Kanada’da gerçekleşen saldırı ve Orta Doğu’da olanlar
Yazımı yazmaya başladığım anlarda Kanada’dan gelen bir haber ile sarsıldım. Kanada’nın Quebec şehrinde yatsı namazı için camide bulunan Müslümanların arasına 3 kişi olduğu tahmin edilen “teröristlerce” canice bir saldırı gerçekleştirdi. 5 Müslüman şehit oldu. Aynı camiye geçen yıl kesik bir domuz başı ile birlikte “afiyet olsun” notu bırakıldığı tespit edildi. Muhtemelen bölgedeki ırkçılar tarafından mimlenmiş ve uzun zamandır hedef olarak seçilmiş planlı bir saldırı.
Henüz Kanada Başbakanı’nın mülteciler hakkında yaptığı olumlu açıklama üzerinden bir gün dahi geçmeden böyle bir saldırının gerçekleşmesi Amerika kıtasında hatta genel Batı dünyasında “Müslümanlara karşı planlanan bir şeyler mi var?” şüphesinin güçlenmesine neden oluyor.
Özellikle Trump’ın; Irak, Suriye, İran, Libya, Somali, Sudan ve Yemen’e karşı yapmak istediği yaptırımların toplumsal bir tepki ile karşılaşması insanlık adına umut verici olsa da belirgin bir kutuplaşmanın başladığının habercisi niteliğinde.
Bir önceki yazımda, ABD’nin FETÖ’sü olan küresel sermaye çetesinin, Renkli Devrimler, Arap Baharı, Gezi Olayları gibi toplumsal hareketleri organize ederek büyük tecrübeler kazandığından bahsetmiştim.
Amerikalıların bu zamana kadar konforlu evlerinden izleyip destek verdiği “toplumsal kalkışma” silahı artık kendilerine dönmüş durumda. Bu her ne kadar bizim için heyecan verici olsa da, hareket cephesinin başında MÜSLÜMANLARIN kullanılma ihtimali olduğunu artık daha net görebiliyoruz.
Türkiye olarak Müslüman dünyasına karşı, tuzağa düşmemeleri için önderlik etme görevimizin bilincinde olmalıyız. Çünkü küresel sermaye çetesinin her türlü saldırısına karşı koymuş, başarmış, kahramanca savaşmış bir milletiz. Şanlı 15 Temmuz direnişi ve mücadelesi bu önderliğin mührüdür.
Gerekirse Amerikalı Müslümanların bu çete tarafından ne gibi bir tehlikeye atılabileceklerini anlatmak için kolları sıvalamalıyız. Bunun için TRT World gibi uluslararası yayın yapan kuruluşlarımıza, gazetecilere ve politikacılarımıza büyük iş düşüyor.
ORTA DOĞU’DA OYUNU DEĞİŞTİREN HAMLE: FIRAT KALKANI
Trump ve ekibinin İran ile Obama tarafından inşa edilmiş tüm köprüleri bir anda yıkması, Orta Doğu’da izleyeceği yolun gidişatı yönünde ipuçları taşıyor. Kimilerinin büyük umut bağladığı “Şii Hilali” başlamadan biten bir rüya gibi, yok olmaya mahkum olmuş durumda.
Bunun en büyük sebebi ise Türkiye’nin Fırat Kalkanı ile sağladığı büyük başarı. Neden mi? Sıralayalım;
-Operasyonun amacı neydi?
Operasyonun amacı El Bab’ı almak değildi. PYD’nin kurmayı hayal ettiği federasyona engel olmaktı. Ve bu başarıldı.
-Yeni oluşacak masada yer almaktı.
Astana’da Rusya ile birlikte elinde güçlü kartlar olan tek ülke Türkiye’ydi. Başarıldı.
İran masada bulunmak için 1000’den fazla Şii militanını bölgede kaybetti. Ama Türkiye’nin zekice konumlandırmasından dolayı hepsi boşa gitti. Etkisizdi.
-Uçuşa Yasak Bölgeyi sağlamaktı.
Trump daha ilk haftasında bu projeyi desteklediğini açıkladı. Eğer Suriye’ye girmeseydik muhtemelen bu proje PYD üzerinden ilerleyecekti. Artık Türkiye üzerinden ilerleyecek.
Türk ordusu beceri açısından en iyi kara birliklerine sahip olduğunu coğrafyaya ve tüm dünyaya tekrar hatırlattı. 5 yıldır IŞİD’in elinde olan, sınırsız silah depolanan en önemli ikinci merkezi durumundaki El Bab’da adeta destan yazıldı. Etkisizleştirildi. Unutmayın, Amerikalı askerlerin sahaya inmekten dahi korktuğu bir yerden bahsediyoruz!
Şimdi sıra Amerika’da. Türkiye’siz bir planın bölgede işlemeyeceğini kanıtlarıyla gördüler. Bu konuda akıllı davranmaları şimdiden sarsıntıya ve eleştiri bombardımanına uğrayan hükümetlerinin geleceği açısından menfaatlerine olacaktır.