İBB davasında 12. gün: Tutuklu sanıkların savunmasına devam edildi

İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanık duruşmanın dördüncü haftasında hakim karşısına çıktı. Bugün başlayan 12’nci duruşma sanıkların savunmalarının ardından sona erdi. Duruşma yarın sanık savunmalarının alınması ile devam edecek.

İBB davasında 12. gün: Tutuklu sanıkların savunmasına devam edildi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)'ne yönelik yolsuzluk, rüşvet ve irtikap soruşturmasında 12. gün sona erdi. Davada eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıktan savunması dinlenmeyenlerin savunmasına devam edildi.

Duruşmada bugün ilk olarak tutuklu yargılanan Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar'ın çapraz sorgusu ve avukat savunması tamamlandı. Ardından halk otobüsü sahibi Ebubekir Akın, eski İSFALT Genel Müdür yardımcısı Mehmet Karataş’ın ve avukatlarının savunması dinlendi.

Yaşanan gelişmeler şu şekilde:

Tutuklu sanıklar saat 10.30 itibarıyla jandarma eşliğinde salona getirilmeye başlandı. İzleyici kısmında bulunan sanık yakınları, tutukluların isimlerini söyleyerek selamlamaya çalıştı. İzleyici bölümünden bugün doğum günü olan Fatih Keleş için “İyi ki doğdun” sesleri yükseldi.

Ekrem İmamoğlu, aynı saatlerde görülen "bilirkişi" davasında hakim karşısına çıktığı için duruşmanın sabahki kısmına katılmadı.

BASIN KARTI TALEBİNE YANIT YOK

İmamoğlu'nun avukatlarından Tora Pekin, gazetecilerin İBB davasında yaşadığı "turkuaz basın kartı" sorunu için söz alarak şunları söyledi:

“Heyetinizin müzekkeresinde turkuaz basın kartı şartı olmadığı halde kapıda gazetecilere bu dayatılıyor. Binanın içine de giriyorlar fakat duruşma kapısının içerisinden girmeyi başaramıyorlar. Çünkü bazılarının basın kartları yok. Gördüğünüz gibi arkada 20 kişilik gazetecilik bölümünde sadece 4-5 gazeteci var. Serbest gazetecilerin turkuaz basın kartı alması çok zor, çok güç koşullara bağlı. Gazeteciliğin engellenmemesi bakımından bunu dikkate almanızı ve gazetecilerin içeri alınması için gerekli talimatı vermenizi talep ediyorum.”

Mahkeme başkanı Pekin'in bu talebini yanıtsız bıraktı.

AVŞAR SORULARI YANITLADI

Duruşma, saat 10.45’te, mahkeme başkanının sanık Ceyhun Avşar’a sorusuyla başladı. Duruşmada ilk olarak tutuklu sanıklardan İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar’a mahkeme başkanı ve duruşma savcısı sorular yöneltti. Mahkeme başkanının, “İkinci ihalede davet ettiğiniz Doğuş, Kalyon, Makyol, Cengiz İnşaat gibi firmalar zaten ilk ihalede de vardı. Bunları neden değerlendirmediniz?” sorusu üzerine Avşar, ilk ihalenin iptal sebebinin rekabet şartlarının oluşmaması olduğunu bildirdi. Avşar, şunları söyledi:

"İlk ihalede davet ettiğimiz altı firmadan iki firma teşekkür ederek teklif vermedi. İki firma ortak teklif verdi. Bir teklif de teminat mektubundaki hata nedeniyle geçersiz sayıldı. Eğer özellikle teklif beklediğimiz iki firma teklif vermiş ve beklediğimiz oranda indirim gerçekleşmiş olsaydı, ihaleyi iptal etmezdik. İhaleyi ‘rekabet koşulları oluşmadı’ gerekçesiyle iptal etmek çok zor bir karardır. Çünkü yeniden yapılacak ihalede teklif alamama riski vardır. Ancak biz, yaklaşık 15 milyar lira tasarruf sağladığımız bir projede bu düşük kırımla devam etmeyi doğru bulmadık. Bu nedenle risk alarak daha fazla firmayı davet ettik ve ikinci ihalede on firmaya davet gönderdik. Bu firmaları belirlerken yine geçmişte tamamladıkları raylı sistem projelerini esas aldık. Beklediğimiz oranda indirim aldık ve güncel rakamlarla 641 milyon lira ilave fayda sağlandı. Bu risk tersine de dönebilirdi. Daha yüksek maliyetle karşılaşabilirdik. Ancak projeye ve metrajlara güveniyorduk. O dönemde İstanbul’un farklı noktalarında devam eden sekiz raylı sistem projesinden edindiğimiz tecrübeyle daha yüksek indirim alınabileceği kanaatiyle hareket ettik.”

"FATİH ABİ 'KELEŞ' DEĞİL 'GÜLTEKİN'DİR"

Duruşmada savcının “Şube müdürünüzle yaptığınız WhatsApp konuşmasında yüzde 5-10 ifadeleri geçiyor. Bu nedir?” sorusu üzerine Avşar, “Bu mesaj 13 Mart 2024 tarihine aittir. İhale ise 26 Eylül 2024’te yapılmıştır. Arada 6,5 ay var. Mesajın ihale ile ilgisi yoktur. ‘Fatih abi’ dediğimiz kişi, Fatih Keleş değil, Metro İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Fatih Gültekin’dir. Metro İstanbul’un ana yüklenicilerden mühendislik ve teknoloji işleri alarak pazar payını artırma hedefi vardı. Bu oranlar, kurumun iş geliştirme hedefleriyle ilgili şaka amaçlı konuşmalardır. Rüşvet veya ihale ile ilgisi yoktur” cevabını verdi.

Savcının, “Yapı Merkezi’nin SGK borcu olduğu iddiası var” sözleri üzerine Ceyhun Avşar, “7 Ekim tarihinde SGK’ya göre borcu yoktur. Bunu ben değil, SGK söylüyor. Ayrıca ihale aşamasında SGK borcu sorgulama yükümlülüğümüz yoktu. Varsayalım ki sorguladık; yine SGK’dan ‘borcu yoktur’ cevabı gelecekti. Dolayısıyla bu iddianın hukuki bir karşılığı yoktur” ifadelerini kullandı.

"AZİZ İHSAN AKTAŞ’I TANIMIYORUM"

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü’ dosyasında da sanık olan iş insanı Ebubekir Akın savunmasında, "Yaklaşık 1 yıldır tutukluyum. Neden dolayı tutuklu olduğumu bilmeden, aylarca cezaevinde tutuldum. Aylar sonra iddianameyi öğrendiğim kadarıyla suçlama ve tutuklama sebebim HTS kayıtlarıymış. Hakkımda yapılan suçlama, Aziz İhsan Aktaş'ın belediyeden hak edişleri zamanında alması için rüşvet verdiği kişiye rüşvete aracılık ettiğim iddiasıdır. konu olan belediyeyle çalışmaktayım ve kendi hak edişlerimi gününde alamayan biriyim. alacaklarımızı zamanında alamadığımız için kontak kapatma eylemine kadar gitmiş bir insanım. Kendi hak edişlerini zamanında alamayan bir insanken, bir başkasının alması için rüşvete aracılık yapmam ne kadar akla yatıyor? Aziz İhsan Aktaş'ın alınan beyanlarında; 2 Aralık 2020 tarihinde Esenyurt Hoşdere mevkisindeki akaryakıt istasyonunda Ebubekir Akın'a teslimat yapıldığına ilişkin yürütülen teknik çalışmalarda, şüpheliyle belirtilen bölgede ortak baz sinyalimin bulunduğunu söylüyor. 2020 senesinden bahsediyor ama ben bu konuya biraz açıklık getirmek istiyorum. Bahsi geçen Esenyurt Hoşdere bölgesi, maalesef 2015 yılından beri benim ticaret yaptığım iş saham olan bir bölgedir. Peki, ben bu bölgede ne iş yapıyorum? bu bölgede bizim özel halk otobüslerimizin ve şahsi binek araçlarımızın yakıt aldığı benzin istasyonu bulunan bir şirketle 2011-2012 yılından beri sözleşmem var. Bu sözleşmeli şirkete 2011 ve 2012 yılından beri sürekli gidip gelmekteyim. Bu şirketle taşıt tanıma sistemimiz ve sözleşmemiz bulunuyor. Her hak ediş dönemimizde de aldığımız yakıtın ücretlerini ödemeye gidiyoruz. Aziz İhsan Aktaş’ın da bahsettiği üzere, 2 Aralık 2020 tarihinde baz sinyalimin olduğu belirtilmiş; bu tarih zaten benim rutin ödeme yaptığım tarihlerle birebir örtüşmektedir. Ben, Aziz İhsan Aktaş'ı tanımıyorum Kendisiyle hiçbir araya gelmedim, herhangi bir ticaretim olmadı. Suçlamayı kabul etmiyorum" dedi.

İBRAHİM BÜLBÜLLÜ İLE HTS KAYITLARI SORULDU

Mahkeme Başkanı Akın’a İbrahim Bülbüllü ile ilişkisini sordu. Akın ise , "İbrahim Bülbüllü ile tanışıklığım var. 2012 yılından beri İbrahim Bülbüllü’yü tanırım. Aynı ilçede, aynı mahallede otururuz. Herhangi bir ticaretim yok. HTS kayıtlarıyla ilgili, kendi işimle alakalı, İbrahim Bülbüllü ile destek almak için Florya’daki başkanlık konutunda birçok kere görüşmüştüm. Doğrudur" dedi.

"MUSTAFA MUTLU BANA HERKESİ YAKACAĞIM DEDİ"

İSFALT Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Karataş savunmasında, "Bu dava sürecinin nasıl başladığından da biraz bahsetmek isterim. 18 Eylül 2025 tarihinde gece yarısı infaz memuru koğuşuma gelerek hazır olmam gerektiğini ve Çağlayan Adliyesi’ne gideceğimin haberini verdi. Sabah sevk aracı ile Çağlayan Adliyesi’ne giderken Mustafa Mutlu da yanımdaydı, hatta yan yana oturduk. Benden daha önce aynı savcı ile yaklaşık 2 saat görüştü. Araçta Mustafa Mutlu bana '8 ay önce doğan çocuğumu hala görmedim. Ben yandıysam, elimden geldiği kadarıyla herkesi yakacağım' Aynı gün, benden önce ifade veren Mustafa Mutlu’nun savcı önündeki yalan beyanları ve iftiraları neticesinde yaklaşık 45 dakika süren sorgulama ve yargılama sonucu yıldırım hızı ile örgüt üyesi olarak tutuklandım. Tekrar belirtmek isterim ki; ne savcılık sorgusunda ne de hakimliğe çıkma sürecinde avukatıma haber verme imkanım olmadı. Sulh Ceza Hakimliği duruşması 10 dakika kadar sürdü. Mahkeme kapısının önünde duruşmadan çıkmış, gitmek üzere olan bir avukat, kolluk kuvvetlerinin ricası üzerine duruşmaya avukat olarak katıldı. Duruşma öncesi avukat ile sadece 5 dakika görüştüm. Mahkeme Başkanı’nın bana 2 sorusu oldu. İlki şöyleydi: 'Size ne kadar para verdi?' Soruyu anlamadım, dolayısıyla cevap veremedim. Ardından 'Ali Bey size ne kadar para verdi?' dedi. Ben de soruyu anlamadığımı, ‘Hangi paradan bahsettiğinizi bilmiyorum’ dedim. Mahkeme Başkanı ile bütün diyaloğumuz bu kadardı. Aranın ardından tekrar duruşma salonuna alındık. Tutuklama kararı vererek, duruşmayı bitirdi. Ben sözde örgüt üyesi olarak, Ertan Yıldız’ın altındaki çerçevenin içerisine yerleştirilmişim. Bu çerçeve içerisindeki kişilerden tek bir Burak Korzay’ı tanırım; diğer 7 kişiyi tanımıyorum. Mustafa Mutlu ifadeden sonra tahliye edilmiştir. Bunu neden yaptığını bilmiyorum, neye istinaden bu şekilde bir beyanda bulunduğunu anlayabilmiş değilim. Ancak bildiğim şey; benden ifadesinde bahsetmeseydi, şu anda belki de burada tutuklu olmayacaktım" dedi.

"ÇAMUR AT İZİ KALSIN, İFTİRA AT TUTUKLANSIN"

Mehmet Karataş, "Savcılık sorgulamasıyla ilgili birkaç düzeltme yapmak istiyorum. Ne için gittiğimi bilmeden savcı karşısına çıkarıldığımda, yanımda avukatım olmadığı gibi, gözlüğüm de yoktu. Yaş itibarıyla gözlüğüm olmadan herhangi bir yazıyı okuyamayacağımı sizler de takdir edersiniz. Bu düzeltmeler şöyledir; 'Beylikdüzü Belediyesi’nde inşaat mühendisi olarak çalışırken yapılan bir projenin müdürü olarak atandım' cümlesi yanlıştır. Doğrusu; 'Beylikdüzü Belediyesi’nde çalışmadan önce Gürpınar’daki Büyükşehir Belediyesi’nin Balık Hali projesinde müdür olarak çalışıyordum' şeklinde olacak. Ve 'İmamoğlu, beni yanına çağırarak başkan danışmanı olarak görev yapmamı istedi' cümlesi yanlış geçmiş. Doğrusu; 'Ekrem Bey, çalıştığım proje sonrası, inşaat mühendisi unvanı ile belediyede çalışıp çalışamayacağımı sordu, ben de kabul ettim' şeklinde olacaktır. Son olarak 'Daha sonra Ekrem İmamoğlu İBB Başkanı seçildikten sonra, onun onayı ile 2019 yılında İSFALT’ta Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladım' cümlesi yanlış geçmiştir. Doğrusu; 'Daha sonra Ekrem Bey, İBB Başkanı seçildikten dört ay sonra, müracaatım üzerine ASFALT’ta Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladım' şeklinde olacaktır. Bu ifadelerimi böylece düzeltmek isterim. Ben bu ifadeye götürüldüğümde, sürecin Aziz İhsan Aktaş dosyasına ilişkin olduğunu sanıyordum. Hangi suç kapsamında sorgulandığımı, hangi eylem ve hangi suç ile karşı karşıya olduğumu soruşturma savcısından değil, mahkeme kararı sonucu anlayabildim. Savcılık makamı gerek Mustafa Mutlu’nun gerek gizli tanık Köknar’ın ve gerekse Cüneyt Yakut’un iddialarına karşı bilgi ve belge isteyebilir, görevli olan ilgili kişileri dinleyebilir ve doğrusunu araştırabilirdi. Ancak hiçbir araştırma yapmadan, hatta araştırma gereği bile duymadan söz konusu kişilerin beyanlarını doğru kabul ederek bizlere suçüstü yapmış gibi tutuklama talebiyle mahkemeye sevk etmiştir ve haksız yere tutuklanmamızı sağlamıştır. Hani bir söz vardır; 'Çamur at izi kalsın' Bu sözü bizlerin durumuna uyarlamak gerekirse aslında şöyle demek lazım; 'Çamur at izi kalsın, iftira at tutuklansın' Durum tam da böyledir diye düşünüyorum" dedi.

"BEN BURADA KONUŞURKEN NAKLEN Mİ İZLENİYORUZ"

Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu, "Sayın Hakimim, ben bir soru sormak istiyorum. Salondaki güvenliğimiz açısından bu soruyu sormak istiyorum. Sizin de bilginize ihtiyacım olduğu için. Salondan çıkarken avukatımla 5-10 dakika münazara yaptıktan sonra hakkımda tehdit ve hakaret davası açıldığını duydum. Ben burada konuşurken naklen mi izleniyoruz, haberimiz yok? Böyle bir dava açılabilir mi? Buna birinin hakkı var mıdır? Savcılık burayı izleyebiliyor mu? Bilmediğim için soruyorum" dedi.

DURUŞMA YARINA ERTELENDİ

Duruşma yarın sanık savunmalarının alınması ile saat 10.00'da görülmeye devam edecek. (DHA)

Kaynak: Haber Merkezi - Odatv - DHA