PKK'nın Kürt Katliamları - 7 | Milan mezrası katliamı: Üç ve altı günlük bebekleri katlettiler, başlarında marş okudular
SuperHaber, PKK'nın Kürt katliamlarını gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor. Gündeme damga vuran çarpıcı dosya yedinci bölümü ile yayında. İşte PKK'nın üç ve altı günlük bebekleri katlettiği, başlarında marş okudu Milan mezrası katliamı...
SUPERHABER ÖZEL
Siirt ilimizin Eruh ilçesinin Kılıçkaya köyüne bağlı Milan mezrasında, 18 Ağustos 1987 tarihinin gece saatlerinde PKK terör örgütü tarafından gerçekleştirilen katliam, tarihin en büyük vahşet eylemlerinden biriydi. Çoğu bebek, çocuk ve kadın olan 25 vatandaşımız acımasızca katledildi. Teröristlerin katlettikleri arasında 3 ve 6 günlük iki bebek de yer alıyordu. Katliamı yapan teröristler, vatandaşlarımızın cenazelerinin başlarında örgüt marşı okuyarak mezradan ayrıldılar. Bu durum bile katliamı yapanların, emri verenlerin insanlıktan çıkmış caniler olduğunu gösteriyordu.

18 Ağustos 1987 tarihinde, Salı akşamı Milan mezrasında yaşayan vatandaşlarımız, günü bitirmiş, akşam evlerine çekilmişlerdi. Daha üç gün önce köye elektrik gelmişti. İnsanlar buzdolabı almışlar, bu yeni gelişmenin tadını çıkarıyorlardı. Köylerine iki koldan yaklaşık 50 teröristin sızmaya çalıştığından habersizdiler. Baskından hemen önce koruculara “Silahlarınızı bırakmazsanız, kökünüzü kuruturuz” tehditleri savruldu.
Sızmayı başaran teröristler ilk önce köy muhtarı Reşit Beştaş'ın evine yöneldi. Muhtarın evindeki telsizi, jandarma karakoluna haber verilmemesi için imha ettiler. Daha sonra muhtarın evi, teröristlerce roketatar ve otomatik silahlarla tarandı ve ateşe verildi.
Bunlar yaşanırken korucular da karşı ateşe başladı. Çatışma başladığında PKK'lı teröristler, köy korucuları Şakir Sever ve Şükrü Narin ile Ömer Baykara'nın evlerine de saldırmışlardı. Evlere el bombasıyla taarruz etmiş ve yine otomatik silahlarla taramışlardı. Neye uğradığını şaşıran savunmasız insanlar feci şekilde can veriyordu. Evleri ateşe vermişler; rastgele diğer evleri otomatik silahlarla taramışlardı. Katliamdan saatler sonra bile havada yanık kokusu vardı. Bunu bir gün sonra sabah haberi alıp köye ulaşanlar açıklamışlardı.

Teröristler kaçarken, yanan evler de kısa sürede çökmüştü.
Katliamda aralarında üç günlük ve altı günlük iki bebeğin de bulunduğu on dördü kadın ve çocuk olmak üzere, yirmi beş vatandaşımız hayatını kaybetti; üç kişi de yaralandı. Şehit olan yurttaşlarımızın isimleri ve yaşları şöyle: (Ümit Özdağ, “Pusu ve Katliamların Kronolojisi”, Kripto Kitaplar, Birinci Baskı, Ağustos 2009, s. 76)

Halil Baykara (60 yaşında), Ali Sever (65 yaşında), Halit Demir (5 yaşında), Şehriban Beştaş (35 yaşında), Sabriye Beştaş (10 yaşında), Naciye Beştaş (3 yaşında), Fuat Beştaş (7 yaşında), Sabriye Narin (20 yaşında), Behiye Sever (55 yaşında), Şükrü Narin (27 yaşında), Nurcan Baykara (10 yaşında), Muhabbet Demir (50 yaşında), Hamide Beştaş (75 yaşında), Kadriye Beştaş (14 yaşında), Hazine Beştaş (7 yaşında), Hacı Beştaş (12 yaşında), Ömer Baykara (45 yaşında), Halise Narin (4 yaşında), Hediye Narin (5 yaşında), Süleyman Dündar (10 yaşında), Kemal Demir (4 yaşında), Bahar Narin (3 günlük), Hayrettin Seyin (30 yaşında), Şakir Sever (33 yaşında), Zeynep Beştaş (6 günlük)

KATLİAMIN TANIKLARI ANLATTI
Katliamı yaşayanlar, yaşadıkları insanlık trajedisinin şoku altında, gözyaşları içinde, eşkıyaya lanet yağdırarak katliamı anlatmaya çalışmışlardı. Bunlardan birisi baskına şahit olmuş yirmi yaşındaki Hasan Aslan adındaki köylüdür. Hasan Aslan yaşadığı geceyi şöyle anlatmıştır: “Gece geç saatlerdi. Köyümüze yaklaşık elli kişilik silahlı ve bazıları asker üniformalı bir terörist grubu geldi. Bize önce 'Silahlarınızı teslim edin' diye uyarıda bulundular. İstekleri yerine getirilmeyince, otomatik silahlarla ve roketatarlarla ateş açtılar. Silah sesleri üzerine, ben evimizin yakınındaki ağıla girerek saklandım. Bu sırada köyden feryatlar yükselmeye başladı. Silah sesleri, yaklaşık iki saat sürdü. Sonradan öğrendim ki, üç evi yakıp yıkmışlar. Yakınlarımızı katletmişler. Teröristler, iki ay kadar önce köyü basmak istediler. Ancak köy korucuları karşı koyunca, gelemediler. Bunun üzerine bize haber gönderip, 'Köyünüzü yakacağız' tehdidinde bulundular.”

Katliamdan yaralı olarak kurtulan beş yaşındaki Habip Demir adlı çocuk ise, annesinin öldüğünden habersiz düzgün cümlelere aktarıldığında şunları söylemeye çalışıyordu: “Ben evde uyuyordum. Birden silah sesleri gelmeye başladı. Şaşırdık. Evimize açılan ateş sırasında yaralandım. Gözümü açtığımda, kendimi hastanede buldum. Çok korkuyorum. Annemi istiyorum.”
Diğer bir yaralı Halime Narin ise baskın anını şöyle anlatmıştır: "Baskında silah sesleri duyunca, evlerimizden çıkamadık. Saklandık. Pencerelerden ve kapılardan kurşunlar yağmur gibi yağıyordu. Dışarıdan slogan atan teröristlerin sesleri geliyordu. Sağ kurtulduğuma inanamıyorum."
Milan mezrası muhtarı Reşit Beştaş, kanlarının son damlasına kadar eşkıya ile mücadele edeceklerini belirtiyor ve "Teröristler daha önce bizi tehdit ediyorlardı. Olay gecesi Bağgöze Karakolu'na çağrıldım. Sabah eve döndüğümde gördüğüm manzara karşısında yıkıldım" diyor.
Köy korucularından Zübeyir Talu ise baskından saklanarak kurtulduklarını belirtiyor ve şunları anlatıyor: “Muhtar Reşit Beştaş'ın evine gelip telsizi imha ettikten sonra, roketatar ve el bombalarıyla saldırıya geçtiler. Bu sırada muhtar ve çocukları ile korucu Şükrü Narin'in ailesini otomatik silahlarla taradılar. Ben ve yakınlarım evin üst katından ateş açarak alt kattaki ahıra kaçıp, saklandık. Teröristler Kürtçe, Arapça ve bilmediğimiz başka dillerle 'Sonunuz geldi' diye bağırıyorlardı. Yaklaşık iki saat köyde kaldılar. Daha sonra marş söyleyerek köyden ayrıldılar. Ayrılırken, ‘Devletiniz gelsin sizi kurtarsın, silahlarınızla teslim olmazsanız, sonunuz bu olur’ diye bağırıp uzaklaştılar.”

PKK'nın saldırısında dokuz yakınını kaybeden ve mucize eseri kurtulan Hüsnü Beştaş, “Yakınlarımızı öldürdüler, sonra da marş söyleyerek gittiler” diyor ve yaşadığı vahşeti şöyle anlatıyor:
“Evimizde yatıyorduk. Birden silah sesleri gelmeye başladı. Daha sonra kısa süren bir sessizlik oldu. Evimizin etrafını sarmışlardı. Neye uğradığımızı şaşırmıştık. Evimiz ateşler içerisindeydi. Annem, kardeşlerim gözlerimin önünde teker teker öldürüldü. Ben yaralandım. Kımıldamadım. Beni öldü zannettiler. Daha sonra aralarında konuştuklarını duydum; 'Haydi gidelim' dediler. Giderken marşlar, şarkılar söylüyorlardı. Tümü Kürtçe konuşuyordu. Söyledikleri şarkıları, marşları ilk defa duydum. Ne söylediklerini anlamııyordum. Ancak seslerinden kalabalık olduklarını fark ettim. Bu sesleri duyduktan sonra bayılmışım. Gözlerimi burada açtım.”
EŞİ VE İKİ ÇOCUĞUNUN CESEDİNİN ÜZERİNE BENZİN DÖKÜP YAKTILAR
Kanlı baskında korucu olan eşiyle beş ve yedi yaşlarındaki iki çocuğunu kaybeden Zeynep Narin de vahşeti şöyle anlatıyor:
“Gece eşim nöbet yerine gitmişti. Birtakım sesler duyduk. Daha sonra havai fişek attılar. Tam bu sırada birden mezranın dört bir yanından otomatik silahlar ve el bombalarıyla yaylım ateşine tutulduk. Kayınvalidem ve dört çocuğumdan ikisini alarak damdan aşağı atladım ve kaçtım. Çatışma bittikten sonra evimize gittiğimde bölücüler öldürdükleri eşim ve iki çocuğumun cesedini benzin dökerek yakmışlardı. Kocamın cesedinden ise halen dumanlar yükseliyordu.”
Mezrada konuk olarak bulunan Cemal Ekinci de PKK katliamını şöyle anlatmıştır: “Ablamlara misafirliğe gitmiştik. Bulunduğumuz ev iki katlıydı. Bölücü teröristler saldırıya geçince bizi evdeki iki korucu savundu. İki korucu sayesinde bölücüler yanımıza yaklaşamadılar. Korucular olmasaydı, teröristler evde bulunan yirmi dört kişiyi de katledeceklerdi.”
TERÖRİSTLER: SAVAŞTA KADIN DA ÖLÜR ÇOCUK DA
Avrupa'daki PKK örgütü militanlarıyla dönemin haber ajansları röportaj gerçekleştirmiş, teröristler ardı ardına gerçekleştirdikleri kanlı eylemlerden övgüyle söz etmişlerdi. Kundaktaki bebekleri bile öldürdüklerini kabul edip, “Bu bir savaştır. Savaşta kadın da ölür, çocuk da, yaşlı da... Kurşun adres sormaz” diye de eklemişlerdi.
Terör örgütünün yayın organı Serxwebun’un 1987-Ağustos sayısında kundaktaki bebeklerin bile hedef alındığı Milan mezrası katliamı şu sözlerle savunulmuştu: “Eruh’a bağlı Kılıçkaya köyünün Milan mezrası büyük bir ARGK birliği tarafından basılarak denetim altına alındı. Daha önce de birkaç kez uyarılmış olmalarına rağmen, düşmana uşaklıkta kararlı görünen Şakir Sever, Şükrü Narin ve Ömer Baykara adlı hain çeteler, teslim olmayıp karşı koymaya çalışınca, evlerine yönelik saldırı düzenlendi. O alandaki çete grubunun karakol olarak kullandığı bu evlerin tahrip edilmesiyle sonuçlanan saldırıda, 25 çete ve yakını öldürüldü.”
Örgüt propaganda organında, teröristlerin marş söyleyerek mezradan ayrıldığı da belirtildi.
Gözü dönmüş PKK’lı caniler, katliamlarına devam ediyordu.