Petrol piyasası savaş primiyle hareket ediyor...
Emtialar bu yıl geleneksel varlık sınıfl arının çoğundan önemli ölçüde daha iyi performans göstermeye devam ediyor. İran savaşıyla büyüyen enerji krizi, Hürmüz Boğazı’ndaki arz endişeleri ve enflasyon korkuları; yatırım fonlarını petrol, altın, bakır ve tarım emtialarına yöneltti.
Yatırımcıların emtia pozisyonları 1999’dan bu yana görülen en yüksek seviyelerden birine çıktı. Bloomberg Emtia Toplam Getiri Endeksi, yılbaşından bu yana yüzde 29 kazanç elde ederken, emtia fiyatlarını ölçen Thomson Reuters CRB Endeksi savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana yüzde 27’nin üzerinde yükseldi. Uzmanlara göre piyasa artık yalnızca büyüme verilerini değil, “jeopolitik arz şoklarını” fiyatlıyor. Özellikle enerji, baz metal ve gübre piyasalarında yaşanan sıkışma, emtia fiyatlarında uzun süreli yüksek bant ihtimalini güçlendiriyor. TD Economies’in son analizinde ise petrol, bakır ve alüminyumda arz tarafındaki kırılganlığın 2026 boyunca devam edeceği uyarısı yapıldı.
PETROL PİYASASI SAVAŞ PRİMİ İLE HAREKET EDİYOR
TD Economies’e göre enerji piyasalarında fiyatları artık yalnızca arz-talep dengesi değil, doğrudan jeopolitik gelişmeler belirliyor. Kurum, WTI petrol fiyatının kısa vadede 96 dolar seviyelerinde kalmasını, 2026 ortalamasının ise 84 dolar civarında gerçekleşmesini bekliyor. Analizde, ABD-İran geriliminin küresel petrol piyasasında “modern dönemin en büyük arz şoklarından birini” yarattığı ifade edildi. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar nedeniyle tanker trafiği zayıfl arken, piyasada risk primi kalıcı hale geldi. Uzmanlara göre stratejik rezerv satışları yalnızca geçici rahatlama sağlıyor. Özellikle Asya’da yüksek enerji maliyetlerinin sanayi talebini baskılamaya başladığı, buna rağmen arz tarafındaki sorunların fiyatların geri çekilmesini zorlaştırdığı belirtiliyor. Baz metallerde ise piyasaların odağında arz problemi bulunuyor. TD Economies, bakır fiyatlarının 2026’da ortalama 5,91 dolar/libre seviyesinde kalmasını bekliyor. Küresel büyüme yavaşlasa bile yeni maden yatırımlarının yetersiz kalması ve üretim kesintileri piyasayı sıkı tutuyor. Özellikle enerji dönüşümü, elektrik şebekeleri, veri merkezleri ve savunma sanayi yatırımları bakır talebini güçlü tutmaya devam ediyor. Analistler, bakır piyasasında artık “geçici değil yapısal” bir arz sorunu oluştuğunu düşünüyor.
