Rahat battı…
Ege Denizi kıyısındaki köyümüzde bulunan tek benzin istasyonunun kasasında çalışan genç kız şöyle dedi bana: "Abla, rahat battı bunlara… Bayram süresinde bir dakika bile oturmadık, sürekli müşteri ile uğraştık… Çok şükür işler oldukça iyi… Ama gelip de bana ekonominin bozuk olduğundan bahsedip sözü Tayyip düşmanlığına getiriyorlar ya, işte o zaman ben çıldırıyorum!"
Doğru söze ne denir!
Pazartesi akşamı İzmir'den, İstanbul'a dönerken yollar son model otomobiller tarafından neredeyse istila edilmiş vaziyetteydi…
Birşeyler yemek için durduğumuz mola yerinde, bir tost almak için bile bir süre sıra beklememiz gerekti...
Dün akşam İstanbul'daki evimizin yakınındaki alışveriş merkezine gitmem gerekti…
Saat neredeyse dokuza geliyor olmasına rağmen otoparkta yer bulabilmek için dört tur atmak zorunda kaldım… Restoranlar, mağazalar, "cafe"ler anababa günü!
Yurtdışından gelen birini bu ülkede ekonomik kriz olduğuna, bir taraftan terör belası ile uğraştığımıza, dört gün sonra sistem değişikliğine gidilen bir seçimin arifesinde olduğumuza, hele bir de utanmadan attıkları "Diktatör tarafından yönetiliyoruz!" yalanlarına, hiç kimse inandıramaz… Eğer inanıyorsa, mutlaka bunda bir hainlik bir art niyet vardır!
İnsanoğlu rahata, güzele çok çabuk alışıyor ve eski yaşadıklarını hemen unutuyor…
"Balık hafızası" denilen bir durum var toplumda… Sanki hep böyle yaşamışız gibi... Bazen ben bile kendimi bu durumda buluyorum… Balık burcu olmamın bunda bir etkisi var mı bilemiyorum… İstanbul-İzmir otoyolu benim yirmi yıldır en çok kullandığım yol… Özellikle yazları Gebze'den Yalova'ya ya da Yalova'dan Gebze'ye feribotla geçmek bir kabus haline geliyordu… Sekiz saatlik yolu on altı saatte gittiğimizi bilirim… Şimdi ise aynı yolu Osmangazi Köprüsü ve Sabuncubeli Tüneli sayesinde beş saatte gidebiliyoruz...Yine de bayramda Akhisar'da şehir trafiğine takılıp yol yarım saat kadar uzayınca, kendimi şikayet ederken buldum!
AKPARTİ’nin yaptığı icraata o kadar alıştık, hayatımızın kolaylaşmasını o kadar benimsedik ki, herşey hep varmış gibi geliyor...
Elbette "YETER Kİ TAYYİP GİTSİN, ÜLKE BATARSA BATSIN!" diyen aklıevvelere tek bir sözüm var… Köyümüzdeki genç kızın dediği gibi: "Size RAHAT BATTI besbelli!"
KÜRT KARDEŞLER OYLARINIZ KİME?
Bu seçim sürecinde çok önemli iki unsur olduğunu çok iyi görüyoruz… Kürt kardeşlerimizin oyları ve vicdanı rahat olmayan CeHePe’lilerin oyları...
Kısa bir süre önce Batman, Siirt ve Diyarbakır’daydım… Orada hasbihal ettiğimiz Kürt kardeşlerimiz çok güzel sözler söylediler… Özellikle Siirt ve Diyarbakır'a kayyum atandıktan sonra yapılan hizmetler ve sağlanan barış atmosferi onları çok etkilemiş görünüyordu… Bunun en somut göstergesini dün yapılan ve CumhurReisimizin konuştuğu Van mitinginde gördük… Gerçekten çok etkileyici bir görüntüydü…
Allah aşkına bana biri bunu izah etsin: hangi ideoloji evladını dağa göndermiş, ölüm haberini bekleyen bir anneyi ve babayı teskin eder…
Yaşlı Siirt'li amca gözleri dolu bir şekilde anlatı bana bu durumu:
"Kızım, çözüm sürecindeki söndürülen umutlarım bir kez daha yeşerdi… Yeter artık bu kavga! Kendi dilimi konuşuyorum korkmadan… Benim hanım Türkçe bilmez… İlk kez kendi dilinde televizyon izlemeye başlayınca duyduğu heyecanı görmenizi isterdim! Allah Tayyip Bey'den razı olsun… Bu ülkenin eşit vatandaşları olan insanlar olduğumuzu bize hatırlattı… Geceleri rahat uyuyoruz. Artık ben gözüm açık ölmek istemiyorum! Tayyip Bey oğlumdan rica ediyorum, seçimden sonra mutlaka tekrar barış getirsin!" dedi…
Artık kan sevicilerin oyununu bozma zamanı Kürt kardeşlerim!
Yeter artık!
Bu topraklarda yeterince kardeş kanı aktı… Mümin'nin mümin'e kanı haramken, "Dur!" diyelim bu hain tuzaklara…
Ben sizlerin ferasetinden umutluyum…
İnşaallah bozulacak bu kafirlerin oyunu...
GELELİM CeHePe'YE
Her dört CeHePe'liden birinin oyunu mutlaka HeDePe'ye atması empoze ediliyormuş…
Vicdanı olan kim böyle bir oyunun parçası olur?
HeDePe'ye barajı geçirtmek için kurulan bu oyun bence ters tepecek ve vicdan galip gelecektir!
Üstelik "Çivi Muharrem", "her gün Cuma namazı kılıyorken"(!), laik cumhuriyetin teyze ve amcaları bunu nasıl karşılıyorlar çok merak ediyorum!
Yıllarca Recep Tayyip Erdoğan'ı takiye yapmakla, gizli ajandası olmakla suçlayan bu teyzeler ve amcalar, "Çivi Muharrem"e neden ses çıkarmıyorlar?
Yoksa "Çivi Muharrem"in yaptığı bu takiye çok mu hoşlarına gitti!
Bu gidişle yakında "Çivi Muharrem" "Şeriat isterim!" diye ortaya çıkarsa, işte o zaman çok eğleniriz hepimiz...
NOT: Garip bir seçim süreci yaşadığımız aşikar… Konuştuğum ister muhalif, ister iktidar yanlısı olsun, herkeste bir rahatlık ve bir garip durum var… Bana göre ölümüne muhalefet yapanlar bile, bilinçaltında Recep Tayyip Erdoğan'nın Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Başkan'ı olmasını istiyorlar… Bu arada "Meral Abla"nın balonu sönmeye başladı… Her gün puanları düşüyor… Muhtemelen barajın altında kalacak… Böylece çeyiz bohçalarından çıkartığı tülbentler, "Devrim"de yorulanların terlerini ve gözyaşlarını silmeye yarar...