Mehmet Küpeli'den Almanya Dışişleri Bakanı'na zor sorular...
Türkiye ile Almanya arasında son dönemde gerilen ilişkiler, iki ülke arasında ipleri kopma noktasına getirdi. Tüm bu yaşananlar üzerine Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier, kritik temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya geldi. Bugün başkentte ağırlanacak olan Bakan Steinmeier'e Mehmet Küpeli'nin de yönelttiği bir kaç soru var... İşte Küpeli'nin o yazısı...
Avusturya'ya selam ve bir çift sözümüz.....
Entegrasyon, odağında insan olduğu zaman ya da söz konusu insan olduğunda tartışmalı bir kavramdır.
Tartışmalı olmasının sebebi bu kavrama insan üzerinden yaklaştığın zamandır.
Çünkü entegrasyonu, yüzde yüz eşyada elde edebilirsiniz ama insan söz konusu olduğu zaman bu kavram niyetler ne kadar iyi olursa olsun bize arzu edilen sonuçları hiçbir zaman vermeyecektir.
Ancak insanların zihin ve hayal dünyalarına daha fıtri (yaratılışa uygun) yaklaşarak, örneğin insanlar dünyaya gelmiş olmakla ya da dünyaya doğmakla tabi bir entegrasyonun içindedirler zaten.
Ama bu kavramı hak ettiği değerden daha fazlasını yüklerseniz muhataplarına şunu demek istemiş oluyorsunuz "Sen farklısın, diğerine uyman gerekiyor, diğeri gibi olman gerekiyor".
Oysa yaratılış itibarıyla her şeyden önce farklı yaratıldık. Bu farklılıklarımızı insanlığın bir değeri ve zenginliği olarak görmemiz lazım. Bazen iyi niyetler ürettiğimiz kavramlar etrafında insanları yönlendirmeye çalışmak ve bu kavramları olmazsa olmaz gibi sunmak, elde edilmek istenen neticeleri doğurmayacağı gibi ayrışmaları daha da arttırır.
Tekrar etmek isterim ki, dünyaya gelmiş olmak başlı başına bir entegrasyondur. Ülkeler, sınırlar bunlar suni ve hiç de insan fıtratına uygun şeyler değil. Fıtratımıza uygun olmayan yürürlükte olan sistemler, kavramlar ve prensiplerle karşı karşıyayız. Bunlarla birlikte yaşamayı becerebilmeliyiz.
Özetle entegrasyon bazen, bizzat ötekileştirmeye sebep olur.
NEDEN AVUSTURYA’DA YAŞAYAN TÜRKLER (ERDOĞAN’I SEVİYOR) TÜRKİYE SİYASETİNE AŞIRI İLGİ DUYUYOR?
Evvela ilginin, ilgilenmenin, duyarlı olmanın insani ve doğru bir şey olduğunu kabul edelim. O halde bu insanların ilgi ve alakalarını aynı oranda neden Avusturya siyasetine, politikasına yönlendirmeme sebeplerini kendimizde aramamız gerekmiyor mu?
Ama hepimiz biliyoruz ki insanların ilgi ve alakaları birden fazla şeye olabilir, bu mümkün. Bence etkin siyaset ve sivil toplum örgütleri tarafsız, objektif davranmadılar. Yani özellikle Türk toplumu arasında ayrıştırma körüklendi. Avusturya’da bir kısım medya, siyaset ve sivil toplum örgütleri Avusturya’da yaşayan Türkler arasında beyanatlarıyla, sözleriyle, faaliyetleriyle ayrıştırma faaliyetinde bulunuyorlar.
Durum bu olunca Türkiye siyasetine aşırı ilgili duyanların sanki Avusturya’ya ve Avusturyalılara karşıymış gibi bir algı oluşturuluyor. Oysa böyle bir şey kesinlikle yok.
Size bir öneride bulunmak istiyorum. Örneğin şu anda mevcut Türkiye siyasetine, politikasına ilgi duyan kişiler, dernekler ve gruplar üzerinden bir araştırma yapılsın, İddia ediyorum ki çıkacak olan sonuç bu kesimin gerek entegrasyon açısından gerek yasalara bağlılık açısından ve topluma her türlü fayda açısından oranı çok yüksek olduğu görülecektir.
Özetle Avusturya’da etkili ve yetkili tüm kişi ve kurumlar objektif olmalı, iyi bir şahitlik örneği sergilemeli. Aksi takdirde Türkiye merkezli politikalarda tarafsız ve objektif olunmazsa burada yaşayan büyük kitlenin Türkiye politikasına ilgisi olması gerekenden daha aşırı olacaktır.
ALMAN BAKAN'A BİR ÇİFT SÖZ
Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’in ziyareti üzerine sayın Bakan'a bir çift sözüm olacak.
Sayın Bakan, 15 Temmuz’da bu ülkede yaşanan Cumhurbaşkanı'na suikast girişimini, yüzlerce şehidi, binlerce yaralıyı ve ülkenin başkentinde yaşananları muhtemelen meslektaşınız Ankara'da size anlatacak.
Bütün bunların olduğu bu ülkede, 1 ay boyunca tüm ülkede milyonlarca insan sokaklarda demokrasi nöbeti tuttu ve bir tek polisiye olay olmadı.

Bu örgütün müntesiplerine bu halk bir fiske dahi vurmadı. Suikastçılar 10 gün sonra yakalandıklarında sadece adalete teslim edildiler.
Şimdi size soruyorum; 50 yıldır ülkenizde faaliyet gösteren dini dernekler ve oraların müdavimi olan Türkler arasında suç 10.000/1 bile değilken, onlara karşı ülkenizdeki gelişmeler sizi kaygılandırmıyor mu?
Arka çıktığınız PKK'nın aynı zamanda uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, karapara aklama, suikast, silah ticareti yapıyor olmasına rağmen, bunların Almanya’daki faaliyetleri sizi rahatsız etmiyor mu?
Neyse söyleyecek çok şey var da, misafirsiniz sizi üzmeyelim...