Sabri Akgönül yazdı: Almanya'da yükselen aşırı sağ mı vatanseverlik mi? Şaşıracaksınız...

Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde %39 oy alarak sandıkları patlatan Almanya için Alternatif Partisi’nin (AfD) tarihi zaferi, Batı medyasının ve Türkiye'deki fonlu liberallerin papağan gibi tekrarladığı "aşırı sağ" yalanını çökertti.

Sabri Akgönül yazdı: Almanya'da yükselen aşırı sağ mı vatanseverlik mi? Şaşıracaksınız...

Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde düzenlenen meclis seçimini, Almanya için Alternatif Partisi (AfD) açık farkla kazandı. Her ne kadar tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğa ulaşamasa da AfD artık Alman siyasetinin güçlü bir aktörü olacak.

AfD’nin yükselişi hâliyle Türkiye'de de konu oluyor. Ama bu yükseliş, Türkiye'de liberal ve sol-liberal bir perspektifle ele alınıyor. Ve AfD hakkında Türkiye’de konuşanların Alman istihbaratının AfD hakkında ürettiği yargılar ve kalıpları sorgusuz sualsiz kullanması, hayli manidar.

Almanya'daki seçim sonuçlarına "aşırı sağ" diyerek yorum yapmaya başlayan kişiler, aslında BND ve Almanya'nın iç istihbarat örgütü olan Anayasayı Koruma Teşkilatı'nın (BfV) resmî istihbarat dilini konuşuyor. İstihbarat jargonu bilinçsizce tekrarlanıyor. Çok çok azı bunun farkında ama.

images-10

AfD’ye “kesinleşmiş aşırı sağ” nitelemesini kim yaptı? Kendi parti tüzüklerinde veya AfD hakkında yapılmış bilimsel bir çalışmada yer almıyor bu ifade. Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV), AfD'yi Mayıs 2025'te ülke genelinde "gesichert rechtsextremistisch" (kesinleşmiş aşırı sağcı) olarak sınıflandırdı. Yani bu sıfat, tarafsız bir bilimsel tanım değil, Alman derin devletinin AfD’yi kapatma girişimleri için uydurulmuş hukuki bir kategori.

Oysa AfD'liler bu "aşırı sağ" tanımlamasını kesinlikle kabul etmiyor. Kendisine bu yaftayı yapıştıran istihbarat teşkilatı kararına karşı dava açtı ve Şubat 2026'da BfV'nin partiyi geçici olarak "kesinleşmiş aşırı sağcı" ilan etmesini durdurdu.

AfD kendisini tanımlarken Almanca'da "patriotisch", İngilizce'de "patriotic" sıfatını kullanıyor; yani düpedüz vatansever.

Yani ortada "aşırı sağın zaferi" yok. Ama bir hezimet var: Sol ve woke kültürünün hezimeti.

AfD’yi ve onun geleceğini daha iyi anlamak için bu olguya daha yakından ve Avrupa'nın 1. Dünya Savaşı'nı kapsayan uzun bir tarihsel dönemini göz önünde bulundurarak bakalım:

I. Dünya Savaşı kıta Avrupası'ndaki Fransız-Alman rekabetinin bir sonucuydu. Bismarck, 1871 sonrası Almanyası’nın en büyük tehdidinin Fransa'nın intikamcı rövanşizmi olduğunu biliyordu. Bu yüzden Fransa'yı diplomatik olarak izole ederken Rusya ile Üç İmparator Birliği ve ardından Reasürans Antlaşması üzerinden bağ kurdu. Amaç, iki cepheli bir savaştan kaçınmaktı. II. Wilhelm'in 1890'da Bismarck'ı görevden alması ve Reasürans Antlaşması'nı yenilememesi, Rusya ile Fransa yakınlaştı (1894 Fransız-Rus İttifakı). Almanya böylece kendi eliyle ördüğü izolasyon ağının tam tersini yaşadı: Doğuda Rusya, batıda Fransa arasında sıkışan bir güç konumuna düştü.

gemini-generated-image-wkl6m0wkl6m0wkl6

Bu tarihsel arka planın AfD’yle ilgisi şu: AfD, kendini geleneksel Prusya topraklarının mirasçısı olarak konumlandırıyor. AfD'nin seçmen tabanının bugün keskin biçimde Elbe'nin doğusunda yoğunlaşması (eski Prusya toprakları) bu tarihsel hattın güncel siyasi coğrafyaya yansımasıdır. Bu bölge, Napolyon işgalinden beri
Alman-olan ve Alman-olmayan hukuki, idari, siyasi ve kültürel gelenekler arasında gerilimli bir ilişki içinde kaldı.

AfD’nin etkili ve önde gelen figürlerinden Björn Höcke'nin, 2026 baharında, batı Almanlarını "Almanca konuşan Amerikalılar", doğu Almanlarını ise "gerçek Almanlar" olarak tanımlaması, bu gerilimin bir sonucudur.

Bu gerilimin Batı bağlılığı tarafında yer alan tarihsel karşı-örneği Konrad Adenauer'dir. Adenauer, savaş sonrası Batı Almanya'nın ilk şansölyesi olarak, Stalin'in 1952'de gönderdiği ve birleşik ama NATO dışı, tarafsız bir Almanya öneren notunu reddetti. Bunun yerine Batı Bloku'nda kalma (Westbindung) stratejisini seçti. Yine Adenauer, de Gaulle ile 1963 Élysée Antlaşması'na uzanan Alman-Fransız dostluğunun temelini attı. Bu, savaş sonrası Almanya'nın kimliğini Rusya'dan uzaklaşma ve Batı'yla (ABD-Fransa ekseni) bütünleşme üzerine kurduğunun kurucu anıdır.

Almanya'nın bir Batı mandası konumunda olduğunu dile getiren AfD’liler, bu tarihsel mirası yeniden canlandırmak istiyor:
Prusya'nın Rusya'yla pragmatik ilişkisi, Fransa-merkezli Batı'ya mesafe…
Başka bir ifadeyle, Alman kurumsal yapısını köklü bir biçimde deforme edecek bir programa sahip AfD. Bu yüzden, beş yıl önce Alman siyasetinde telaffuz edilemeyecek pek çok söylemi (göç, ulusal kimlik, Rusya'yla diyalog) tartışılabilir hale getirdi.

Peki AfD’nin geleceği ne olacak?

AfD artık bir "protesto partisi" değil. Bu eşik, geride kaldı. Geçen ay yapılan ulusal ARD-Deutschlandtrend anketinde partinin bu yaz aylarında pek çok yerde konumunu sadece koruyup değil, güçlendirdiği görülüyor. Sachsen-Anhalt'ta seçime bir yıl kala parti %39'a ulaşarak CDU'yu (%27) açık ara geride bıraktı.
Bu yükselişin sosyal zemini de belirginleşiyor: Doktorsuz, mağazasız köylerde kendini terk edilmiş hisseden kesimlerin memnuniyetsizliği ile yoksulluk göçü ve kamusal alanda düzensizlik şikayetleri parti lehine işliyor, hükümetin sorun çözme kapasitesindeki güven eksikliği de buna ekleniyor

AfD'nin yükselişi izole bir Alman fenomeni değil; kıtanın daha geniş bir yapısal krizinin Alman versiyonu. Yani krizin kaynağı ulusal değil, kıtasal bir olgu. Bütün Avrupa'da (İngiltere, Fransa, İsveç) benzer bir siyasi mobilizasyon zemini oluştu.

AfD'nin geleceğini belirleyecek en kritik kurumsal değişken, parti kapatma tartışması. Bu tartışma hâlâ devam ediyor. Tasfiye mi edilecek yoksa kurumsal düzene dahil olup bir değişimin mimarı olacak? Ben ikincisinin olacağını düşünüyorum.

Almanya'daki Müesses Nizam, şimdilik AfD'yi "barbar" ilan edip bekleme stratejisi uyguluyor. Böylece Müesses Nizam, kendi söylem sınırlarını genişletmeden AfD üzerinden test edebiliyor.

Kaynak: SuperHaber

Yorumlar

Yorum Yaz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.