Kılıçdaroğlu'ndan Temelli'nin ittifak sözlerine ilginç cevap!
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, NTV canlı yayınında Ahmed Arpat ve Seda Öğretir'in sorularını yanıtladı.
İşte Kılıçdaroğlu'na yöneltilen sorular ve yanıtları...
İktidarla tartışmak yerine biz kendi gündemimizi yaratacağız demiştiniz ama bazen Türkiye’nin, bazen dünyanın gündemi buna çok izin vermeyebiliyor. Örneğin Yeni Zelanda’daki terör saldırısından sonra yaptığınız bir açıklama iktidar cenahı tarafından sert eleştirildi. Tam olarak, ‘İslam dünyasından kaynaklanan terör bütün dünyada farkı yorumlara yol açtı. İslam dünyasının da oturup düşünmesi gerekiyor neden benim ülkemde terör var’ demiştiniz.
KEMAL KILIÇDAROĞLU: O açıklamanın bir öncesini de okuyabilir misiniz? O bir bütün. Yeni Zelanda’daki terör olayını kınadım. Kınanması gerekiyor, lanetlenmesi gerekiyor. Sadece İslam dünyasının değil Hristiyan dünyasının da lanetlemesi gerekiyor. Asıl olan bu teröristin yetiştiği atmosferin nasıl oluştuğuna bakmak lazım. Bir makinalı terörist içeriye giriyor. Önceden programlı, kameraya alıyor bütün dünyanın izlemesini istiyor vesaire. Batısı, doğusu İslam, Hristiyan dünyası neyse dikkate alarak bu atmosferin önlenmesi için ortak çaba harcamak durumundayız. Bu söyleniyor. Oradan bir cümle çıkarıyor Erdoğan işte Kılıçdaroğlu şunu şunu söyledi diye. Eğer yayınlayacaksanız orada benim konuşmamın tamamını yayınlamıyorsunuz. 5 dakika bile sürmüyor.
Hollanda’da da 3 kişi öldürüldü ve fail bir Türk. Az önce Yeni Zelanda’ya yanıt verirken bu olayla birlikte değerlendirmek ister misiniz?
KEMAL KILIÇDAROĞLU: Terör nereden ve kimden gelirse gelsin karşı çıkmak zorundayız. Teröristin şu ülkenin veya bu ülkenin vatandaşı olmasının hiçbir önemi yoktur. Yaptığı eylem bütün dünyanın ortaklaşa karşı çıkması gereken bir durumdur. İnsanlık suçudur. Benim üzerinde durduğum konu bu teröristleri yetiştiren ortamı yok etmemiz lazım. Bu ortamı yok etmek için dünyanın bütün politikacılarını, kanaat önderlerinin, düşünce insanlarının ırk temelli, inanç temelli nefret dili konuşmamaları gerekiyor. Eğer nefret söylemi politikacılar arasında yaygınlaşırsa terör çıkacaktır, teröristler masum insanları katledecektir. Hollanda’da ölenlere Allah’tan rahmet diliyoruz, yaralılara ki ağır yaralılar da var şifa diliyoruz. Ama bu yetmiyor benzer olayların bir daha olmamasını sağlayabileceğimiz gerekirse uluslararası oturup düşünülmesi lazım bunun. Birleşmiş Milletler’in gerekirse bu nefret dili konusunda daha ciddi çalışmalar yapması gerekiyor. Bunu kendi politikanızın parçası haline dönüştürürseniz engelleyemezsiniz giderek artar.
HDP eş başkanı Sezai Temelli’nin açıklamaları var. Gizli bir ittifakın gün yüzüne çıkması şeklinde değerlendiriyor iktidar veya Cumhur İttifakı cephesi diyelim. Siz sayın Temelli’nin o açıklamalarını duyduğunuz an ne hissettiniz?
KEMAL KILIÇDAROĞLU: Açıklamalarını dinlemedim ama okudum gazetelerden. Bir siyasi partinin eş genel başkanı açıklama yapmış bu bizi pek fazla ilgilendirmez. Ama biz meydanlara çıkıyoruz, kanaat önderleri ile toplantı yapıyoruz, STK’larla toplantı yapıyoruz her seçmenin oyunu istiyoruz biz. Sadece ben istemiyorum diğer partiler de istiyorlar. O nedenle biz sandıkta ittifak dedik. En çok ben seçim meydanlarında AK Partili seçmenlere ve milliyetçi seçmenlere hitap ediyorum. Onlara çağrı yapıyorum. Ayrıca hiçbir vatandaşın oyu bir partinin siyasi ipoteği altında değildir. Cumhuriyet Halk Partisi oy kullanacak olan her vatandaşın oyuna taliptir. Şu sorunun cevabını almak isterim mesela, hükümet vergi alırken vatandaşlar arasında ayrım yapıyor mu? Sen vergi vereceksin sen vergi vermeyeceksin. Kimliğin veya inancın bu olduğu için senden vergi almayacağım ama senden daha fazla vergi alacağım. Herkes vergi veriyor ve herkes oy kullanacak. Bir siyasi partide herkesin oyuna taliptir. Etnik kimlik üzerinden bir siyaset güdülüyorsa, Kürtlerin oyu kabul edilemez, tamamı teröristtir diye söylüyorsa Erdoğan ülkesine ihanet ediyor demektir. 82 milyon insan bir arada huzur içinde yaşamak istiyoruz. Bizim ülkemizde her kimlikten insan var. Bayrağıma, vatanına bağlıysa benim başımın üstünde yeri vardır.
Cumhurbaşkanının mitinglerinde gösterilen bir görüntü de Antalya Kepez Belediye Meclisi üyesi adayınız Abdülbaki Karaağaç. Daha önce BDP il başkanlığı yapmış. Bunu da Cumhurbaşkanı mitinglerinde gösteriyor.
KEMAL KILIÇDAROĞLU: Belediye meclis üyemizmiş galiba Antalya’da olabilir Cumhuriyet Halk Partisi’ne gelmiştir. Vatan haini mi bu? Eğer teröristse tutuklasınlar. Bir insanı suçlamak, suçlu ilan etmek benim bildiğm tün dünyada hakimler karar verir. Ona bakarsanız kendisinin belediye başkanı adayı doğuda ismini vermek istemiyorum çünkü kimseyi suçlamak istemem. Kardeşi, yeğeni bilmem ne yapmış ama insanları bu kadar karalamak yazıktır. Adamın belki o işlerle hiç ilgisi yoktur. Amcası, babası yapabilir, yeğeni yapabilir adam masum bir insandır. Bu adam suçluysa bu ülkenin sözde adaleti var, savcısı var, emniyeti var, istihbaratı var milli istihbaratı var. Bu adam elini kolunu sallayarak geziyor. Yere yatırıp testere ile keselim mi bu adamı? Adam gelmiş ben Cumhuriyet Halk Partisi’nde hizmet etmek istiyorum diyor.
Cumhur İttifakı Cumhuriyet Halk Partisi HDP ile iş birliği yapıyor. Siz bir işbirliğimiz yok diyorsunuz. Ama ortada ciddi bir destek açıklaması da var. Sanki tek taraflı bir iş birliği beyanı gibi de okunabilir. HDP’nin desteği bu açıklamalar sizin için bir sıkıntı mıdır?
KEMAL KILIÇDAROĞLU: Erdoğan da bir açıklama yapsa çok memnun olurum. İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’na destek veririz açıklaması yaparsa çok memnun olurum. Sayın Bahçeli Ankara’da Mansur Yavaş’a her türlü desteği vereceğiz dese çok memnun olurum. Biz herkesin oyuna talibiz. Seçme seçilme hakkına sahip olan birisi seçim listelerinde YSK tarafından adı yazılı birisi gelecek Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy verecek ben ‘sen bana oy veremezsin’ diyeceğim. Niçin, o seni suçladı.
Mansur Yavaş’ın hakkındaki iddialarla devam etmek isterim. Siz Mansur Yavaş ismini belirlerken bu iddiaları biliyor muydunuz?
KEMAL KILIÇDAROĞLU: Bunlar uzun süredir sağda solda yazılıp duruyordu kimsenin ciddiye aldığı da yoktu. Kalktı acaba Mansur Yavaş’ın önünü nasıl keseriz diye AK Parti sözcüsü Ömer Çelik açıklama yaptı. Bütün televizyon kanalları bunu canlı verdiler. Saygın bir iş adamı bu iddialarda bulunuyor diye. Ertesi gün Mansur Yavaş kendisini aradım ‘basın toplantısı yapacağım’ dedi. Ertesi gün o saygın kanalların hiç birisi Mansur Yavaş’ı canlı vermedi. İktidardan mı korkuyorlar? İddia elbette haber ama o iddianın cevabı var. Sonra o saygın dedikleri iş adamının çocuk tacizcisi olduğu, şizofren olduğu çıktı ortaya. Şimdi kalkıyorlar duvarlara Kürtçe sloganlar yazıyorlar. Yazanların kimliklerini tespit ettik. AK Partililer. Mansur Yavaş’a oy vermesinler diye algıyı değiştirmek için. Rekabetse rekabet. Ankara’ya nasıl hizmete edeceğinizi anlatırsınız vatandaş oy verir veya vermez. Arkadan dolanıp çelme takmak, ahlaki kuralları bir tarafa atıp ahlaksız bazı söylemler, eylemler yapmak siyasetin gündeminde olmamalı. Siyaseti kirletiyor.
Mansur Yavaş ile iglili birkaç noktadan eleştiriler iletiyorlar iktidar cenahı tarafından. Hakkında bir takım iddialar olan işadamından bahsediyoruz.
KEMAL KILIÇDAROĞLU: Saygın işadamı dedikleri ertesi gün çocuk tacizcisi çıkınca biz onun nasıl bir insan olduğu bilmiyorduk o Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorunudur dediler. Sizin sorununuz dile getiren sizsiniz, adamı yücelten, baş tacı eden sizsiniz. Sen koskoca partinin parti sözcüsüsün sen bunu bilmeden oturup araştırmadan nasıl bir insanı suçlarsın.
‘Böyle insanla neden ilişki kurdu sayın Mansur Yavaş’ diye bir soru yöneltiyor iktidar sözcüleri ve 600 bin dolarlık bir senet sahte imzalı. 600 bin dolarlık nasıl bir iş ilişkisi içine girdiğiniz bu isimle soruları var. Bu soruları siz sayın Yavaş’a sordunuz mu?
KEMAL KILIÇDAROĞLU: Ciddiye almadığım için sormadım. Ben sizinle her an bir ilişkiye geçebilirim. Bir mektup yazarım diye yarın birisi gelir, ‘bu adam niye sana mektup yazdı ne ilişkin var’ diyebilir. Avukatlık ilişkileri hele daha başkadır. Birisinin davasını üstlenirsiniz o dava başka kişilerle de ilişkili olabilir. Bir mal alıp verme işi değildir. Davanın içinde kaç tane fail vardır, kaç kişidir bunlar neyin nesidir bunlar oturulup bakılır. Yargının önüne gider karar neyse verilir.
Bazı mesajlaşmalar da var Özhaseki gündeme getirmişti. O mesajları bilmiyorum gördünüz mü tehdit ve şantaj içerdiğine dair söylemler var.
KEMAL KILIÇDAROĞLU: Onları bilmiyorum. Ama buyur gel dedi, ‘Cumhurbaşkanı’ndan izin alırsam çıkarım’ dedi. Sen Ankara’yı nasıl yöneteceksin. Televizyon açıkıp konuşmak için birilerinden izin alıyorsan sen Ankara’yı yönetemezsin zaten. Ankara’yı da bilmiyor zaten.