Said Nursi'nin tevhid anlayışından Vatikan'a: Paralel Nurcuların yeni abileri Thomas Michel, George Marovitch, Colin Turner ve "vekiller" meselesi

SuperHaber yazarı Fazıl Duygun; Thomas Michel, George Marovitch ve Colin Turner gibi Hristiyan ve Batılı akademisyen/din adamlarının Nurcu vakıf ve çevrelerle olan yıllara dayalı ilişkilerini gün yüzüne çıkardı. Said Nursi'nin tevhid ve Risalet-i Ahmediyye ölçüsünü hatırlatan Duygun, 17/25 Aralık ve 15 Temmuz sonrasında da bu isimlerle sürdürülen temasları sorguladı.

Said Nursi'nin tevhid anlayışından Vatikan'a: Paralel Nurcuların yeni abileri Thomas Michel, George Marovitch, Colin Turner ve "vekiller" meselesi

Hristiyanlarla Cennet’te buluşacağını düşünenler İslam âlimi Said Nursî’nin “vekil” ve “varis”leri olabilir mi?

Mesele birkaç papazla çekilmiş fotoğraf, birkaç sempozyum veya nezaket ziyaretinden ibaret değildir. Thomas Michel ve George Marovitch üzerinden yıllara yayılan dinlerarası diyalog ilişkilerini; Mustafa Sungur, Said Özdemir, Mehmet Kırkıncı, Abdullah Yeğin, Ahmet Aytimur, Hüsnü Bayramoğlu, Mehmet Fırıncı, Mehmet Birinci, Abdulkadir Badıllı ve Salih Özcan gibi Nurcu camianın önemli isimlerinin bu süreçteki konumlarını Said Nursi’nin tevhid anlayışı üzerinden tartışmak gerekiyor.

rtags

ÖNCE ÖLÇÜ: YÜKSEK İLİM SAHİBİ SAİD NURSİ’NİN TEVHİDANLAYIŞI

Said Nursi’ye göre Allah’ı bilmek yalnızca “Allah vardır” demek değildir. Allah’ın isim ve sıfatlarını, emirlerini ve gönderdiği resulleri ve Nebileri tanımak ve tasdik etmek de iman anlayışının ayrılmaz parçalarıdır.

Said Nursi şöyle söylüyor:

“Yoksa “Bir Allah var” deyip, bütün mülkünü esbaba ve tabiata taksim etmek ve onlara isnad etmek, hâşâ hadsiz şerikleri hükmünde esbabı merci tanımak ve her şeyin yanında hazır irade ve ilmini bilmemek ve şiddetli emirlerini tanımamak ve sıfatlarını ve gönderdiği elçilerini, peygamberlerini bilmemek, elbette hiçbir cihette Allah’a iman hakikati onda yoktur”

whatsapp-image-2026-08-13-at-10-01-09

Dolayısıyla “Lâ ilâhe illallah” ile “Muhammedün Resûlullah” birbirinden koparılamaz. Risalet-i Ahmediyye’yi kabul etmeyenlerin kurtuluşu meselesi de basit bir “hoşgörü” tartışması değil, doğrudan itikadî bir meseledir.

Said Nursi’nin Kur’an-i ölçüsü buysa, kendilerini onun “vekil”, “varis” veya “abi”leriolarak konumlandıran çevrelerin daha sonra geliştirdikleri dinlerarası diyalog anlayışı bu ölçünün neresindedir?

THOMAS MICHEL KİMDİR?

Tartışmanın merkezindeki isimlerden Thomas Michel, Katolik bir din adamıdır.

Michel’in önemi yalnızca yıllarca bazı Nurcu çevrelerle temas kurmuş olmasından kaynaklanmıyor. Kendisi Fetullah Gülen ve FETÖ hakkında savunucu nitelikte açıklamalar da yapmıştır.

FETÖ çizgisindeki TR724’te “Türkiye neden Hizmet’i hedef alıyor?” başlığıyla yayımlanan röportajında, Türkiye’nin FETÖ yapılanmasına yönelik politikalarını eleştiren ve “Hizmet” hareketini savunan değerlendirmelerde bulunduğu aktarılmıştır.

Ayrıca Fetullah Gülen’in ölümünün ardından Michel’in başsağlığı mesajı yayımladığı da belirtilmektedir.

Bu tablo karşısında Thomas Michel’in Gülen yapılanması hakkındaki tutumunun açık biçimde tartışılması gerekir.

Çünkü aynı Thomas Michel’in bazı Nurcu vakıf ve çevrelerle ilişkilerinin 17/25 Aralık sürecinden ve 15 Temmuz’dan sonra da devam etmektedir.

Dolayısıyla artık “Bunlar eskidendi, herkes kandırıldı” açıklaması tek başına yeterli değildir.whatsapp-image-2026-08-13-at-10-01-09-1

MICHEL SAİD NURSİ İLE PAPALAR ARASINDA NASIL BİR YAKINLIK GÖRÜYOR?

Thomas Michel’in “Müslümanlık–Hristiyanlık Münasebetleri” isimli eserindeki şu ifadeler özellikle dikkat çekicidir:

“Risale-i Nur’u incelemeyi sürdürdükçe, Said Nursî’nin yaklaşımları ile Hristiyan meslektaşlarımın yaklaşımlarının arasında benzerlikler gördüm.”

Daha da dikkat çekici olan şu değerlendirmesidir:

“Bir Katolik olarak, Said Nursî ile Papa VI. Paul ve Papa II. John Paul’ün fikirlerinin ne kadar yakın olduğunu fark ettim.”

Peki hangi yakınlık?

Risale-i Nur ile Katolikliğin itikadî esasları arasında nasıl bir benzerlik kurulabilir?

Tevhidde mi?

Nübüvvette mi?

Hz. İsa anlayışında mı?

Risalet-i Ahmediyye konusunda mı?

Said Nursi’nin tevhid anlayışı ortadayken bir Katolik din adamının Bediüzzaman ile papaların fikirleri arasında böylesine bir yakınlık görmesi ne ile açıklanabilir?

Üstelik aynı Thomas Michel’in bazı çevrelerde “Hıristiyan Nur talebesi” olaraktakdim edildiği görülmektedir.

O hâlde soruyoruz:

Risalet-i Ahmediyye’yi kabul etmeyen Katolik bir din adamı hangi itikadî ölçüyle “Nur talebesi” kabul edilmektedir?

THOMAS MICHEL İLE NURCU ÇEVRELER ARASINDAKİ BAĞ

Şimdi asıl meseleye gelelim.

Thomas Michel ile bazı Nurcu çevreler arasındaki ilişki nedir?

17/25 Aralık sürecinden yaklaşık iki yıl sonra Michel’in kitaplarının Nesil Yayınları tarafından yayımlandığı ve satışa sunulduğu bilinmektedir. Bu kitapların sonraki yıllarda da temin edilebildiği görülmektedir.

Daha önemlisi, Michel’le temasların devam eden Paralel Nurcu bazı yapılar vardır.

Bunların başında İstanbul İlim ve Kültür Vakfı gelmektedir.

Ayrıca Yeni Asya ve Suffa Vakfı çevrelerinin Michel’le temasları da incelenmelidir.

Bu ilişkiler kapsamında adı geçen Said Yüce, Orhan Gülgün, Rıza Akçalı ve Faris Kaya gibi isimlerin Thomas Michel’le gerçekleştirilen program ve temaslardaki rolleri belgeleri ile meydandadır.

Bu isimlerin Kanada’nın Alberta eyaletinde Michel’le toplantılara katıldıkları; birlikte programlar gerçekleştirdikleri ve daha sonra Michel’in Türkiye’deki bazı Risale-i Nur faaliyetlerine davet edildiği yönünde görüntü ve anlatımlar bulunmaktadır.

Eğer bu kayıtlar üzerine sorulması gereken soru açıktır:

Fetullah Gülen/FETÖ’yü açıkça savunan Thomas Michel neden hâlâ bazı Nurcu çevrelerde muteber bir referans olarak kabul edilmektedir?

Cenabet Michel’in eline Risale-i Nur verilmesi veya bir toplantıda konuşması nedir? Tartışılması gereken, Michel’in Gülen yapılanmasına ilişkin bilinen tutumuna rağmen neden dinî ve fikrî bir referans olarak sunulmaya devam edilmektedir

Bazı Bediüzzaman anma programlarında Michel için şifa duası yapılması ve “ruhen aramızda” denilerek anılması yönündeki görüntüler de aynı nedenle önemlidir.

“BUNLAR ESKİDE KALDI” DENİLEBİLİR Mİ?

Bu noktada “Bunların hepsi geçmişte kaldı” deniliyor.

O zaman daha basit bir soru soralım:

2022 yılında güncellenen “Sorularla Risale” gibi internet sitelerinde Thomas Michelneden hâlâ referans gösterilmektedir?

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı imzalı yayınlarda Michel’in yazıları neden yer almaya devam etmektedir?

Bunların cevapları verilmelidir.

Çünkü 15 Temmuz’dan sonra da devam eden ilişkiler söz konusuysa artık mesele yalnızca “geçmişte herkes yanıldı” denilerek açıklanamaz.

COLIN TURNER DOSYASI

Thomas Michel meselesinin yanında dikkat çekilmesi gereken başka bir isim de Durham Üniversitesi ile akademik geçmişi bulunan Colin Turner’dır.

Turner, Risale-i Nur üzerine çalışmalarıyla bazı Nurcu çevrelerde uzun yıllardır tanınan bir akademisyendir.

Fakat onun çeşitli FETÖ çevreleriyle bağlantılı yayın ve metinlerde nasıl konumlandırıldığı da araştırılmalıdır.

Örneğin İhsan Yılmaz’ın Fetullah Gülen hakkında hazırladığı belirtilen bir raporun 7. sayfasında Colin Turner’ın ismi geçmektedir.

Turner’ın Paralel Nurcu çevrelerdeki etkisi ayrıca dikkat çekmektedir.

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı, Yeni Asya, Suffa Vakfı, Feyyaz Bilişim, Meşveret, Şekercihan ve Sözler grubu gibi çevrelerde Turner’ın çalışmalarının kullanıldığı, kitaplarının tavsiye edildiği veya programlara konuk edildiği görülmektedir.

Said Yüce’nin Colin Turner’ın “Bediüzzaman’ı Anlamak” isimli kitabını tanıttığı ve Turner’ın İstanbul İlim ve Kültür Vakfı çevresindeki bazı toplantılara katıldığı yönündeki kayıtlar da bu bağlamda incelenebilir.

Burada da ölçü aynı olmalıdır:

Geçmişte FETÖ yapılanmasıyla ilişkili platformlarda adı geçen kişilerin 15 Temmuz sonrasında hangi çevrelerle, hangi içerikle ve hangi faaliyetlerde temaslarını sürdürdükleri kamuoyuna açık kaynaklar üzerinden araştırılabilir.

İNGİLİZCE RİSALELER VE ŞÜKRAN VAHİDE

Colin Turner başlığı bizi Risale-i Nur’un İngilizce tercümelerine de götürüyor.

Bu alanda öne çıkan en önemli isimlerden biri Şükran Vahide (Mery Weld)’dir.

Şükran Vahide, Risale-i Nur’un İngilizce tercümeleriyle tanınmakta ve Mehmet Fırıncı’nın eşi olarak bilinmektedir.

Mehmet Fırıncı ise Nurcu camiada Said Nursi’nin n talebelerinden ve “büyük ağabeylerden” biri olarak takdim edilmiştir.

Bu noktada polemik yerine yapılması gereken akademik çalışma son derece basittir:

Thomas Michel’in okuduğu İngilizce Risale-i Nur tercümeleri Türkçe asıllarıyla karşılaştırılmalıdır.

Michel’in Said Nursi ile Katolik papalar arasında gördüğünü söylediği yakınlığın hangi metinlerden ve hangi kavramlardan hareketle kurulduğu ancak böyle anlaşılabilir.

GEORGE MAROVITCH, MART 1960 VE URFA

Thomas Michel kadar üzerinde durulması gereken diğer isim George Marovitch’tir.

Çünkü Marovitch bizi sonraki yıllardaki sempozyumlardan çok daha geriye, Mart 1960’a ve Urfa’ya götürüyor.

Said Nursî hayatının son yolculuğunda Urfa’ya gitmiş ve 23 Mart 1960’ta Urfa’da vefat etmiştir.

Marovitch’in kendi anlatımına göre kendisi Said Nursi’nin son günlerinde bulunduğu yere gitmiş; orada Abdullah Yeğin ile Mustafa Sungur’un Cevşen okuduğunu görmüştür.

GEORGE MAROVITCH MART 1960’TA URFA’YA NEDEN GİTTİ?

BEDİÜZZAMAN’IN KALDIĞI YERİ NASIL BULDU?

ONU SAİDİ NURSİ’NİN ODASINA KİM SOKTU?

ABDULLAH YEĞİN VE MUSTAFA SUNGUR’UN BULUNDUĞUNU SÖYLEDİĞİ O ORTAMA KİMİN VASITASIYLA GİRDİ?

Bunlar belgeler üzerinden cevaplandırılması gereken tarihî sorulardır.

Çünkü daha sonraki yıllarda yine Thomas Michel ve George Marovitch gibi Katolik din adamlarını bazı Nurcu isimlerle aynı sempozyum ve diyalog faaliyetlerinde görüyoruz.

“VEKİLLER” MESELESİ

Ve aynı isimler tekrar tekrar karşımıza çıkıyor:

Mustafa Sungur, Said Özdemir, Mehmet Kırkıncı, Abdullah Yeğin, Ahmet Aytimur, Hüsnü Bayramoğlu, Mehmet Fırıncı, Mehmet Birinci, Abdulkadir Badıllı, Salih Özcan…

Bu isimlerin Thomas Michel ve George Marovitch’le ilişkileri, katıldıkları programlar ve dinlerarası diyalog konusundaki tutumları araştırılmalıdır.

Bu tabloda Ali Kemal Pekkendir de gözden kaçırılmamalıdır. Pekkendir’in FETÖ ile ilişkileri, Nurcu camia içerisindeki konumu ve daha sonra Thomas Michel–George Marovitch–dinlerarası diyalog ekseninde gelişen yapıyla bağlantısı ayrıca araştırılmalıdır.

Thomas Michel, George Marovitch ve Colin Turner gibi yabancı isimlerin Nurcu çevrelerle yıllara yayılan temasları yalnızca “dinlerarası diyalog” başlığıyla geçiştirilmemelidir. Özellikle FETÖ yapılanmasının ABD’deki ilişkileri dikkate alındığında, bu isimlerin CIA ve Batılı istihbarat çevreleriyle bağlantıları araştırılmalıdır.

Bu kişiler hangi kurumlar tarafından desteklendi, kimlerle temas kurdu ve Nurcu çevrelerde neden yıllarca bu kadar etkili bir konumda tutuldu?

Bizim temel sorumuz şudur:

Said Nursi’den alındığı söylenen “vekâlet” ve “varislik” sıfatları, sonraki yıllarda Vatikan ve dinlerarası diyalog faaliyetlerinin meşrulaştırılmasında kullanıldı mı?

Bir tarafta Said Nursi’nin tevhid ve Risalet-i Ahmediyye ölçüsü…

Diğer tarafta Thomas Michel’e “Hıristiyan Nur talebesi” denilmesine kadar varan bir anlayış…

Bu ikisi arasındaki fark açıklanmalıdır.whatsapp-image-2026-08-13-at-10-01-26​​​​​​​

FETULLAH GÜLEN İLE TARİHSEL İLİŞKİLER

Bu tartışma Fetullah Gülen’den bağımsız ele alınamaz.

Mustafa Sungur Fetullah Gülen hakkında “Ben ondan Hz. İsa’nın kokusunu alıyorum” demiştir.

Hüsnü Bayramoğlu’nun Muhammet Nur Sungur ile 5 Aralık 2020’de yaptığı canlı ders, Abdullah Yeğin ve Hüsnü Bayramoğlu çevresindeki dershanelerde Thomas Michel’in konuştuğu yönündeki kayıtlar ve Bayram Yüksel’in cenaze namazını Fetullah Gülen’in kıldırmış olması gibi hadiseler de FETÖ ile bazı Nurcu çevrelerin tarihsel ilişkisi açısından incelenmelidir.

Çünkü tarih 15 Temmuz’da başlamadı.

TAHŞİYE’YE KISA BİR NOT

Bu tablonun başka bir başlığı Tahşiye Yayınevi ve Muşlu Mujammed Doğan çevresidir.

FETÖ’nün Tahşiye çevresini hedef alan operasyonuyla bu çevrenin Gülen’in dinlerarası diyalog anlayışına yönelik eleştirileri arasındaki ilişkinin ayrıca incelenmesi gerekir.

Şimdilik tek soru yeterlidir:

Dinlerarası diyalog çizgisine itiraz eden Tahşiye çevresinin daha sonra FETÖ tarafından hedef alınması yalnızca tesadüf müydü?

SONUÇ: “ESKİDEN HERKES KANDIRILDI” SAVUNMASI YETERLİ DEĞİL

Geçmişte Fetullah Gülen’e çok geniş kesimlerin farklı gerekçelerle destek verdiği doğrudur. Ancak bu gerçek, 17/25 Aralık ve özellikle 15 Temmuz sonrasında devam ettiği ileri sürülen ilişkilerin sorgulanmasına engel değildir.

Tam tersine asıl bakılması gereken tarihler bunlardır.

Sorular açık:

Thomas Michel, Gülen/Hizmet hareketini savunan açıklamalar yaptıktan sonra neden bazı Nurcu çevrelerde referans olmaya devam etti?

Fetullah Gülen’in ölümünün ardından başsağlığı mesajı yayımlayan Michel’le bugün hangi kurumların ilişkisi devam ediyor?

İstanbul İlim ve Kültür Vakfı, Yeni Asya, Suffa Vakfı ve diğer çevrelerin Thomas Michel’le ilişkilerinin mahiyeti nedir?

Said Yüce, Orhan Gülgün, Rıza Akçalı ve Faris Kaya’nın Michel’le temaslarının tarihleri ve içerikleri nelerdir?

Colin Turner neden bazı Nurcu çevrelerde hâlâ önemli bir referans olarak kabul edilmektedir?

Şükran Vahide’nin İngilizce Risale-i Nur tercümeleri ile Türkçe asıllar arasında ne gibi farklılıklar vardır?

Thomas Michel neden Bediüzzaman ile Papa VI. Paul ve Papa II. John Paul arasında yakınlık gördüğünü söylemiştir?

George Marovitch Mart 1960’ta Urfa’da hasta olan said Nursi’nin yanına kim götürmüştür?

Ve bütün bunların üzerinde duran temel soru:

SAİD NURSİ’NİN TEVHİD VE RİSALET-İ AHMEDİYYE ÇİZGİSİ NEREDE; THOMAS MICHEL, GEORGE MAROVITCH, VATİKAN VE FETULLAH GÜLEN ETRAFINDA GELİŞEN DİNLERARASI DİYALOG ÇİZGİSİ NEREDE?

“Abi”, “vekil” veya “varis” sıfatları bu soruları ortadan kaldırmaz.

Kişileri kutsamak veya peşinen mahkûm etmek yerine; tarihleri, videoları, yayınları, tercümeleri ve somut temasları ortaya koyup Said Nursi’nin kendi ölçüleriyle karşılaştırmak gerekir.

Kaynak: SuperHaber

Yorumlar (5)

Yorum Yaz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.