Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Verşinin: Kurtuluş Savaşı’ndaki yardımın yüzde 30’u Sovyetler'den geldi
Rusya Büyükelçisi Verşinin, Sovyet Rusya'nın Milli Mücadele desteğini, "1920-1922'de Mustafa Kemal Atatürk hükümetine 10 milyon altın ruble, binlerce tüfek, 147 bin top mermisi ve milyonlarca fişek sağlandı. Sovyet yardımının payı yüzde 25 ila 30 arasındaydı. Bu, Atatürk hükümetine verilen çok ciddi bir destekti." sözleriyle aktardı.
Rusya merkezli yayın yapan Sputnik Türkiye'nin radyo kanalına konuk olan Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçisi Sergey V. Verşinin, Radyo Sputnik'e özel açıklamalarda bulundu. Büyükelçi Verşinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinden günümüzdeki ekonomik ve kültürel ilişkilere kadar iki ülke arasındaki iş birliğine dair değerlendirmelerde bulundu.

“SOVYET RUSYA, ATATÜRK HÜKÜMETİNİ TANIYAN İLK BÜYÜK GÜÇ OLDU”
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanın iki ülke ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtilen Verşinin, Sovyet Rusya ile Ankara Hükümeti arasında Cumhuriyet’in ilanından önce başlayan temasların tarihsel önemine dikkat çekti.
Verşinin şunları söyledi:
“Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı, ikili ilişkilerimizin tarihinde çok önemli bir dönüm noktası olmuştur. O yıllarda neler yaşandığını hatırlamak gerekir. Sovyet Rusya, büyük güçler arasında Mustafa Kemal Atatürk hükümetini tanıyan ilk ülke olmuştur.”
Atatürk’ün 1920 yılında Sovyet Rusya’ya yardım ve ittifak talebini içeren bir mektup gönderdiğini hatırlatan Verşinin, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kuruluş sürecini anlattı.
Verşinin, “Nisan 1920’de Atatürk, Sovyet Rusya’ya yardım isteği ve ittifak teklifi içeren bir mektup göndermiştir. Bir buçuk ay sonra yanıt gelmiştir. O yanıtın geldiği gün olan 3 Temmuz’u diplomatik ilişkilerin kurulma tarihi olarak kabul ediyoruz. 16 Mart 1921’de ise Moskova’da, RSFSC ile Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti arasında bir Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması imzalanmıştır” dedi.
1920’li yıllarda başlayan iş birliğinin bugünkü ilişkilerin temelini oluşturduğunu kaydeden Verşinin, iki ülkenin o dönemde bağımsızlıklarını ve egemenliklerini korumak için mücadele ettiğini ifade etti.
Verşinin, “Bence 1920’de başlayan ve sonraki yirmi yıl boyunca devam eden bu iş birliği, bugün ülkelerimiz arasında var olan karşılıklı saygıya dayalı ilişkilerin ve etkileşimin temelini oluşturmuştur” diye konuştu.
KURTULUŞ SAVAŞI’NA ASKERÎ VE MALİ DESTEK
Sovyet Rusya’nın Kurtuluş Savaşı sırasında Ankara Hükümeti’ne sağladığı yardımların önemine değinen Verşinin, desteğin yalnızca silah ve para yardımıyla sınırlı olmadığını, askerî uzmanların katkılarının da bulunduğunu söyledi.
Verşinin, 1920, 1921 ve 1922 yıllarında yapılan yardımlara ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“1920, 1921 ve 1922 yıllarında Sovyet Rusya, Atatürk hükümetine 10 milyon altın ruble, binlerce, on binlerce tüfek, yüzlerce makineli tüfek, 147 bin mermi (top mermisi), milyonlarca fişek ve iki muhrip sağlamıştır.”
Sovyet yardımının o dönemde Ankara Hükümeti’ne ulaştırılan silahlar içinde önemli bir paya sahip olduğunu belirten Verşinin, “Türk dostlarına her yönden ulaşan tüm silahları genel olarak ele alırsak, Sovyet yardımının az önce saydığım kategorilerde yüzde 25 ila yüzde 30 arasında bir paya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu, çok ciddi bir destekti” dedi.
Verşinin, Sovyet askerî uzmanlarının katkılarına da değinerek Mustafa Kemal Atatürk’e cephe gezilerinde eşlik eden diplomat Semyon Aralov’un Dumlupınar Muharebesi’ndeki rolünü hatırlattı.
MOSKOVA ANTLAŞMASI’NIN TEMELİNDE EGEMENLİK VE BAĞIMSIZLIK VARDI
1921 Moskova Antlaşması’nın iki ülkenin ortak tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Verşinin, antlaşmayla sınırların belirlendiğini ve iki ülke arasındaki ilişkilerin temel ilkelerinin ortaya konduğunu söyledi.
Verşinin şunları söyledi:
“Bence 1921 Moskova Antlaşması ortak tarihimize şanlı bir sayfa yazmıştır. Bildiğiniz gibi bu antlaşma, RSFSC ile Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti arasında bir Dostluk ve Kardeşlik Antlaşması olarak adlandırılmıştır. Günümüz Rusya-Türkiye ilişkilerinin temelini de işte bu antlaşma oluşturmuştur.”
Antlaşmanın, Batılı güçlerin politikalarına karşı dayanışma ortaya koyduğunu belirten Verşinin, iki ülkenin o dönemde egemenliklerini ve bağımsızlıklarını korumak için mücadele ettiğini dile getirdi.
Verşinin, “Bu antlaşmada ilkesel hususlar belirtilmiş, sınırlar belirlenmiş, Osmanlı İmparatorluğu ile Çarlık Rusyası hükümeti arasında daha önce imzalanmış tüm antlaşmalar feshedilmiştir. Ve nihayet, Batılı güçlerin emperyalist politikalarına karşı mücadelede net bir dayanışma ortaya konmuştur” ifadelerini kullandı.
Verşinin, iki ülkede gerçekleştirilen reformların da birbirine benzediğini belirterek planlı ekonomi, eğitim ve sağlık alanlarındaki gelişmelere işaret etti.
SOVYET KREDİSİYLE TÜRKİYE’DE SANAYİ YATIRIMLARI
Türkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki ekonomik ve sanayi iş birliğine değinen Verşinin, 1934 yılında Türkiye’ye 20 yıl vadeli ve faizsiz bir sanayi kredisi sağlandığını söyledi. Kredinin geri ödemesinin altın veya döviz yerine Türkiye’nin geleneksel ihracat ürünleriyle yapılmasının önemini şu sözlerle vurguladı:
“1934 yılında SSCB Türkiye’ye hedefli bir sanayi kredisi sağlamıştı. Bu, 20 yıl vadeli, faizsiz bir krediydi. Bence önemli olan, geri ödemenin altınla veya dövizle değil, Türkiye’nin geleneksel ihracat ürünleriyle, ağırlıklı olarak tekstil ham maddeleri ve tarımsal ürünlerle yapılmasıydı.”
Kayseri ve Nazilli’deki fabrikalar ile Paşabahçe’de kurulan ilk Şişecam fabrikasını örnek gösteren Verşinin, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’nin sanayileşmesine teknik ve mali katkıda bulunduğunu belirtti.
Verşinin, “Tüm bu büyük fabrikalar doğrudan SSCB’nin teknik ve mali katkılarıyla inşa edildi ve donatıldı. Bence bu, dost Türkiye’nin çok hızlı ve doğru bir şekilde sanayileşmesine büyük ölçüde yardımcı olmuştur” dedi.
İş birliğinin yalnızca makine ve ekipman tedarikinden ibaret olmadığını vurgulayan Verşinin, Sovyet mühendislerinin ve teknoloji uzmanlarının fabrikalarda çalıştığını, Türk işçilerinin de hem Rusya’da hem işletmelerde eğitim aldığını söyledi.
“KARŞILIKLI SAYGI VE EGEMENLİK İLKELERİ BUGÜN DE GEÇERLİ”
Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin temelinde karşılıklı saygı ve egemenliğin bulunduğunu belirten Verşinin, bu ilkelerin Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alan uluslararası ilişkiler ilkeleriyle de örtüştüğünü ifade etti.
Verşinin, “İlişkilerimizin temeline gelince, biz öncelikle karşılıklı saygı ve egemenlik gibi ilkelere vurgu yapıyoruz. Çünkü bu ilkeler her zaman hem Rusya’nın hem de Türkiye’nin dış politikasının temelinde yatmıştır” dedi.
Verşinin, uluslararası hukukun üstünlüğü, halkların kendi kaderini tayin hakkı, egemen eşitlik ve devletlerin iç işlerine müdahale etmeme ilkelerinin önemini koruduğunu vurguladı.
KONYA’DAKİ TARİHÎ BAĞLAR HALKLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLERE KATKI SAĞLIYOR
Yakın zamanda Konya’yı ziyaret ettiğini belirten Verşinin, kentte gördüğü misafirperverlikten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Atatürk’ün konakladığı evi ziyaret ettiğini söyleyen Verşinin, Semyon Aralov’un da bulunduğu mekânın iki ülkenin ortak tarihini hatırlattığını ifade etti.
Verşinin, “Sizinle konuştuğumuz tarihî bağ, Konya’da çok canlı bir şekilde kendini göstermişti ve ben bunu bizzat gördüm. Atatürk’ün birçok kez konakladığı evi ziyaret ettim. Bu arada, bugün de bahsettiğim daimi temsilcimiz S. Aralov ile birlikte ilde bulunduğu yer de orasıydı” dedi.
Ortak tarihî mirasın korunması gerektiğini belirten Verşinin, “Bu tarihî bağ ilde hissediliyor. Bence bununla gurur duymalıyız, bunu korumalıyız ve atalarımızın gerçekleştirdiği o kahramanlıkların, o başarıların seviyesinde olmalıyız” ifadelerini kullandı.
AKKUYU NÜKLEER SANTRALİ, GEÇMİŞTEKİ İŞ BİRLİĞİNİN DEVAMI
Türkiye ile Rusya arasındaki güncel iş birliği alanları arasında enerji, ticaret, turizm ve bölgesel meselelerin bulunduğunu söyleyen Verşinin, iki ülke arasındaki insani ilişkilerin de önem taşıdığını belirtti.
Verşinin, Türkiye’yi ziyaret eden Rus turistlerin ve Rusya’yı tanıyan Türk vatandaşlarının sayısındaki artışa dikkat çekerek şöyle konuştu:
“Benim için çok önemli olan, bunu her zaman söylerim, bugün Türkiye ile Rusya arasında var olan o insani köprüdür. Türkiye’ye gelen milyonlarca Rus turistten bahsediyorum. Rusya’ya giden ve Rusya’yı tanıyan Türk dostların sayısındaki artıştan da bahsediyorum.”
Ekonomik iş birliğinin önemli örneklerinden biri olarak Akkuyu Nükleer Santrali’ni gösteren Verşinin, bu projeyi geçmişte Türkiye’de kurulan sanayi tesisleriyle ilişkilendirdi.
Verşinin, “1920’li ve 1930’lu yıllarda Rusya’nın katkılarıyla Türkiye’de inşa edilen büyük fabrikalardan ve kombinalardan bahsettiğimde, bugün elbette Akkuyu bu geleneğin son derece değerli bir devamıdır. Ancak bu devam, bugün Türk dostlarımızla birlikte hâkim olmamız gereken tamamen farklı bir teknolojik seviyededir” dedi.
“ATATÜRK’ÜN ADI RUSYA’DA GENÇLER ARASINDA DA BİLİNİYOR”
Türk Kurtuluş Savaşı’nın ve Cumhuriyet’in kuruluşunun Rus kamuoyundaki yeri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Verşinin, Mustafa Kemal Atatürk’ün Rusya’da tanındığını ve iki ülkenin bağımsızlık mücadelelerinin ortak tarih açısından önem taşıdığını söyledi.
Verşinin, “Size şunu söyleyebilirim ki Mustafa Kemal Atatürk’ün adı Rusya’da iyi bilinmektedir; genç Ruslar arasında da. Çünkü Türk ve Rus bağımsız devletlerinin kurulduğu 1920’li ve 1930’lu yıllar, tarihimizde çok zorlu ama aynı zamanda çok şanlı bir dönemdir” ifadelerini kullandı.
Günümüzde koşulların farklılaştığını belirten Verşinin, çok kutuplu bir dünya anlayışını savunduklarını ve her ülkenin kendi geleceğini, iç ve dış politikasını belirleme hakkına saygı duyduklarını dile getirdi.
KALECİK’TE RUS TOPUYLA ANIT AÇILACAK
Büyükelçilik olarak ortak tarihî mirası korumak ve bu mirası Türkiye’de daha geniş kitlelere ulaştırmak için çalışmalar yürüttüklerini belirten Verşinin, sivil toplum ve akademik çevrelerle iletişimin önemine dikkat çekti.
Verşinin, “Geçen yüzyılın başındaki ortak tarihî mirasımız korunmalı ve burada, Türkiye’de ve Moskova’da birlikte yürüttüğümüz çalışmalara yansıtılmalıdır” dedi.
Ankara, İstanbul ve Türkiye’nin diğer illerine yaptığı ziyaretlerde ortak tarihin izlerini aradığını belirten Verşinin, “Yakında Kalecik’te Rusya’dan bir topla küçük bir anıtın açılacağını söyleyebilirim. Bunlar da ortak tarihimizdeki küçük ama bizi birbirimize bağlayan ve daha da bağlamasını istediğim önemli olaylardır” ifadelerini kullandı.
“YURTTA SULH, CİHANDA SULH”
Cumhuriyet’in 103. yıl dönümü dolayısıyla Türk halkına mesajını ileten Verşinin, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünü hatırlattı. Büyükelçi, Türkiye’ye barış, refah ve huzur dileklerini iletti.
Verşinin şunları söyledi:
“Bugün Mustafa Kemal Atatürk’ten çokça bahsettik. Türkiye’de çok bilinen, Rusya’da da bilinen meşhur bir sözü vardır: ‘Yurtta sulh, cihanda sulh.’
Sanırım bu, herkes için en büyük temennidir. Cumhuriyet’in ilanının 103. yıl dönümü vesilesiyle tüm Türk dostlarıma en iyi dileklerimi iletiyor; mutluluk, refah ve başlarının üzerinde huzurlu bir gökyüzü temenni ediyorum.”
Verşinin, ülkelerin kendi iç ve dış politikalarını belirleme süreçlerinde başarılar dileyerek sözlerini barış, iyilik, refah ve huzur temennisiyle tamamladı.
Yorumlar