Sayın Başkan'ım Recep Tayyip Erdoğan'a seslenişim!
Dualarımızın karşılığı, ümmetin umudu, zalimlerin korkusu...
Sayın Başkan'ım, Liderim Recep Tayyip Erdoğan....
Allah yolunuzu açık etsin…
Ailenizi ve sizin gibi, bu ülkenin bekası için, tıpkı sizin gibi kendini adayarak görev almış tüm kardeşlerimizi muhafaza etsin...
Ülke tarihimizde yeni bir başlangıç yaptığımız şu günlerde her sabah yoğun bir güne uyanıyoruz… Hepimizi derinden etkileyen olaylara tanık oluyoruz ve görünen o ki, olmaya da devam edeceğiz...
İki gün sonra ikinci yılını idrak edeceğimiz 15 Temmuz darbe girişimi gecesi yaklaşırken, dün, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü davasındaki beraatler ve son günlerde ardı arkası kesilmeyen haksız yere FETÖ iftirası atarak yapılan tutuklamalar gerçekten bu konuda çok ivedi bir şekilde farklı çözüm yolları bulunması gerektiğinin aşikar olduğunu gösteriyor!
Bu iflah olmaz FETÖ hain zombileri adalet sisteminin kılcal damarlarına kadar işlemiş ve yaptıkları şeytanca kumpaslarla tüm algı operasyonlarını gerçekleştirmeye devam ediyorlar…
En sarsıcı olanı ise adaleti tesis etmesi için görevlendirilmiş kişilerin bir kısmının hâlâ "kripto" FETÖ zombisi olmalarının yanısıra, maalesef ahlaki yozlaşmanın bir salgın hastalık gibi yayılması sonucu, adalet sağlayıcıların bir kısmının da maddiyatla bu FETÖ zombileri tarafından satın alınmış olmaları!
Buna karşı nasıl tedbir alınır, mevcut "hasar" nasıl düzeltilir bunu bilemiyorum… İşin içinden çıkılması gerçekten de çok zor, alabildiğine çetrefilli bir durum!
Kesin olan, adalet sisteminin ve örgütünün acilen kökten ve çok büyük bir titizlikle geliştirilip yönetilen bir "reform"a, yeniden yapılanmaya tabi tutulması!
Bu konuda -ukalalık ve haddini bilmezlik etmiş olmaktan Allah’a sığınırım!- eminim sizin de çok iyi bildiğiniz gibi, çağımız müslümanlarının bütün temel sorunlarına ışık tutup çözümler getirdiği kanaatinde olduğum mübarek Hucurat suresinin özellikle 6. ve 9. ayetlerinin hassasiyetle dikkate alınması gerekecektir:
Siz ey Hakk Dîn’e îmân etmiş ve Hakk Dîn’e îmânlarının gereğince yaşamayı bir hayat tarzı ve ilkesi hâline getirmiş olanlar! Eğer Hakk Dîn’in emir, kural ve ölçülerini kabûl ettiğini söylediği hâlde bunların bir kısmını ya da tamamını hayatına geçirmeyi ihmâl ve/veya gözardı ettiği için yoldan çıkıp çok yalan söyleyen, Hakk Dîn’in günah olarak bildirdiklerini açıktan işleyen ve ALLAH’tan hiç utanmayan biri size gelirse bilinmesi mutlaka gereken, çok önemli, kaynağı itibâriyle kesinlikle doğru olduğunu iddia ettiği bir haber ile gelirse, o haberi iyice araştırdıktan sonra muhakemenizi kullanarak açıkça kavrayın! Yoksa bir topluma veya topluluğa Hakk ve Hakîkat bilgisinden yoksun olanlara ya da, Hakk ve Hakîkat'in aslında Hakk ve Hakîkat olmadığına îmân edenlere ya da, Hakk ve Hakîkat’in gereği olan bir şeyi kendilerince farklı yapmayı doğru bulanlara özgü bir tavır ve tutum içinde zarar verici bir kötülükte bulunursunuz! Sonra o topluma veya topluluğa karşı bu yalan habere dayanarak ve artık düzeltilmesi, geri döndürülmesi imkânsız olan bilerek-isteyerek yapıp-ettikleriniz yüzünden sabahın o en verimli ilk saatlerinde uyuya kalmışçasına kedere düşer, pişmanlık duyarsınız!
(HUCURAT SURESİ 6. AYET)
Ve andolsun ki, eğer, mü’minlerden aynı temel ilkeler etrafında birleşip hareket eden ama bazı ayrıntılarda farklı yaklaşımlara sahip olan iki topluluk öldürmek ve ölmek pahasına savaşırsa artık o ikisinin arasını ıslâh edin, yâni, içine düştükleri çatışmaya yol açan ve esasa ilişkin olmayan yaklaşımları aslî zemînine oturtmak sûretiyle barışı/sulhu sağlayın ve aralarındaki ilişkiyi geliştirip daha iyi bir duruma getirin. Artık eğer ikisinden biri diğerine karşı kendini üstün görmekten kaynaklanan aşırı bir taşkınlık içinde zorbalıklar sergilerse, artık onunla öldürmek ve ölmek pahasına savaşın, tâ ki onlar ALLAH’ın emrine yeniden dönünceye kadar!
Ve eğer, yeniden dönerlerse ALLAH'ın emrine, artık aralarını Hakk Dîn’in koyduğu ölçüler ve bildirdiği emirler doğrultusundaki adâletle ıslâh edin, yâni, içine düştükleri çatışmaya yol açan ve esasa ilişkin olmayan yaklaşımları aslî zemînine oturtmak sûretiyle barışı/sulhu sağlayın ve aralarındaki ilişkiyi geliştirip daha iyi bir duruma getirin ve andolsun, Hakk Dîn’in koyduğu ölçüler ve bildirdiği emirler doğrultusundaki adâleti apaçık, gözle görülebilir şekilde gerçekleştirin! Şu kesin bir gerçek ki, ALLAH, Hakk Dîn’in koyduğu ölçüler ve bildirdiği emirler doğrultusundaki adâleti apaçık, gözle görülebilir şekilde gerçekleştirenleri sever!
(HUCURAT SURESİ 9. AYET)
Siz sık sık yaşadığımız sürecin bir "Kurtuluş Savaşı" olduğunu tekrar ediyorsunuz… Sıradan bir vatandaş olarak, bir çok vatansever gibi, ben de bu FETÖ hain zombilerinin hakettikleri cezaları aldıklarını görmek istiyorum...
15 TEMMUZ GECESİ ŞEHİT OLMUŞ KARDEŞLERİMİZİN KANLARI YERDE KALMASIN...
O MELUN GECEYİ UNUTURSAK ŞAYET YENİ 15 TEMMUZ’LARA YOL AÇARIZ! EĞER BU HAİN FETÖ ZOMBİLERİ YETERİNCE CEZA ALAMAZLARSA ŞU ANDA YÜZLERİNİ GÖSTERMEYE BAŞLAYAN YENİ TÜR FETÖ’LER CESARETLE AYNI YOLU İZLERLER...
SAYIN BAŞKANIM SİZE VE DAVA ARKADAŞLARINIZA GÜVENİYORUM...
NOT: "BUMERANG MUHARREM" GELİYOR KEMAL BEY! HAZIR MISIN?
Dün gece televizyonda "Bumerang Muharrem"i izledim…
Kemal bey ne derse desin, ne yaparsa yapsın "Bumerang Muharrem"in kasetini bulup ortaya çıkarmadığı sürece kurtuluşu yok!
Kısacası, başından "Gel buraya Muharrem!" diye fırlattığı Muharrem, "bumerang" olarak ona geri döndü...
Aldığı oylarla iyice gaza gelen "Bumerang Muharrem" bey ortadan yok olduğu seçim gecesi ile ilgili atılan idialara öfke ile cevap vermeye devam ediyor…
Bak, Kemal Bey, o gece ile ilgili öne sürülen idiaları kanıtlarsan belki o zaman "Git bakalım Muharrem!" diyebilirsin...