İsviçreli bilim insanları toprağa neden 2 bin don gömdü? Mine Ataman, SuperHaber'e yazdı...

Moğolistan'ın başkenti Ulan Batur'da düzenlenen COP17 Zirvesi'nde küresel çölleşme krizine karşı yıllık 278 milyar dolarlık finansman açığı konuşulurken, İsviçre'den gelen sıra dışı bir araştırma dünya gündemine oturdu. Zürih Üniversitesi'nin yürütüldüğü "İç Çamaşırıyla Kanıt" projesinde toprağa gömülen iç çamaşırlarının parçalanma süreleri incelenerek toprak altındaki gizli biyolojik yaşam haritalandırıldı. Tarım yazarı Mine Ataman SuperHaber için kaleme aldı.

SuperHaber Mobil
HABERİN DOĞRUSU CEBİNİZDE!

Son dakika gelişmelerini, özel haberleri anlık bildirimle ilk siz öğrenin.

SuperHaber Mobil Uygulaması
İsviçreli bilim insanları toprağa neden 2 bin don gömdü? Mine Ataman, SuperHaber'e yazdı...

COP17’yi izlemek için gittiğim ata yurdu Moğolistan’dan döner dönmez ayağımın tozuyla gödüklerimi, işittiklerimi ve bir “don hikâyesini” sizlerle paylaşacağım. 10 gün boyunca Moğolistan’ın Ulan Batur şehrinde bozulan topraklar nasıl onarılacak sorununa yönelik çözümlerin sunulduğu yüzlerce oturumu takip ederken önüme düşen ilginç bir don deneyi farkındalık için ıraklara bakmamak gerektiğini gösterdi.

COP17’de çözümü aktivistler, bilim insanları, çiftçiler, çobanlar sivil toplum kuruluşları, yerel topluluklar, yüzleri asık suratlı hükümet görevlilerinde ararken çözümün bir donda saklı olabileceğini elbette düşünemedim. Çölleşme ve arazi tahribatına dikkat çekmek amacıyla bu yıl “Toprağı Onar, Umudu Yeşert” temasıyla yapılan COP17’nin cevabı hikâyede saklı olabilir. Meşhur İsviçreli bilim insanları toprağın sağlığını anlamak için iç çamaşırına baktılar. Tüm halkın iklim değişikliği, arazi tahribatına dikkatini çekebilmek için yaratıcı bir sosyal deney yaptılar.

Toprağa Neden İç Çamaşırı Ekildi

Zürih Üniversitesi ile İsviçre Federal Tarım Araştırmaları Merkezi Agroscope, 2021 yılında “Beweisstück Unterhose”, yani “İç Çamaşırıyla Kanıt” adını verdikleri bir vatandaş bilimi projesi başlattı. İsviçre genelinde yaklaşık 1.000 gönüllü, 1.000 farklı noktaya 2 binden fazla pamuklu iç çamaşırı ve 12 bin çay poşeti gömdü. Özel bahçelerde iç çamaşırları hızla çürüdü, çimlerde ise neredeyse direndi. Toprağı iyileştirmek için önce toprağın gerçekten canlı olup olmadığını anlamamız gerekiyor. Deneyin merkezinde halka toprak sağlığının halk sağlığı ve gıda güvencesi için ne kadar kritik olduğunu göstermek vardı.

Çürüyen Donlar Toprak Sağlığının Kanıtı

Sonra herkes toprağın altındaki “delilleri” çıkardı, fotoğrafladı ve toprak örnekleriyle birlikte laboratuvara gönderdi. Sonuçlar 24 Ağustos 2026’da Plants, People, Planet dergisinde yayımlandı. Çalışmada yaklaşık 240 vatandaş bilim insanı da ortak yazar olarak yer aldı.

Neden iç çamaşırı?

Pamuk organik bir malzeme. Toprağın içindeki bakteriler, mantarlar, solucanlar ve diğer organizmalar aktifse pamuğu parçalamaya başlıyor. İç çamaşırı ne kadar hızlı parçalanıyorsa, toprağın altındaki biyolojik yaşamın da o kadar aktif olduğu düşünülüyor.

Donlar Toprağa bırakılan Biyolojik Saat

İç çamaşırı sağlam çıktıysa toprakta hayat daha yavaş çalışıyor, kumaş parçalanıp delik deşik olduysa toprak canlıları iş başında demek. Türkçe meali toprakta ne kadar fazla canlı mikroorganizma varsa bu toprağın güçlü bir orduya sahip olduğunu gösteriyor. Toprağı besliyor, bitkileri büyütüyor, meyveleri sebzeleri sağlıklı yapıyor, karbonu tutuyor, suyu emiyor. Araştırmanın en dikkat çekici sonucu bizim toprağa nasıl baktığımızın toprak kalitesini belirlemesinde. Tıpkı kendine iyi bakan annenin çocuklarının sağlıklı doğması gibi.

İç çamaşırları özel bahçelerde en hızlı parçalandı. Bu alanlarda daha yüksek organik madde miktarı ve toprak canlıları için daha elverişli koşullar bulundu. Çim alanlarda ise ayrışma en yavaş gerçekleşti. Tarım alanları ve çayırlar bu iki grubun arasında kaldı.

İnsanlığın toprağı kurtarmak için milyarlarca dolarlık yatırımları konuştuğu bir dönemde, İsviçre’den gelen bir araştırma biraz tuhaf, biraz eğlenceli ama bir o kadar da bilimsel bir yöntemle dünyanın dikkatini toprağın altındaki hayata çekti.

Donun Hızlı Çürümesi Her Zaman İyi Olmayabilir Mi?

Tarım açısından canlı ve aktif bir toprak; verimlilik, besin döngüsü ve bitki üretimi için önemli. Ancak doğal ekosistemlerde aşırı yüksek besin seviyeleri doğal dengenin bozulduğuna işaret edebilir. Bahçelerde de iç çamaşırlarının çok hızlı parçalanması, gereğinden fazla gübre kullanımının bir işareti olabilir. Yani toprağın çok canlı olması kadar, doğru dengede canlı olması da önemli. Toprak canlılarını sıcaklık ve nem de doğrudan etkiliyor. Toprak çok soğuk veya çok kuru olduğunda, yeraltındaki organizmaların faaliyetleri yavaşlıyor. Çünkü toprağın altında gözümüzle göremediğimiz dev bir yaşam dünyası var.

Bilim insanları, küresel biyolojik çeşitliliğin yarısından fazlasının toprağın altında bulunduğunu tahmin ediyor. Toprak yalnızca üzerine buğday, mısır, sebze veya ağaç diktiğimiz bir yüzey değil. Su depolayan, karbon tutan, besin maddelerini döngüye sokan ve sayısız canlıya ev sahipliği yapan yaşayan bir ekosistem.

Toprak küresel ölçekte alarm veriyor

Tam da bu nedenle İsviçre’deki iç çamaşırı hikâyesi, birkaç gün önce Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’da sona eren Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’nin 17. Taraflar Konferansı COP17’de paylaşılan rakamlar da meselenin neden bu kadar önemli olduğunu anlatıyor. Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi’ne göre dünyanın karasal alanlarının yüzde 40’ı tahrip olmuş durumda. Bu durum milyarlarca insanı etkiliyor ve dünya ekonomisine yılda 900 milyar dolara kadar maliyet yaratıyor. Eğer mevcut eğilim devam ederse, arazi tahribatını dengelemek için 2030’a kadar 1,5 milyar hektar arazinin restore edilmesi gerekiyor.

UNCCD’nin COP17’de gündeme getirdiği finansman değerlendirmesine göre, 2025-2030 döneminde arazi restorasyonu, çölleşme ve kuraklıkla mücadele hedeflerini gerçekleştirmek için yıllık yaklaşık 355 milyar dolar yatırım gerekiyor. Oysa mevcut yıllık yatırım yaklaşık 77 milyar dolar seviyesinde. Aradaki finansman açığı yılda yaklaşık 278 milyar dolar. Buna karşılık gerekli yatırımların yılda 1,8 trilyon dolarlık ekonomik fayda yaratabileceği öngörülüyor.

Yani mesele yalnızca çevreyi kurtarmak değil. Toprağı kurtarmak aynı zamanda ekonomiyi kurtarmak. COP17’de bu nedenle “toprak restorasyonu” artık romantik bir çevre sloganı olmaktan çıkarılıp yatırım, finans, tarım, su, gıda güvenliği ve kalkınma meselesi olarak ele alındı.

İsviçre’deki “İç Çamaşırıyla Kanıt” projesi bu soruların hepsini tek başına cevaplamıyor. Zaten araştırmacılar da iç çamaşırı testinin kapsamlı toprak analizlerinin yerine geçeceğini söylemiyor. Ancak toprağın biyolojik aktivitesini toplumun gözünde görünür hale getiren son derece basit ve etkili bir gösterge ortaya koyuyorlar. Araştırmacılar bu nedenle “İç Çamaşırı Endeksi” olarak adlandırılabilecek bir yaklaşım öneriyor.

Belki de bu deneyin en güzel tarafı bilim insanlarının yalnızca laboratuvarı değil, toplumu da araştırmaya dahil etmiş olması. Vatandaşlar yalnızca iç çamaşırı gömmedi, toprağın nasıl çalıştığını öğrenen ve kendi toprağını gözlemlemeye başlayan birer “vatandaş bilim insanına” dönüştü.

Bu bakımdan, toprak sağlığını yalnızca laboratuvarlarda konuşmak yerine çiftçiyi, bahçıvanı, öğrenciyi, belediyeyi, tüketiciyi ve şirketleri bu sürecin parçası haline getirebilir miyiz? Türkiye’nin farklı bölgelerinde aynı yöntemi uygulayıp Karadeniz’den Konya’ya, Trakya’dan Güneydoğu’ya kadar toprağın biyolojik aktivitesini haritalayabilir miyiz? Toprağı onarmak, dünyayı kurtarmak için COP17’ye gitmeye gerek var mıydı, küçük bir don deneyi bile bazen toplumda daha büyük etki yaratabiliyor.

Velhasıl, COP17’nin açılışında konuşan Kosta Rika eski devlet başkanı Carlos Alvarado Quesada’nın dediği gibi “fizikçiler insanın tozdan geldiğini söylüyor. Maya kültürü insanı mısırdan yaratılmış kabul ediyor. Moğolistan'ın binlerce yıllık çoban kültürü ise bize başka bir gerçeği hatırlatıyor. İnsan doğadan ayrı değil, toprağın parçası. Biz yeni topraklar, yeni kaynaklar, yeni gezegenler ve yeni teknolojiler ararken elimizde olanı tahrip ettik. Çözüm aslında içimizde, sende, bende, heryerde.” Belki de küçük bir don deneyinde.

Yorumlar

Yorum Yaz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.