Kadın olmanın en ağır hali!

Sevda Noyan

Sevda Noyan

Namus kavramı sadece kadınlar üzerinden algılandığı sürece bu faciaların önüne nasıl geçilecek?... Haberleri izlemeyi, gazeteleri okumaya kalbim artık kaldırmıyor... Bu kadar vahşeti, sevgisizliği, düşmanlığı nasıl izah edebiliriz ki? Yılın ilk yedi ayında ülkemizde 285 kadın öldürülmüş, erkekler tarafından, üstelik kadınlar tarafından yetiştirmiş erkekler tarafından... Bu ne acayip bir durum...

Bu durumu açıklamaya ne sosyologların, ne psikologların ne de çok bilmişlerin gücü yetmez... Kapitalist zihniyetin en facia sonuçlarını yaşıyoruz her gün... Tüket tüket ille de tüket mesajları saldırısı altında kalmış olan insan en nihayet kendini de tüketme yoluna çoktan girdi...

İnsan denilen canlının en önemli varlık güvencesi olan aidiyet duygusunun suyu bu kadar acımasızca çıkarılmışken, aile olmanın ana ekseni kaybolmuş, yerini sanal ortamlar almışken, neyi, nasıl konuşacağız?

Konuşmaya nereden başlıyacağız?

Dağılmış, parçalanmış, örselenmiş, yok edilmiş aile ve toplumsal değerler, gelenekler yerini saçmalıklara, içerisi boşaltılmış sanal ortamlara, sözde özgürlük adına rezilliklere bırakmış gidiyor...

İnsan denilen canlı, bir şekilde gücü kime yetiyorsa önce ondan başlıyor sömürmeye, ezmeye, tüketmeye ve sonunda kendini tüketiyor hunharca...

Yazık çok yazık şu üç günlük dünyada ne acılar yaşanıyor yok yere...

Kadın olmak diye başlayan binlerce yazı yazılıyor, okunuyor, konuşuluyor... Bu eylemlerin hiç bir anlamı olmadığını hala anlamayacak besbelli, o eylemin sahipleri...

Yazdığım bu kocaman paragrafın özeti ise şu cümle... Kim olursan ol, ahlaklı insan yetiştirme mücadelesi ver ki, o yetiştirdiğimiz insanlar, sevince güzel sevsin, sevdiğini korusun, kollasın, aile olmanın değerini bilsin, bu üç günlük dünyayı hem kendine hem birlikte olduğu kişilere cennet eylesin... Bir kişiyi öldürmenin dünyayı öldürmek olduğunu bilsin...

CEHENNEMİN DİBİNDE YANIN ORMANLARI YAKAN PKKLILAR....

18 Ağustos günü İzmir'e bağlı Menderes ilçesinin Gümüldür mahalesinde çıkan yakın bizim yazları yaşadığımız köyümüze 5 km mesafedeydi... Hain pkklıların çıkardığı orman yangını bize kaygı ve üzüntü dolu iki gün yaşattı... Yangının söndürülmesiyle kaygımız son buldu ama velakin üzüntümüz hala sürüyor... Bu nasıl bir hainlik ve düşmanlık... Hadi bu ülke insanına düşmansın ya hayvanlardan ne istiyorsun... Gözünüzü kırpmadan binlerce hektar ormanı yaktınız gerçekten anlamakta çok zorlanıyorum... Elimden bed dua etme hakkımı kullanmaktan başka bir şey gelmiyor... İnşallah cehennemin en dibinde yanarsınız....

HACİRE AKAR'IN MUHTEŞEM MÜCADELESİ VE EVLATLARINI DAĞA KURBAN VEREN ANNELER...

Diyarbakır'da Hdp'lilerce dağa kaçırılan oğlu Mehmet Akar için dört gün boyunca hdp Diyarbakır il başkanlığı önünde mücadele eden Hacire Akar sonunda oğluna kavuştu... Bu mücadele hikayesini gözyaşları ile izlerken çok eskilere gittim... Yıllar önce Gaziantep'te, iki delikanlı oğlunu pkkya kaptırmış olan bir anne ile yaptığımız duygu dolu sohbet aklıma geldi... Zehra annenin dört oğlu ve iki kızı vardı... Yokluk içinde onları iyi bir şekilde yetiştirme ve eğitim almalarını sağlama mücadelesi içindeyken malesef ortanca oğlunu bir arkadaşı aracılığı ile dağa kaptırmış... Öyle dedi bana Zehra anne " sanki dağ kocaman bir ejderha Sevda hanım ve bizim çocuklarımızı yiyip bitiriyor, doymak bilmiyor... Ahmed'imin kanına girmiş okulda arkadaşı, ne dediysem vazgeçiremedim, ağladım sızladım hatta babası tehtid etti bile etti... Malesef göz göre göre elimizden kaçırdık, bir sabah okula gidiyorum diye çıktı ve geri dönmedi... Mahvolduk hepimiz... Altı ay haber alamadık, gözümde yaş kalmadı ağlamaktan..Kendinin gittiği yetmezmiş gibi küçük kardeşininde kanına girmiş, gelmiş gitmiş gizlice... Ah ah onu da kopardılar bizden acım birken ikiye çıktı... Ne yapayım? nereye gideyim? Deli gibi gezdim günlerdir... Ama velakin arkada daha dört evladım var... Onların hatrına yaşayan ölü gibi geçiyor günlerim... Her gece yatmadan önce şükür secdesine gidiyorum bugünde ölüm haberlerini almadım diye" diye bitirdi sözünü Zehra anne... Yıllar boyu haberleştik, bir oğlunun ölüm haberi ile mahvoldu, bitti... Küçük oğlundan ise hala haber almamıştı son kunuştuğumuzda... Artık umudları tükenmiş, dünya ile ilişkisini kesmiş bir anneydi O...

Kan severler doymadı, ejderha hala yutuyor evlatları..

NOT: Ahmet Davudoğlu çıktı meydanlara en nihayet...Yazacak ve söylenecek o kadar çok malzeme birikti ki hakkında ömrüm olursa bir sonra ki yazımı zatiallilerine ayıracağım...