı olarak çalışırken, ayrıca gönüllü olarak resmi olmayan, sivil inisiyatifle kurulmuş olan bir arama kurtarma ekibinde uzun süre bulundum. Ayrıca Van depreminde sahada aktif olarak çalıştım.

Hepimizin yüreğini yakan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli depremlerde, depremden hemen bir saat sonra aranmama rağmen özel nedenlerden dolayı gidemedim. Ama sosyal medya ve televizyonlarda izlediğim bazı yorumlar, beni adeta isyan ettirdi. Çünkü orada bulunan arama kurtarma uzmanı resmi veya özel görevliler ile gönüllülerin tüm çalışmalarına haksızlık edildiğini gördüm.

Nedenlerini anlatayım.

Depremin şiddeti ve alanı çok büyük. Elbette fay hattı üzerinde uzmanlar yıllar boyu uyarılarını yaptılar. Ancak bu kadar sığ, yani yeryüzüne yakın ve arka arkaya iki şiddetli deprem kimsenin öngörebileceği bir şey değil. Bu durum şuna benziyor: 5 kişilik misafir beklerken ve ona göre hazırlık yapılmışken, 50 misafirin geldiğini düşünün.

Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 şiddetinde birkaç saat arayla gerçekleşen iki deprem yaklaşık 110 bin kilometrekare bir alanı etkiledi. Bu da 10 ilimizi yıkımla karşı karşıya bıraktı.

Bir arama kurtarmacı olarak gördüğüm şuydu. Depremin şiddeti ve alanın büyüklüğüne karşın resmi veya özel arama kurtarma ekipleri ellerinden geldiğince en hızlı şekilde alana ulaşmaya çalıştı. Zor ve çok geniş bir alandı. Çünkü;

- Arama kurtarma birilerinin atıp tuttuğu gibi kolayca yapılmıyor. Van depremi tecrübemde gördüm ki, büyük bina kolonlarında sadece hiltilerle yaşam koridoru açmak, krikolarla o enkazları kaldırmak televizyon ekranlarından görüldüğü gibi 3-5 saniyelik iş değil.

- Depremde 10 ilimizde 10 binin üzerinde yıkılmış bina vardı.

- Arama kurtarmacı personel girse bile gerekli iş makinelerinin giremeyeceği alanlar oluşmuştu. Yollar çöken binalarla kapanmış, makineler için geçiş alanı oluşmamıştı. Kimse kepçeleri, makinelerin havadan tek tek enkazlara götürülmesini beklemesin.

- Her bir bina için ayrı ayrı uzmanlık alanı olan en az 25-30 kişilik kurtarma ekibi olması gerekir. (Arama Kurtarmacı, Sağlıkçı, İnşaatçı, Güvenlikçi vs.) Bu da yıkılan binaların hepsine aynı anda müdahale etmesi gereken personel sayısının yaklaşık 300 bin kişi olduğunu gösteriyor. Bu sayıda kişinin hem bölgeye ulaşması hem de aynı anda koordine olması mümkün değil. Bu sayıda bir insan topluluğunu, böyle bir afeti bırakın normal zamanda bile bir günde belli bir bölgeye göndermeniz, zor değil imkansızdır.

- Ayrıca başta AFAD olmak üzere resmi veya özel arama kurtarma ekiplerinin yanı sıra, yabancı ülkelerden gelen görevlilerin koordine edilmesi bir dakika veya saatte yapılabilecek bir iş değil. Koordinasyon, belli bir zaman alıyor.

- Koordinasyon demişken, çok sayıda vatandaşımız da depremzedelere yardım için bölgeye gitti. Ancak koordine edilmeden gerçekleşen bu gidişler, sadece kalabalık oluşturdu.

Koordinasyon çabasının son derece hızlı ve etkin yapıldığını, deprem gerçekleştikten 1 saat sonra arandığımda gördüm. Üstelik 3 sene önce sadece “doğal afetlerde gelirim, tatbikatlara katılamam” diyerek ilgili kuruluştan ayrılmama rağmen… Yani önce kendi gönüllülerini, sonra benim gibi tecrübesi olan bizleri aramışlardı. Resmi kuruluşlarda da böyle yapıldığını biliyorum. Sadece hamileliğimden dolayı içim yansa da gidemedim. Gitsem hem zorluklar olacak, hem de bölgedeki bazı altyapının yeniden onarılmasına kadar enfeksiyon oluşturabilecek şartlara maruz kalabilecektim. Bunu yapamayınca tek yapmam gereken şeyi yaptım. Tüm yüreğimle orada bulunan gönüllülere dua ettim. Keşke bazı sosyal medya kahramanları(!) da aynı şeyi yapabilselerdi.

Evet, klavye başında gönüllüler için dua eden insanları tenzih ederek, konuşanları kastediyorum. Arama kurtarmada temel esas GÖNÜLLÜLÜKTÜR. Kimse beni arama kurtarma ekibinin deprem birimine zorla üye yapmadı. Gönüllü olarak gidip kaydımı yaptırmıştım. Üstelik bunun için sağlıkçı olmam şart değildi. Şu an birçok öğrenci ve ev hanımı arkadaşım arama kurtarma görevlisi olarak bölgede enkaz başındalar. Bir hilti, iş makinesi kullanamasalar da kovalarla moloz taşıyorlar.

Peki siz ne yapıyorsunuz?

Elinizde kahveniz, “neden kimse enkaz başına gitmiyor” diye twit atıyorsunuz. Keşke siz de gidip gönüllü olsaydınız. Belki siz de birkaç insanımıza nefes olma imkânı bulurdunuz. Ama siz gidip AFAD, AKUT, UMKE gibi resmi veya özel kurum ve kuruluşların arama kurtarma gönüllüsü olmak yerine, oturduğunuz yerden sadece eleştiri yaptınız.

Şu an orada belki de günlerdir 2-3 saat uykuyla canlarımızı kurtarmaya çalışan insanlara bu eleştirileri yapmaya hakkınız yok.

Ve unutmayın ki, arama kurtarmacılar herkes unutunca bile bölgede uzun süre kalacak. Çünkü cenazeleri de çıkarmak zorundayız, bu görevde de arama kurtarmacılar yer alacak. VE EN ZOR KISMI DA ZATEN BU OLACAK...