Namık Tan'a konuş dediler saçmaladı! CHP'nin Dışişleri kurmayı ne İsrail'i ne de PKK'yı anlamış

CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın “Suriye’de SDG bitti” çıkışı siyaset ve güvenlik çevrelerinde tepkiyle karşılandı. Tan’ın açıklamalarının İsrail’in bölgesel hesaplarını ve PKK’nın sahadaki varlığını görmezden geldiği belirtilirken, CHP’nin dış politika kurmaylarının Ortadoğu gerçekliğini okuyamadığı eleştirileri yükseldi.

SuperHaber Mobil
HABERİN DOĞRUSU CEBİNİZDE!

Son dakika gelişmelerini, özel haberleri anlık bildirimle ilk siz öğrenin.

SuperHaber Mobil Uygulaması
Namık Tan'a konuş dediler saçmaladı! CHP'nin Dışişleri kurmayı ne İsrail'i ne de PKK'yı anlamış

CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın sosyal medya hesabından yaptığı uzun açıklama, Suriye sahasındaki güç dengelerini basite indirgediği gerekçesiyle eleştirildi. Tan’ın, “Suriye’de artık SDG yok” ifadeleri, bölgede yaşanan askeri ve siyasi dönüşümü tek boyutlu okumakla suçlandı.

ABD’nin taktiksel pozisyon değişikliğini, SDG’nin tamamen tasfiye edilmesi olarak yorumlayan Tan’ın yaklaşımının, sahadaki gerçeklerle örtüşmediği belirtiliyor. Uzmanlara göre SDG’nin zayıflaması, yapının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

DEAŞ GİTTİ, PKK GİTMEDİ

Namık Tan’ın “Esad devrilip DEAŞ ortadan kalkınca ABD’nin SDG’ye ihtiyacı kalmadı” sözleri ise en çok tepki çeken başlıklardan biri oldu. Güvenlik çevreleri, DEAŞ tehdidinin azalmasının PKK/YPG yapılanmasının meşruiyet krizini ortadan kaldırmadığını vurguluyor.

Aksine, PKK’nın Suriye kolunun farklı isim ve formatlarla varlığını sürdürdüğü, Batı tarafından “yerel aktör” kisvesiyle korunmaya devam ettiği ifade ediliyor. Bu tabloya rağmen Tan’ın “24 saatte SDG bitti” iddiası, “fazla iyimser” bulunuyor.

İSRAİL FAKTÖRÜ YOK SAYILDI

Namık Tan’ın açıklamalarında İsrail’in Suriye’nin kuzeydoğusuna ilişkin uzun vadeli stratejik hesaplarına tek bir cümleyle bile değinilmemesi dikkat çekti. Oysa Tel Aviv’in, Suriye’nin parçalı yapısını kendi güvenlik doktrini açısından kritik gördüğü biliniyor.

Analistlere göre, İsrail’in İran’ı çevreleme stratejisinde etnik ve mezhepsel fay hatları temel araçlardan biri olmaya devam ediyor. Bu gerçeklik yok sayılarak yapılan her okuma, dış politikada ciddi zaaflar barındırıyor.

“KOMÜNALİZM” ELEŞTİRİSİ KÜRT GERÇEĞİNİ BASİTLEŞTİRİYOR

Tan’ın “komünalizm” eleştirisi ve Fransa modeli yurttaşlık vurgusu, teorik olarak tutarlı görünse de Ortadoğu’nun fiili koşullarıyla örtüşmediği gerekçesiyle eleştiriliyor.

Suriye’de Kürtlerin yaşadığı bölgelerin tarihsel ve sosyolojik arka planını yalnızca “göç etmiş aşiretler” söylemiyle açıklamak, bölgedeki çok katmanlı kimlik meselesini basitleştirmek olarak değerlendiriliyor.

CHP’NİN DIŞ POLİTİKA ÇİZGİSİ BELİRSİZ

Namık Tan’ın açıklamaları, CHP’nin dış politika perspektifinin netliği konusunda da soru işaretleri yarattı. “Laik Cumhuriyet” vurgusu güçlü olsa da, sahadaki güç ilişkileri, terör örgütlerinin dönüşen yapıları ve küresel aktörlerin hesapları yeterince hesaba katılmadı.

Eleştirmenlere göre CHP’nin dış politika kurmayları, masa başı idealizmle sahadaki reel politiği birbirine karıştırıyor.

PKK GERÇEĞİ GÖRÜLMEDEN GÜVENLİK KUŞAĞI OLMAZ

“Sınır ötesi Kürtler Türkiye için kendiliğinden güvenlik kuşağı olur” yaklaşımı ise en fazla tartışma yaratan cümlelerden biri oldu. Güvenlik uzmanları, silahlı örgütlerin tasfiye edilmediği bir coğrafyada “kendiliğinden güvenlik” söyleminin gerçekçi olmadığını vurguluyor.

KAYNAK: HABER MERKEZİ