İstanbul seçiminin yenilenmesi istiyorum!
Hain zombi FETÖ’nün mücadelesi asla bitmeyecek!
Bu zombiler kırk yıldır bu suç örgütünü masum bir kılıf içinde yeşerttiler, büyüttüler ve hain amaçlarına ulaşmak için hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadılar ve bakmayacaklarınıda açıkça 15 Temmuz kalkışmasında gösterdiler...
Bu zombilerin hırsları, güçleri sınır tanımaz!
Şeytanın bile aklına gelmeyecek şekilde her türlü yalan ve hile ile bu korkunç mücadeleyi sürdürecekler…
Ülkenin kılcal damarlarına kadar girdiler ve ne yazık ki, hâlâ girmeye devam ediyorlar...
Bir vatandaş olarak elimdeki tek güç olan "oy"uma bu zombiler hile ve yalan karıştırdılar, karıştırdıkları tescil de edildi… İşte bu yüzden en doğal hakkım olan seçme hakkımın sonucuna güvenebilmek için seçimin tekrar edilmesini istiyorum!
Yüksek Seçim Kurulundakilere sesleniyorum: “Biz seçmenlerin bu kaygılarını gidermek için seçimin tekrarının yapılması yönünde karar vermenizi bekliyorum!”
Ayrıca bu düşüncemi paylaşan vatandaşlar olarak Yüksek Seçim Kuruluna dava açmamız gerektiğini de düşünüyorum...
Görevleri konusunda yeterince özenli davranmadıkları için...
Bir kaç gün içinde Yüksek Seçim Kurulunun kararını göreceğiz…
Bu arada, cumhuriyet tarihimizin başlarındaki seçimlerde CeHePe’nin yaptığı sandık oyunlarını asla unutmadık!!!
Umudum o ki, tekrar bu tuzaklara düşmeyelim..
SÜLEYMAN SOYLU ADAMDIR!
Öncelikle bilinmesinde fayda var, bu yazım bir “Süleyman Soylu güzellemesi” değildir!
Bu yazım uzun yıllardır tanıdığım kardeşim Süleyman Soylu'la onur duyma yazısıdır...
Süleyman kardeşimle çok eski yıllardan beri tanışırız, bir çok kişinin aksine, mütevazı olmayı asla bırakmadan siyasette emin adımlarla ilerleyen birisidir… Kolay kolay eğilip bükülmez, doğru bildiğinden ödün vermez, tek derdi vatanına-milletine hizmettir!
Kılıçdaroğlu'na yapılan saldırının faturası bilinçli bir operasyonla Süleyman Soylu kardeşime kesilmeye çalışıldı… Ama bu işler öyle kolay olmuyor artık… Acayip bir halkımız var: özellikle delikanlı, mert olan siyasetçileri kolay kolay yedirmez, onlara sahip çıkar ve çıktılarda....
Süleyman Soylu kardeşimin yaptığı çalışmaların, hayata geçirdiği projelerin ve verdiği mücadelenin sonuçlarını uzun vadede çok daha iyi anlayacağız…
Elhamdulillah, çocuklarımız ve torunlarımız için dik duran ve her türlü tehlikeyi göze alarak çalışan bir Başkanımız ve İçişleri Bakanımız var...
ŞEHİRDEN KÖYE GÖÇ
Son yıllarda bu ters göç oldukça yaygınlaşmaya başladı...
Bizim evlatlarda bu gruba dahil oldular…
Üç yıl önce ters göç kararı alarak İstanbul'u terk edip bir dağ köyüne yerleştiler…
Oldukça zor alınan bu kararın gün geçtikçe ne kadar isabetli olduğunu daha iyi anlıyorum…
Geçtiğimiz hafta dört günlük bir mola için yanlarındaydım…
Trafiksiz bir hayat bile huzurlu olmak için yeterli…
Sadece hayvan seslerinin duyulduğu bir ortamda yaşamak insanı oldukça sakinleştiriyor…
Sabah temiz havayı solumak, yaprakların üstüne düşmüş çiy tanelerine dokunmak, dağların başındaki dumanlara bakarak kahveni yudumlamak, herhalde bu bir günlük dünyanın en güzel hallerinden biri benim için...
Elbette bu ters göç sadece bir mekan değişikliği değil, yaşam tarzının nerdeyse tümden değişmesi… Bu göçün sonuçları olarak yepyeni sektörler oluşuyor ve farklı kazanç kapıları açılıyor...
Bu ters göçü yaşayan ailelerin genellikle uğraştıkları alanlar bana gelecekle ilgili güzel duygular hissettiriyor… Çevre bilinci gelişen bireylerin yetişmesi ve doğaya dönük bir hayatın başlaması ile birlikte sayıları azda olsa kendileriyle barışık ve özgür çocukların yaşadığını görmek beni mest ediyor...
Teknoloji denilen canavarın eline düşen çocuklar için muhteşem bir kurtuluş doğaya dönük yaşamak…
Gözalıcı bir birleşim doğa ve insan…
Yatay yerleşimin verdiği mutluluk ve toprakla iç içe olmanın sakinliği anlatılamaz, sadece yaşanır…
Dikey yerleşim yerlerinde yaşamak insanın fıtratına asla uygun değil…
Bu gidişle bizede köy yolu göründü gibi...
NOT: Son dönemlerde bizlere sıklaşmış gibi gelen taciz ve tecavüz olayları aslında hep vardı ve olmaya devam edecek… Sadece sosyal medyanın yaygınlaşması ile görünür ve duyulur oldu bu vahşet… Bu olayların önünü kesmenin yolu ailenin dikkatli ve özenli olmasının yanı sıra, şer’i cezadan geçiyor desek hemen gericilikle suçlanırız… Ama ben bu tür gericiliğe can kurban diyorum ve acil olarak idam cezasının geri gelmesini istiyorum… Hiç bir kul Allah'tan daha merhametli olamaz… O zaman şu ilahlığı bırakıp kul olduğunuzu hatırlasanızda caydırıcı cezalar devreye girse...