Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu'ndan SuperHaber'e özel açıklamalar! "Dereyi görmeden paça sıvanmaz' mantığı afet yönetimine zarar veriyor''
SuperHaber'e konuşan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, orman yangınları, iklim krizleri ve su sorunları gibi konularda afet yönetimi stratejilerini ele aldı. Sinan Sungur'un sorularını yanıtlayan Kadıoğlu, akademi, devlet ve yerel yönetimler arasındaki uyumun önemini vurguladı. Ayrıca, vatandaşlara düşen sorumluluklara dikkat çekti. Kadıoğlu, ''Afet yönetimi insanların ölmemesi üzerine kuruludur. İnsanlar öldükten sonra arama kurtarma çalışmalarının başarılı olmasının anlamı yok'' dedi.
SuperHaber'e konuşan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Sinan Sungur'un sorularını yanıtladı. Kadıoğlu, orman yangınları, iklim krizleri ve su sorunları gibi konularda afet yönetimi stratejilerini ele aldı.
Orman yangınları ve afetler neden sadece kriz anlarında akla geliyor sorusuna yanıt veren Kadıoğlu, Türk kültüründeki yaygın deyimleri örnek gösterdi. "Dere görmeden paça sıvanmaz" ve "Çocuk doğmadan don biçilmez" gibi ifadelerin, işleri son dakikaya bırakma alışkanlığını yansıttığını belirtti.
Risk analizi ve yönetimi eksikliğinin başlıca sorun olduğunu ifade eden Kadıoğlu, risklerin belirli bir büyüklüğe ulaşınca yönetilemez hale geldiğini söyledi. Afet yönetiminin esas amacının krizi yönetilebilir düzeye indirmek olduğunu vurguladı. "Hele bir olsun hallederiz" mantığının hala terk edilmediğini ekledi.İstanbul'da olası bir depremde 340 bin binanın arama kurtarmaya ihtiyaç duyacağını belirten Kadıoğlu, toplumun kriz odaklı olduğunu ifade etti. Önceden tedbir almanın boşa para harcamak gibi algılandığını ve gereksiz görüldüğünü dile getirdi. Deprem olmadan sağlam bina inşa etme mantığının yaygın olmadığını kaydetti.
''AFET YÖNETİMİ İNSANLARIN ÖLMEMESİ ÜZERİNE KURULU, İNSANLARÖLDÜKTEN SONRA ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINDA BAŞARILI OLMANIN ANLAMI YOK'''
Afetin izlerini kaldırmada iyi olup hazırlıkta kötü olup olmadığımız sorusuna cevap veren Kadıoğlu, 'Afet yönetimi insanların ölmemesi üzerine kuruludur. İnsanlar öldükten sonra arama kurtarma çalışmalarının başarılı olmasının anlamı yok'' dedi.
Afet konusunun hassas bir konu olduğunu belirten Kadıoğlu, 6 Şubat depremlerinde 55 bin kişinin öldüğünü hatırlattı. Arama kurtarma operasyonlarının başarılı olduğunu ancak bunun anlamı olmadığını ifade etti. Afet yönetiminin, kişilerin ölmemesi üzerine kurulduğunu ve ölenleri geri getirmenin mümkün olmadığını vurguladı. Afet yönetiminin riski ve zararı azaltmakla başladığını belirtti. 6 Şubat depremlerinde her enkazın başına zamanında gidilemediğini söyleyen Kadıoğlu, İstanbul'da da benzer durumun yaşanacağını öngördü. İstanbul'da herkes arama kurtarma ekibinde olsa bile, insanların enkaz altında kalıp öleceğini ifade etti. Afet yönetiminde iyimserliğin öldürücü olduğunu kaydetti.
VATANDAŞI EĞİTMENİN ÖNEMİ
Vatandaşın gündeminde olmayan bir konunun kamu görevlilerinin gündeminde de olmayacağını belirten Kadıoğlu, vatandaşların afetlerde ne yapması gerektiğine dair eğitim eksikliğine dikkat çekti. Sel durumunda vatandaşın nasıl korunacağının okullarda öğretilmediğini söyledi. Hortum çıktığında vatandaşın ne yapacağını bilmediğini ve muhtemelen arkasını dönüp selfie çekeceğini örnekledi. Hortumun ne olduğu ve nasıl korunulacağı konusunda okullarda eğitim verilmediğini vurguladı.
İKLİM KRİZİ Mİ, İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ Mİ YAŞIYORUZ?
İklim krizi mi yaşıyoruz yoksa iklim değişikliğine uyum mu sağlamaya çalışıyoruz sorusuna yanıt veren Kadıoğlu, "iklim krizi" teriminin eylemciler tarafından kullanıldığını belirtti. Kendilerinin "küresel iklim değişikliği" terimini tercih ettiklerini söyledi. Problemin teknik adının "ani iklim değişikliği" olduğunu ifade etti. Eskiden 150 bin yılda dünyanın bir derece ısınıp bir derece soğuduğunu, şimdi ise 150 yılda 1.13 derece ısındığını kaydetti. Ateşimizin yükseldiğinde enfeksiyon kaptığımızı örnek veren Kadıoğlu, dünyanın ateşinin çıktığını ve dünyanın "insan kaptığını" söyleyerek dünyanın en büyük mikrobunun insan olduğunu belirtti. Dünyanın bizden kurtulmak istediğini ve bu yüzden ateşinin çıktığını ifade etti. Sanayi devrimiyle ormanların yarısının yok edildiğini kaydetti. Dünyanın varlığı için insanların çok zararlı olduğunu ve yıkım durmadıkça hiçbir şeyin düzelmeyeceğini vurguladı.
İNSANLARIN ANİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ!
Bu yıkımı besleyen ana odak nedir? sorusuna yanıt veren Kadıoğlu, politik tarafın da olduğunu belirtti. Sanayi devrimiyle buharlı kazanların çalışmaya başladığını ve bunları çalıştıran kömür, petrol ve doğalgazın rolünü anlattı. Dünya milyonlarca yıl havadaki karbondioksiti alıp ağaç yaptığını, ağaçların çürüyünce kömür ve petrol olup yer altında biriktiğini ifade etti. Sanayi devrimiyle fosil atıklarının atmosfere geri verildiğini söyledi. Bu karbonun atmosfere geri verilmesiyle sera gazlarının güneş enerjisini tutup dünyaya geri gönderdiğini belirtti. Sera etkisinin olmasaydı dünyanın 33 derece soğuk olacağını ifade etti. Bu etkinin iyi bir şey olduğunu ancak bizlerin iyi olanı kötüye çevirdiğini kaydetti. Teknolojik atılımlardan vazgeçilebilir mi ve milli politikaların önüne engel çıkarmak için batılı merkezlerden propaganda çıkarıldığı iddialarına ilişkin olarak Kadıoğlu, politik boyutun varlığını kabul etti. Ancak detaylı bir yorum yapmadan, fosil yakıtların rolünü ve sera gazlarının etkisini tekrar vurguladı.