Kimler oruç tutamaz? Ramazan ayında oruç tutması riskli gruplar
Ramazan ayında oruç ibadeti birçok kişi için manevi bir anlam taşısa da bazı hastalıklar ve hamilelik gibi özel durumlarda ciddi sağlık riskleri oluşturabiliyor. Kronik rahatsızlığı bulunanlar, düzenli ilaç kullananlar, hamileler ve emziren anneler için uzun süreli açlık önemli riskler barındırıyor. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin doktor görüşü almadan oruç tutmaması gerekiyor. İşte oruç tutması sakıncalı görülen gruplar…
Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluk, sağlıklı bireyler tarafından tolere edilebilirken bazı kişiler için hayati risk oluşturabiliyor. Özellikle kronik hastalığı bulunanlar, düzenli ilaç kullananlar, bağışıklık sistemi zayıf olanlar ve uzun süre aç ya da susuz kalamayan bireyler için oruç sakıncalı görülebiliyor. Oruç tutmak isteyen risk grubundaki kişilerin ise bu süreci mutlaka doktor kontrolünde planlaması gerekiyor.
Ramazan ayında oruç tutmaması önerilen risk grupları şu şekildedir:
Diyabet (Şeker) hastalığı olanlar: Özellikle belli saatlerde insülin alması gereken diyabet hastaları. Hiperglisemi (şekerin aşırı yükselmesi) veya hipoglisemi (şekerin çok fazla düşmesi) gibi durumlar nedeniyle komaya girebilirler. Bu hastalar zaten kan şekerlerini belli bir düzeyde tutabilmek için uğraş vermektedirler. Çok uzun saatler aç kalmak ve ilaçların saatlerini kaçırmak bu hastalar için ciddi bir risk oluşturmaktadır. Ancak sahur ve iftarda dengeli bir beslenme programı uygulandığında, doktor kontrolünde oruç tutabilen şeker hastaları da vardır.
Tansiyon ve kalp hastaları: Tansiyon ve kalp hastaları da oruç tutmaması önerilen risk grubu içinde yer alır. Bu kişilerin düzenli ilaç kullanması ve dengeli beslenmesi gerektiği için Ramazan ayında oruç tutması sakıncalı olarak değerlendirilir. Ancak buradaki kıstas yine doktor tavsiyesidir.
Vücut direnci düşük ve aşırı zayıf kişiler: Bağışıklık sistemi düşük olan ve aşırı zayıf kişilerin de uzun süre aç ve susuz kalması tavsiye edilmez. Uzun süre aç ve susuz kalmak bu kişileri hastalıklara daha açık hale getirirken aynı zamanda bayılma riski de doğurabilmektedir. Bu kişiler doktor tavsiyesiyle ilerlemelilerdir.

Kalp, akciğer, karaciğer, böbrek hastalıkları olanlar: Bu organlardaki hastalıklar nedeniyle düzenli olarak ilaç alması gereken hastaların da oruç tutmaları tavsiye edilmez. Saydığımız organlar hayati organlar olup bunların görevlerini yeterince yapamadığı durumlarda hayati tehlikeler ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu tarz hastalıkları olan bireyler doktora danışmadan oruç tutmamalılardır.
Mide hastalığı olanlar: Ülser, gastrit, reflü gibi mide rahatsızlıkları olanlar uzun süreli açlık periyotundan çok fazla etkilenirler. Hastalıkları ilerler, şikayetleri artar. Bazılarında mide delinmesine kadar varabilen hayati durumlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle mide şikayeti olanların oruç tutmadan önce doktorlarına danışmalılardır.
Barsak hastalığı olanlar: Pek çok barsak hastalığında (iltihabi barsak hastalıkları, divertiküller, polipler, ciddi hazımsızlık gibi) şikayetlerin başlaması ve şiddeti yenilen yemeklerle çok yakından alakalıdır. Barsak alınan gıdaların emildiği yerdir, barsaklarda bir problem varsa hasta yemek yese dahi bundan yeterince faydalanamaz. Bu nedenle barsaklarında problem olan birinin oruç tutması sakıncalı olabilir bu sebeple doktora danışmalılardır.
Safra kesesinde taşı olanlar: Pankreas rahatsızlığı olanlar da uzun süre açlık ve sonra yemek yeme durumundan olumsuz etkilenirler. Bu sebeple hastalık durumuna göre doktora danışarak oruç tutmaları en sağlıklı seçenektir.
Ameliyat olmuş hastalar: Her türlü ameliyattan sonra vücut o bölgede ciddi bir yara iyileşmesi mücadelesi vermektedir. Tabii ki ameliyat edilen organ ve ameliyatın büyüklüğü bunda etkilidir. Özellikle sindirim sistemi ameliyatı geçiren hastaların oruç tutmaları kesinlikle risklidir.

Kanser hastaları, kemoterapi, radyoterapi alan hastalar: Bu hastalarda zaten ciddi bir beslenme bozukluğu vardır, hasta halsiz, iştahsız ve zayıftır, uzun süre aç kalmaya asla tahammül gösteremez. Kemoterapi ilaçlarının keza ışın tedavisinin de çok ciddi yan tesirleri olabilir. Bu nedenle bu tip tedavi altında olan hastaların kesinlikle oruç tutmamaları gerekir.
Epilepsi, Alzheimer, Parkinson gibi nörolojik rahatsızlıkları olanlar: Hem bu hastalar belirli aralıklarla ilaçlarını almalıdırlar hem de yaşamlarındaki küçük değişiklikler bile hastalığın şiddetini arttırabilir. Bu sebeple oruç tutmaları oldukça risklidir.
Hamileler: Hamileyken oruç tutulması bebeğin gelişimi için risk oluşturabileceğinden tavsiye edilmez. Bununla birlikte hamilelikte oruç tutulursa bebeğin erken ve düşük kiloda doğma riski söz konusu olabilir.

Emziren anneler: Lohusalık dönemi de hamilelik gibi özellik gösteren bir dönemdir. Bu dönemde bebeğin en önemli besin kaynağı anne sütüdür. Anne sütünün yeteri miktarda ve kalitede üretilebilmesi için annenin dengeli beslenmesi şarttır, dolayısı ile süt veren annenin oruç tutması doğru değildir.
Belli bir yaşın altındaki çocuklar: Genel olarak ergenlik yaşına kadar çocukları oruç tutmaları gelişimleri için uygun değildir. Özellikle 10 yaşın altında uzun süre açlık ve susuzluktan organizma çok daha fazla etkilenmektedir. Bu nedenle erken çocukluk döneminde oruç için ısrarlı olmak uygun değildir.
Psikiyatrik tedavi görenler: Sağlık sadece fiziki değil aynı zamanda ruhsal bir iyilik halidir. Oruç ta organizma az veya çok bir stres altındadır. Bu nedenle bazı hastalıkların şiddetinde artma ve alevlenmeler olabilir. Bu nedenle değişik nedenlerle psikiyatrik tedavi gören hastaların da oruç tutmaları önerilmez.